Bir kış günü

Yazı yazarken koltukta uyuyakalmıştım. Aklımda çeşitli fikirler dönüp duruyordu dün aksam.

Nereleri gezsem ve neler yazsam?. Şöminenin tüten dumanında uyandım. Dışarısı Bodrum degil sanki! bu nasıl bir soğuk ? dedim kendime. İngilterede bu kadar soğuk hava görmedim desem yeridir. Uyumadan önce okuduğum kitapta çok güzel bir söze denk gelmiştim. Mutlaka not almışımdır biryerlerde. Bu kadar dağınık degilim normalde ama gerçekten soğuk havaları sevmiyorum.

İşte burada not almışım. Albert Camus demiş ki, ‘ kısın ortasında, icimdeki yenilmez yazı keşfettim.’İste bu ben olmalıyım dedim kendi kendime. İcimdeki yaz hiç bitmiyor. O halde sıcak biryerlerde yaşamalıyım. Kafamın içinde boyle bir sürü konu dolaşırken, çok sevdiğim bir yazar arkadaşım beni aradı.’ Hadi muge bir kitap daha yazda okuyalım.’ Kendisinin 14 tane kitabı var hep üretir mutlaka yazacak bişeyleri vardır. Bense zamanı geldiginde yazıyorum. Önce gezmem lazım! hadi kapatıyorum telefonu dedim. Kış beni huysuz yapıyor onu fark ettim. Neyseki bana alışkın herkes. Bir ara gönlünü alırım ne de olsa arkadaşımın..

Gümüşlüğe gelirken bir köy var adı Eski karakaya köyü git mutlaka gez dediler. Bende atladım arabaya uğradım bu hafta. Yolun başlangıcı Dereköy’den geliyor. Gördüğüm her beyaz su sarnıcında bir fotoğraf çektim. Bazen çinli turistlerden çok fotoğraf çekiyorum desem yeridir. Bir arkadaşım diyorki 7 sinde neyse 70 indede o kişisin. Gülüyorum ve geçiyorum ona. Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum yapacak bişey yok. Yol boyu yaban domuzları ve horozlarla karşılaşarak gittim. Bana biraz Kapadokya’yı andırdı bu köy. Köye ulaşmak icin birçok virajlı yolu geçip, mis kokulu yabani lavantalara ve yemyeşil zeytin ağaçlarına ulaşmanın keyfini yaşıyorum.

Bir süre sonra köye yaklaştığımda artık araba giremez oluyor. Ve iş başa düşüp yürümeye ve tırmanmaya başlıyorsunuz. Yok öyle arabayla köy gezmek. Köyün sokaklarında, tarihin kokusunun sindiği eski Bodrum mimarisine uygun evler var. Bunlar tamamen yıkıldığında restorasyon yapılabiliyor. Sanki tarihte yolculuk ediyor gibi hissettiriyor bu evler bana. Eski taş evler ve patika yollar. Yazın kültürel aktivitelerin yapıldığı bir köy oluyormus. Doğası ve havası harika. Gümüşlüğün serin esen rüzgarınıda yüzümde hissediyorum. Gökyüzü gün batımının pembeliğine bürünüyor. Dag kekiğinin kokularıda burnuma geliyor. Hep diyoruz ya boyle doğal bir hayat yasayalım. Belkide bir gün gerçekleştiririz hayallerimizi belli mi olur?. Bu güzel köyden hepinize Sevgilerimle..

Ekli Dosyalar
# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gezenti - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.