İstanbul Haliçi’ni gerçekten kim ve nasıl temizledi? (2. Bölüm)

I’inci bölümde de değindiğimiz üzere 1994 yılından itibaren İBB tarafından başlatılan çalışmalarda, Haliç’in asıl sorununu oluşturan dip çamuru tabanı yüzeyinde deniz ortası derinliğinin oksijen ve sirkülasyan ortamının oluşmasını sağlayacak şekilde minimum 4 m sıyrılarak taranmasının yeterli olduğu Çevre Mühendisi öğretim üyelerince bildirilmiştir.  Asıl ana sorunu oluşturan Haliç dibi yüzeyi çamur taramasının çevreyi kirletmeden toplanması, taşınması ve en uygun yere boşaltılmasını da içeren planın proje çalışmaları ise ilk defa 1995 yılı itibariyle gerçekleşme aşamasına geçmiştir.

 Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat Fakültesi, Geoteknik Anabilim Dalı olarak Türkiye’de ve Dünya’da çamur taramasıyla ilgili yapılmış proje ve uygulamalar, tarafımızca ekip olarak incelenmiş, çamurun depolanacağı alana ilişkin değişik alternatifler sözlü ifade ve yazılı raporlarla İBB yönetimine sunulmuştur. Bu arada 1975 yılından itibaren sık sık Haliç’in sorunlarının ve çözüm yollarının araştırılması amacı ile farklı kurumlarca da bilimsel toplantılar yapılmıştır. Yapılan bilimsel toplantılar, 1995’yılına kadar sadece toplantı düzeyinde kalmış, ya da temizlenme çalışmaları yapılmalıdır yazıları ve tavsiyeleri düzeyinin ötesine geçememiştir. Haliç’in ana unsurunu ve can damarını oluşturan dip çamurunun taranıp temizlenmesi çalışmalarını 1995 yılında İBB tarafından kararlı bir tutum içinde ele alınmış,  bilimsel görev de YTÜ Geoteknik Anabilim Dalı’mıza verilmiştir. Yapılması gerekenler ve Haliç’in ne gibi yöntem ve uygulamalarla temizlenmesi gerektiğine dair görüşlerimiz, bilgilendirme adına İstanbul’da yer alan diğer üniversitelerde de oturumlar gerçekleştirerek, konuyla ilgilenen öğretim elemanlarına sunulmuştur.

Çok enteresandır, İstanbul’daki diğer devlet üniversitelerinin birinde, Haliç çamurunun nasıl temizlenmesi gerektiğine ait o tarihlerde yaptığımız bir sunumda, ne yazık ki az sayıda da olsa bazı öğretim üyelerinin: “Masrafa ne gerek var, Haliç’in zaten kuzey yarısı ağzına kadar dolmuş, o kesimleri tamamen hafriyatla kapatalım, olsun bitsin” gibi Haliç’i yani Altın Boynuz’u yok edici İstanbul’un tarihȋ ve tabii güzel yapısını bozucu, düşünülmesi bile kabul edilemez hayret verici düşünce bazında öneriler, bizleri son derece üzmüştür. 

İstanbul Haliçi ve çevresinin tabii dokusuna tekrar kavuşturabilmemiz için, 1995 yılında başlatılan Islah Projesi ile Haliç’in tıkanan memba tarafındaki dip çamuru yüzeyinin su derinliğinin 4-5 m olacak şekilde taranıp uzaklaştırılması ile deniz ortamının oksijen düzeyinin yükseltilmesi için öncelikle “taban çamurunun yerinde stabilizasyonu” planlanmıştır. Tarama işleminin Haliç sahil ve kıyılarda, kıyı boyunca uzanan taşıt yollarında zemin hareketlerine yol açmaması ve taranacak organik içerikli çamurun 1995 yılında değişken güncel zemin özelliklerini belirlemek üzere ve en ekonomik şekilde uzaklaştırılabilmesi için öncelikle uygun yerlerde yapılması gerekli zemin etüdü sondajlarına dayalı ayrıntılı arazi ve laboratuvar araştırmaları yapılmasına tarafımızca karar verilmiştir.

