Sevgili Eylül, komşularımız artık yok!

Sevgili Eylül;
Hani bizim komşularımız vardıya insanlardan uzak yaşadığımız dağda; Ayılar, geyikler, domuzlar, tilkiler, çakallar, canavarlar, kirpiler, oklu kirpiler, yılanlar, kertenkeleler, akrepler, fareler, tavşanlar, keklikler, kuşlar, kelebekler, kurtlar, sarı arılar, eşek arıları, böcekler;

Ah be kızım nasıl anlatsam bilmem ki!
İncir yemek için komşunun bahçesine gelen, incir ağaçlarının dallarını kırıp bir de kocaman kaka yapan ayı, her akşam evimizin karşısına gelen ve senin bana usul usul geldiğini haber verdiğin, bir ayağını kaldırıp dakikalarca bizi izleyen sonra da bahçeye girip bütün kavunları yiyen domuzcuk, bahçenin içinde sürekli dolaşan, her gün bir salatalık tırtıklayan beyaz oklu kirpi, evimizin dibindeki kocaman kara yılan ve diğerleri...

Sözü uzatmayayım; komşularımızın yuvası tamamen yandı. Hani sen; büyük deden bir dal kesmişti de “kuşların yuvasını neden kesiyorsun?” deyip çanına ot tıkamıştın! İşte o orman yandı....
Ne ağaç kaldı ne çalı. Çoğunun kendisi de yandı belki de! Kurtulan olduğunu sanmıyorum.
Köyler yandı, yanmaya da devam ediyor.

Sevgili kızım; Cehennemi “Kara Davut” isimli bir dini kitapta şöyle okumuştum; “Gurbettesin, Sıla’dan yanına bir hemşerin gelir. Sevinirsin. Sarılırsın ona.
“Hoş geldin hemşerim, ne var yok anlat bakalım!” diye sorunca;
“Sıla’da her şey yolunda, anlatacak bir şey yok, yalnız senin ev yandı!” deyince yüreğinde bir yanma başlar.
“Evin altındaki ahırda bulunan eşek, öküzler, inek, dana, keçiler, oğlaklar, koyunlar, kuzular, tavuklar, hepsi yandı, kurtaramadık!” dediğinde yüreğindeki ateş dayanılmaz hal alır.
“Bunlar önemli değil” der hemşerin, “Çalışırız, toplanırız hepsini yeniden alırız lakin evi kurtarmaya çalışırken eşin de yandı, ne yapalım kader, sana yeni bir eş alırız Sıla’ya dönünce ama annen de yandı!”

Buraya kadar dayanmak bile mümkün değil!

Sıla’dan gelen hemşeri devam eder sözüne;
“Anan biliyorsun; bir hayli yaşlıydı, bir ayağı çukurdaydı garibim kurtuldu bence, üzülme canın sağ olsun!” der ve son bir nefes alarak devam eder sözüne;
“En kötüsü ne biliyor musun? Çocukların da yandı!”

İşte cehennem bu hikayedeki insanın yüreğine düşen ateşin kat be katıdır, cehennem budur.” diye okumuştum.

Sevgili Elif:
Birlikte beş koca yıl geçirdiğimiz dünyamız yandı, evimize de ateş çok yaklaştı. Ev yanarsa yansın, yeniden yaparız ancak yanan komşularımız yok artık! Geri gelemezler.

Üzülme demeyeceğim, üzülme demek kolay. Cehennemi yaşadık, yaşıyoruz!
Dileğimiz; başkaları bu cehennemi yaşamasın!
Seni yüreğinden öperim!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah Kıldan - Mesaj Gönder

# haber

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.