'Survivor' ya da 'I have a dream'

İki gündür Antalya’da bir ‘İsmail Balaban’ rüzgarı esiyor. Altın kemer sahibi yağlı güreş sporcusu İsmail Balaban, Acun Ilıcalı’nın ‘Survivor’ programında birinci oldu. Programın sportif yanı benim açımdan tartışmalı olsa da, iyi bir halkla ilişkiler çalışması. En azından bu anlamda İsmail Balaban tebrikleri hak etti ve fazlasıyla aldı. Fazlasıyla diyorum. Çünkü büyüğünden küçüğüne bütün belediye başkanları, bütün milletvekilleri, bütün siyasi figürler kutlama yarışına girdiler. O kadar ki, ‘sarı fırtına’ olan İsmail Balaban birden ‘sarı kasırga’ bile oluverdi.

İsmail Balaban’ın başarısını tartışacak yeterliliğe sahip değilim. Bu nedenle de o tartışmanın dışına atıyorum kendimi. Bu kadar insan tebrik sırasına girdiyse elbette vardır bir keramet.

Bu başarının yaşandığı aynı günlerde Antalya’da, en az ‘survivor’ kadar anlamlı başka bir başarı da yaşandı.

Megaspor diye bir kulüp var Antalya’da. Kadın voleybol takımı. Bu takımın en önemli özelliği, 10 – 11 yaşlarındaki kız çocuklarını voleybol ile buluşturup bu gençler ile varlığını devam ettirmesi. İşte bu Megaspor, geçtiğimiz hafta Kadınlar Voleybol 2. Ligine yükseldi. Buraya kadar sıradan bir spor haberi bu. Ama bu haberin başka bir tarafı vardı.

Bu kızlarımız oluşturduğu takımın yaş ortalaması 14 iken, kendilerinden hem yaş hem de tecrübe olarak büyük olan ablaları ile yaptıkları müsabakalardan geçerek 2. Lige çıktılar.

Bu kızlarımızın oluşturduğu takım kendi imkanları ile turnuvalara devam etmeye çalışırken, rakipleri Muratpaşa Belediyespor, Kepez Belediyespor gibi ekonomik sorun yaşamayan, maça gittiğinde hangi otel daha ucuz diye bakmayan, ulaşım için birilerini sponsor yapmak zorunda olmayan kulüplerdi.

Bu kızlarımızın oluşturduğu takım, antreman için saha saha gezerken, rakipleri kendilerine ait özel salonlarda antreman yapıyordu.

Bu kızlarımızın oluşturduğu takım, bütün oyuncularını kendi alt yapılarından hazırlarken, rakipleri başka takımlardan transfer ataklarına başlamışlardı.

Özetle, bu kızlarımız Martin Luther King gibi “I have a dream (bir hayalim var)” dediler ve işin daha da mutlu eden ve gönendiren tarafı, bu hayallerini de gerçek eylediler ve Kadınlar Voleybol 2. Ligine adlarını yazdırdılar.

Bu hayali de, rakam olarak belki küçük ama anlam olarak paha biçilemez olan birkaç sponsor desteği ile başardılar.

Şimdi daha büyük hedefleri var. Kadınlar Voleybol 1. Ligi onları bekliyor.

Sevgili belediye başkanları, sevgili milletvekilleri, sevgili siyasiler, sevgili Antalya’nın sermaye çevreleri; İsmail Balaman ve Acun Ilıcalı’yı ziyadesi ile mutlu ettiniz. Anlaşılan o ki; İsmail Balaman yurda döndüğünde de hediye yarışına gireceksiniz. O zaman soru şu olacak. Bu kızlarımız da, İsmail Balaban ve Acun Ilıcalı kadar mutlu edilmeyi hak etmiyorlar mı? Diğer bir deyişle; ‘survivor’ dediniz, ‘I have a dream’ demeyecek misiniz?

Ben kendi adıma cevabımı vereyim. Kızlarımızın ‘I have a dream’ cümlesi, artık benim de ‘I have a dream’ cümlemdir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.