İstanbul, Haliç Islah Projesi kapsamında gerçekleştirilen geoteknik çalışmalarda, Haliç’in kara ve deniz kesimlerinde Temmuz-Ağustos 1995 tarihlerinde 25 m derinliğe ulaşacak şekilde yerlerini bizzat belirlediğimiz 21 adet zemin etüdü sondajından 19 tanesi dubalar üzerine kurulan sondaj aletleriyle Haliç orta kesimleri ve kıyıları boyunca yapılabilmiştir. Haliç Köprüsü kuzeyinde yer alan ve 29 Mayıs 1453 tarihinde Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethedilip Türk Yurdu haline getirilen Osmanlı dönemi İstanbul’unda, Bahariye Adaları olarak ya da Haliç Adaları olarak adlandırılan tabii olarak önceden de var olan 2 adacıkta ise adalara ulaşıp sağlıklı sondaj yapmanın çok zor olduğu ilgili firmaca belirtilmesi üzerine, bu adacıklarda zemin etüdü sondajları yapımından vazgeçilmek zorunda kalınmış, sondaj sayısı 19 ile sınırlı kalmıştır.

Daha önce yapılmış eski sondaj logları yanında bu alanda güncel Haliç çamuru zemin durumunun belirlenmesi amacıyla yerlerini belirterek 1995 yılında yaptırdığımız (AR-1995) toplamda 19 adet yeni zemin etüdü sondajlarından yararlanılmış, geoteknik açıdan değerlendirilmiş, zemin kesitleri hazırlanmıştır.

Sondajların Haliç Köprüsü kesiminde yapıldığı yerler ve deniz dibi derinliklerini gösterir harita (batimetrik harita) ile sondaj çalışmasını gösterir tarafımıza ait fotoğrafımız aşağıda Şekil 10 ve 11’de verilmektedir. Şekil 10’da görüldüğü üzere sadece deniz derinliğine bakıldığında bile 1993 yılında sökülüp Haliç Köprüsü yakınına yerleştirilen eski Galata Köprüsü; yani adıyla Valide Sultan Köprüsü’nün bulunduğu kesimde deniz derinliklerinin gösterildiği haritada, derinliklerin Haliç kıyısında 1m, Haliç ortasında ise 3 m’yi geçmediği anlaşılmaktadır. Köprünün yan yana dizili kapalı kutu şeklindeki 4 m derinlikli çelik dubaların, yerleştirildiği bu yeni kesimin, köprü kuzeyini baraj seddesi gibi kapamasıyla su sirkülasyonu tamamen kesilmiş ve Alibey ile Kâğıthane Deresi’nden gelen tabii rüsup haricinde, tüm kentsel ve endüstriyel atıkların Haliç kuzey alanlarında daha da hızlı birikmesine neden olmuştur. Tarihȋ köprü nitelemesi adı altında sökülmemesi gerektiğine dair halkımızda oluşan veya oluşturulan ya da tarihȋ köprü muhafaza edilmelidir gibi muhtemel yanlış algı veya yönlendirmeler, eski Galata Köprüsü’nün sökülüp uzaklaştırılması gerektiği halde bu yeni güzergâha, hem de en yanlış yere yerleştirilmesine etki eden önemli nedenlerden biri olmalıdır. Bu sebeple tıkanıklığı önlemek için 1995 yılında başlanıp deniz dibi yüzeyi dip taraması yapılırken, köprünün aşırı çamur birikimine neden olmaması ve su sirkülasyonunun nispeten sağlanabilmesi için dip tarama derinliği Haliç Köprüsü güney kesimlerinde 5 m olarak gerçekleştirilmiştir. Ancak,  1993 yılında çok yanlış bir düşüncenin uygulanmasıyla Eski Galata Köprüsü’nün sökülerek yeni konuşlandırıldığı yer,  zamanla su sirkülasyonunu önleyen çamur birikimine neden olan bir sedde görünümüne dönüşmüş, Valide Sultan Köprüsü’nün bulunduğu mevkide, köprü dubalarıyla deniz dibindeki mesafenin 2003-2004 yılları arasında köprü güzergâhında yer yer 15-20 cm’ye kadar düştüğü ya da tıkandığı tespit edilmiştir.  I’inci bölümde de bahsettiğimiz gibi Valide Sultan Köprüsü, çevreden yapılan bütün bazı itirazlara rağmen, çok doğru bir kararla 2016 yılında bulunduğu yerden tamamen sökülerek, tıkanıklık problemi ortadan kaldırılmıştır.

Şekil 10- Eski Galata Köprüsü’nün, yeni adıyla Valide Sultan Köprüsü’nün, bulunduğu yerden 1993 yılında sökülerek Haliç’in kuzey kesimlerine konumlandırıldığı yer ve deniz tabanı derinliklerini gösteren batimetrik harita.

