KALEİÇİ İŞLETMELERİ: "ADI KONMAMIŞ BİR BASKI HİSSEDİYORUZ"

Antalya Kaleiçi. Antalya’nın hem iç turizme hem de dış turizme açılan en önemli yerlerinden birisi. Aynı zamanda Antalya’da eğlence sektörünün nabzının attığı ana alanların başlarında geliyor.

Kaleiçinde, ister gündüz ister gece, gezintiye çıktığınızda, Antalya’nın temposundan, gürültüsünden uzaklaşarak, başka bir dünyaya, bir paralel evrene gelmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Dar sokakları, duvarların ardındaki ağaçların sokağa taşan dalları, içinde nice yaşanmışlıkları barındıran tarihi yapıları ile dünya gailesinden uzaklaşıyorsunuz.

İşte böylesine önemli ve Antalya için bu kadar anlamlı bir yer bugünlerde, deyim yerinde ise, kan ağlıyor. Kaleiçi’ne can veren, daha da önemlisi kimlik katan eğlence mekanları kimsesizliğe ve una bağlı olarak çaresizliğe gömülmüş durumdalar.

2012 yılında kurulmuş olan Kaleiçi Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Fikret Çağlan, Kaleiçi’ni bugünlerine getirmek için verdikleri emekleri anlatırken, 1997 – 1998 yıllarında, alt yapı çalışmaları yapılırken Kaleiçi’nde kontrolün kaybedildiğini ve uyuşturucu ve fuhuş sektörünün alana yerleştiğini hatırlatarak, “o günlere geri dönmekten korkuyoruz” vurgusunu özellikle yapıyor. “Çünkü”, diyor, “halihazırda mevcut olan işletmeler zayıfladıkça, yerine istenmeyen başka güçler gelecektir ve Kaleiçi bizim binbir emekle var ettiğimiz, sadece alkol almaya değil, kültüre de gelen ve kültürünü getiren tabanını kaybedecektir.”

“ANTALYA’YA GİRİŞİ ÇIKIŞI KAPATIN!”

Antalya’nın kendi iç potansiyelinin Kaleiçi ekonomisini döndürmeye yeteceğini söyleyen Çağlan, “yetkililere de önerdik. Dedik ki, ‘Antalya’ya girişi çıkışı kapatın, Antalya içini serbest bırakın’. Eğer böyle yapılsaydı, bugün bu sorunlar yaşanmıyor olacaktı.” Plansızlığın bugün sonuçta ana neden olduğu tespitini yapan Fikret Çağlan; “Antalya’nın bir turizm merkezi olduğu ve turizm hareketliliğinin önemi gözönünde tutularak bir yapılacak bir planlama ile bu sorun, Antalya adına çok daha hafif ve kolay atlatılabilirdi. Maalesef bu yapılamadı” diyor.

“BİZİM ADIMIZ BİLE ZİKREDİLMEDİ”

Başkan Çağlan, dikkatlerden kaçan bir noktayı özellikle vurguluyor.: “Dikkat edin, bir yıl boyunca herkesin dilinde tekbir sözcük vardı: ‘Cafe’ler. ‘Cafeler şu saatte açılacak’, ‘cafeler şu saatte kapanacak’ gibi. Alkollü işletmeler sanki Türkiye’de yok. Oysa biz varız. İlk defa, iki ç gün önce aklollü işletmelerden bahsedildi. Türkiye’de alkollü işletmeler var. Bunlar sanki kötü yerlermiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Oysa biz öyle insanlar değiliz. Biz de turizme hizmet ediyoruz.” Kaleiçin’e 10 yıldır fuhuş, kumar, gibi mafyatik yapıların girmediğini belirten Çağlan, “bunu biz başardık. Bu gibi olumsuzlukların önünü almak için özellikle biz uğraştık. Çünkü bu tür yapılardan ilk önce biz zarar görüyoruz.” Vurgusunu özellikle yapıyor.

“MADDİ GÜCÜ İLE DEĞİL, KÜLTÜRÜ İLE GELEN İNSANLAR SEMTİ”

Sohbet içerisinde Kaleiçi’nin kültürel boyutuna özellikle bir başlık açıyor Fikret Çağlan. “Buraya maddi gücü ile değil, kültürü ile gelen insanlar istiyoruz. Burada, yeme içme kültürünü bilen insanların semti olmasını istiyoruz ve bunu da başardık. Devletin olayın bu boyutunu özellikle görmesini istiyoruz.” dileğini özellikle dile getiriyor.

“YUKARIDAN BİLGİ AKIŞI YOK”

Kamu kurumlarında yukarıdan bilgi akışının olmaması, sorunun temel kaynaklarından birisi. Bu konuda Fikret Çağlan, “Bilim kurulu bir açıklama yapmıyor. Yapılan açıklamalar bize yansıtılmıyor. Biz sadece şunu duyuyoruz: ‘Şu saatler arasında kapanacaksınız!’ Nedenler, niçinler yok. Tamam kapatıldınız, ‘sizin derdiniz ne?’, ‘sizi nasıl ayakta tutarız?’ diyen yok. Elektrik faturası ödenmediği için hacze gelenler var. Kiralar aynen ve yıllık zamlar yapılarak devam ediyor.” diyerek ekonomik zorlukları anlatırken, işgaliye parasına özel bir vurgu yapıyor. “Belediyeler, üstlerindeki Sayıştay baskısı nedeni ile işgaliye ücretlerini alıyorlar. Eğer almazlarsa bu sefer de, ‘belediyesinin yapması gereken tahsilatı yapmayarak kamu zararı yaratmakla’ suçlanıyorlar.”

“ADI KONMAMIŞ BİR BASKI HİSSEDİYORUZ”

Uygulamaların toplamına bakıldığında, üzerlerinde adı konmamış bir baskı varmış gibi hissettiklerini söyleyen Fikret Çağlan; “burada kaderine terk edilmiş ve yapayalnız bırakılmışlık duygusu hakim hepimizde” diyerek yaşadıkları psikoojik süreci özetliyor, bir anlamda.

MURAT AYAZ: “MARKANTALYA’YA GÜNLÜK 12 BİN ZİYARETÇİ GİRİYOR”

Sohbete katılan Kaleiçi işletmecilerinden Murat Ayaz bu noktada söz girip, “AVM’ler açıkken, bizim kapalı kalmamızı anlamakta zorlanıyoruz.” diyor ve ekliyor. “Açık alanlar serbest, bize yasak. Şunu sormadan edemiyorum. Bütün tedbirleri alınmış, mesafe ayarlamaları yapılmış bir mekanda çay ile bira içme arasındaki fark nedir? Bu sorunun yanıtı yok. ‘Çay serbest, bira yasak’ noktasına geliyor olay. Murat Ayaz, önemli bir saptama ile diyor ki; “Markantalya’ya giren günlük kişi sayısı 12 bin ve Markantalya açık. Gerisini siz düşünün.”

EN BÜYÜK KORKU: ALKOLLÜ İŞLETMELER ÜZERİNDEKİ BASKININ PANDEMİDEN SONRA DA DEVAM ETMESİ

Kaleiçi işletmecilerinin en büyük korkusu, pandemi bahane edilerek alkollü işletmelere getirilen kısıtlamaların pandemiden sonra da devam edeceği. Bunda da gerekçeleri, normal zamanlarda uygulamada olan alkollü içeceklerin belli bir saatten sonra satışının kısıtlanması.

19 Nis 2021 - 12:44 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.