Şekil 11- 08 Ağustos 1995 yılında Haliç Köprüsü yakınında denetimimizde yapılan (AR-1995) bir zemin etüt sondajı. Temmuz-Ağustos 1995 tarihleri arasında yapılan deniz sondajları iki adet duba üzerine sondaj makinasının monte edilmesiyle gerçekleştirilmiştir.

Haliç’ten taşınan çamurun çevreye zarar vermeden uzaklaştırılabilmesi için İBB’ye sunmuş olduğumuz alternatiflerden biri olan Haliç’in kuzey batısında Eyüp İlçesi’nde Yeşilpınar Mahallesi’nde yer alan ve Taş Ocağı işletmelerinin yer aldığı alanda, kazılarla oluşmuş büyük çanak şeklindeki çukurluklarda depolanmasına karar kılınmıştır. Taş Ocağı, kamyon ve diğer vasıtaların giriş çıkışlarını sağlayan vadi tabanında yer alan iki adet yol açıklığı, iki adet baraj yapılarak kapatılmıştır. Yapılması planlanan Çamur Tutma Barajları gövdelerinin emniyetli olarak nereye ve hangi doğrultuda konumlandırılması gibi çok önem arz eden baraj gövdesi aks yerleri tarafımızca belirlenmiştir. Özellikle arazide yerinde gözlemlenerek harita üzerindeki yerleri arazide dolgu-ana kaya sınırlarını hassasça tarafımızca çizilerek belirlenmiş, her iki baraj da ana kayayı oluşturan grovak (kumtaşı-silttaşı) kayaları arasına oturtulması sağlanmıştır. Belirlediğimiz bu güzergâhın ilgili firma tarafından uygulanması ile 17 Ağustos 1999 yılında oluşan ivmesi yüksek Marmara Depremi’nden etkilenen İstanbul’da oluşan sarsıntılarda, her iki barajda en ufak bir hasar, çatlak, yıkılma veya çamur kaçağı oluşmamış ve gerisinde 40 m kalınlığına ulaşan henüz kurumamış 5 milyon m3e yaklaşan sulu çamurla ağzına kadar dolu barajlar yıkılmamış, dolayısıyla yoğun yerleşimi oluşturan Alibeyköy İlçesi’nde can ve mal kaybı gibi büyük bir felaketin oluşmasının da önüne geçilmiştir.

Tıpkı eski vahşi çöp sahalarının rehabilite edilip, halkın hizmetine sunulmuş faydalı alanlara dönüştürülmesi gibi günümüzde Çamur Depolama Alanı, çamur kurutma, yamaç stabilitesi çalışmaları sonrası, yeri Şekil 12’de gösterilen “İsfanbul Tema Park” ya da eski adıyla “Vialand” olarak adlandırılan İstanbul’a yakışır eğlence merkezine dönüştürülmüş, 26 Mayıs 2003 tarihinde dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılmıştır.

Şekil 12- Haliç çamurunun depolandığı, günümüzde İsfanbul Tema Park (Vialand) olarak değerlendirilen alanın Google Earth Uydu Fotoğrafı Görüntüsü.

Haliç Islah Projesi kapsamında, Haliç ve çevresinin geoteknik koşullarının belirlenmesi yanında taranan çamurun depolanacağı alanın jeoloji-mühendislik jeolojisi araştırmaları, çamur depolama sahasında inşa edilen barajlarının tasarımı ve depolama alanının uzun süreli davranışının analizi gibi çalışmaların tamamı, yine YTÜ İnşaat Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü,  Geoteknik Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri’nce gerçekleştirilmiştir. Haliç çamuru yüzeyinin ilk 5 m’sinin özelliklerini belirlemek amacıyla Temmuz-Ağustos 1995 tarihleri arasında yaptırmış olduğumuz 19 adet sondajdan, deniz tabanından 25 m derinliğe kadar olan kesimden elde edilen numuneler üzerinde, zeminlerin indeks özellikleri ile taban çamurunun kayma mukavemetini, konsolidasyon özelliklerini belirlemek üzere, Geoteknik Anabilim Dalı’mızda laboratuvar deneyleri yapılmıştır. Böylece taranacak çamurun uzaklaştırılarak depolanması ve depolama alanındaki davranışını belirlemek için gerekli bilgiler elde edilmiştir. Tarafımızca yapılan stabilite (duraylılık) değerlendirmelerinde, Haliç kilinde su altında oluşturulacak şevlerin 10° eğimle,  6 (yatay) : 1 (düşey)  taranması durumunda kenar yapıların güvenliği için yeterli olacağı ve istenilen tarama derinliğinin sağlanabileceği tespit edilmiş ve dip çamuru taraması da bu şekilde gerçekleştirilmiş, herhangi bir sorun da yaşanmamıştır. Bazı çevrelerce; çamur taranırsa Eyüpsultan İlçesi yamaçlarının kazı nedeniyle heyelana sebep olacağı, yerleşim yerlerine zarar vereceği beyanatları da gerçekleşmemiştir. Zira Eyüpsultan İlçesi dik yamaçları çamur çökellerden değil, grovak kayalarından oluşmaktadır. 

Mühendislik Jeolojisi Haritası, Jeolojik Harita, baraj yapımı, yeri, çamurun depolandığı yerin özellikleri, arazide çekmiş olduğumuz fotoğraflara ait yapılan çalışmalara ilişkin açıklamalarımız tarih sırasıyla aşağıda devam edecektir.

İlk aşamada 3,5 milyon m3 Haliç çamurunun nakledilerek depolanacağı Taş Ocağı alanı, yamaç ve yakın çevreyi de içine alacak şekilde, tarafımızca Mühendislik Jeolojisi Haritası hazırlanmıştır. Yakın çevresiyle birlikte, yaklaşık 400 dönümlük alanı kaplayan çamurun depolanacağı Taş Ocağı, köstebek yuvasını andırır şekilde, kazıyla çıkarılan kayaların oluşturduğu büyük derinliklere ulaşan oyuklar yanında, yamaçların bir kısmı da yapay dolgu ve çöp benzeri atıklarla doldurulmuştur. Bu sebepten, ana kaya ile dolgu zemini yayılım alanları ve sınırlarının çok hassas şekilde belirlenebilmesi ve yapılacak 2 adet Atık Tutma Barajı gövdelerinin nereye ve hangi yönde oturtulması gerektiğine dair çok önemli sorunların çözülebilmesi için arazi, tarafımızca adım adım gezilerek büyük ölçekte, Mühendislik Jeolojisi Haritası yapılmıştır (Şekil 13).

Şekil 13- Haliç çamurunun depolandığı Taş Ocağı alanının Mühendislik Jeolojisi Haritası ve belirlediğimiz baraj aks yerleri.

Taş Ocağının kuzey yarısında yer alan oyulmuş kazı çukurlukları yamacı, Eyüp Belediyesi tarafından uzun yıllar, hafriyat atık alanı olarak kullanılmıştır. Kuzey yamaçta yer alan bu hafriyat alanı da Geoteknik Anabilim Dalı’mızca hazırlanan proje ile yamaca eğim verilerek kademelendirilmiş ve vadi tabanı boyunca topuk yapısı önerisinin gerçekleştirilmesiyle de dik yamacın stabilitesi sağlanmış, çamur barajı göl alanını tehdit edebilecek heyelan tehlikesi de ortadan kalkmıştır.

Atık Tutma Barajı II’nin bulunduğu alanın doğu yamacı ise 1995 senesi öncesi hafriyattan oluşmuş yaklaşık 50 m kalınlığa ulaşan büyük bir tepe halini aldıktan sonra üstüne gecekondu evleri yapılmış olduğu gözlenmiştir. Taş Ocağının çamur depolanması öncesi ve depolanırken arazide yerinde yaptığımız çalışmalarda çekmiş olduğumuz slayt fotoğraflar,  Şekil 14 ve 15’te yer almaktadır.

Şekil 14- 21 Aralık 1996 tarihli, Eyüp Taş Ocakları Sahasının henüz Haliç çamuru doldurulmadan önceki görünümü. Taş Ocağı derin çukurunun yeri, yukarıda Şekil 13’te Mühendislik Jeolojisi Haritası’nda görülmektedir.

 

Şekil 15- Haliç çamurunun depolanma öncesi Eyüp Yeşilpınar Mahallesi Taş Ocakları kuzey yamaçlarına bakış. Fotoğrafta üstte ayrışma nedeniyle kahverengileşmiş grovak kayası, alt seviyelerde ise ayrışmadan korunmuş orijinal rengini muhafaza etmiş mavi grovak kayası görülmektedir. (21 Aralık 1996)

(Devam edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.