Akkuyu Nükleer Güç Santrali zemini

Öncelikle Akkuyu Nükleer Güç Santrali yapım kararı ve aşamaları ile ilgili olarak yapılan çalışmaları tarih sırasına göre hatırlatma açısından kısa bir açıklama yapılması uygun olacaktır.

Bilindiği üzere, Mersin İli sınırları dâhilinde ve Türkiye’nin ilk nükleer enerji santralini oluşturacak Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yapılacağı alan ve bu alanın uygunluğu açısından da zemine yönelik olarak değişik kurumlarca ve danışmanlarca Geoteknik Zemin Etüdü çalışmaları yapılmıştır. İlk olarak 1970’li yıllarda zemine yönelik yapılan büyük ölçekli Jeoloji, Mühendislik Jeolojisi ve diğer etüt çalışmaları sonucunda Akkuyu Sahası’nın, Nükleer Santral için uygun bir yer olduğu kanaatine varılmış, 1976 yılında da saha için yer lisansı verilmiştir.

Tıpkı Atatürk Barajı’nın yapımının, yurt dışı kaynaklı kredilerin verilmesinde bazı problemler oluşması nedeniyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne (GAP) hayat veren bu baraj, tamamen yerli kaynaklarla Türk insanı tarafından gayretli bir çalışma sonucu inşa edilmiştir. Akkuyu Nükleer Santrali yapımı da benzer nedenlerle 40 yılı aşkın bir süre gecikmiştir. Nihayetinde 12 Mayıs 2010 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti arasında, Akkuyu’da bir Nükleer Güç Santrali’nin Tesisine ve İşletilmesine Dair İşbirliğine ilişkin Anlaşma” imzalanmıştır. 14 Nisan 2015 yılında ise Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Rus Devleti Nükleer Şirketi Rosatom arasında ilgili alanda deniz yapıları ve limanının temeli gibi kalıcı çalışmalar başlatılmıştır. Nükleer Santralin temel kazısı sonrası inşaat yapım başlangıç tarihi Aralık 2017’dir. 03 Nisan 2018 tarihinde ise Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin ile birlikte Akkuyu Nükleer Güç Santrali temel atma töreni gerçekleştirilmiştir.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) çalışmaları, ülkemizdeki nükleer bilim ve teknolojisinin gelişmesinde de büyük ilerlemeler ve kazanımlar sağlayacağı da açıktır.

Çoğu kez Türkiye’nin tekstil ve ağır sanayii gibi üretime yönelik kalıcı yatırımlarda katkı vererek Türkiye’mize hatırı sayılır kalıcı faydalar sağlayan Rusya’nın, Akkuyu’da Türk ve Rus Mühendisleri ile birlikte yapmakta olduğu çevreyi kirletmeyen emniyetli, yeni nesil nükleer santralde de, her biri yaklaşık saatte 1.200 Megavat (MW) kapasiteli olmak üzere 4 adet üniteden, toplam 4.800 MW enerji üretileceği planlanmaktadır. Bu gerçekleştiği takdirde, Akkuyu Nükleer Güç Santrali tam kapasite çalıştığında; Atatürk Barajı’nda 2400 MW, Keban Barajı’nda 1330 MW ve Berke Barajı’nda 510 MW olan 3 barajın toplam üretimlerin saatteki toplamının 4240 MW olduğu da düşünüldüğünde, Akkuyu Nükleer Güç Nükleer Santrali’nin tek başına üç barajın toplamından daha fazla enerji üreteceği görülmektedir. Bu arada Türkiye’nin yenilenebilir hidroelektrik santrallerini oluşturan barajlarımızın, başta çok ekonomik olmaları yanında enerji ve içme suyu olmak üzere, tarımda sulama, balık üretimi, ılıman iklim ortamı, taşkınları koruma, erozyonu önleme gibi çok yönlü faydalar sağladığı da unutulmamalıdır. İlgili Bakanlıkça bu çalışmaların daha da çoğaltılıp, yeni barajların inşa edilmesi çalışmalarına verilen siyasi desteğin aynı hızla devam etmesi ise sevindiricidir. Ayrıca, günümüzde özellikle baraj inşasında dünyanın her tarafında baraj yapabilme konusunda uzmanlaşmış olan tecrübeli DSİ mühendis ve çalışanlarının ülkemize verdikleri ve vermekte oldukları katkılar da onur verici olduğu hatırlanmalıdır.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali 1. Ünitesi’nin inşa edileceği alan nasıl bir zemindir? Zemine yönelik bir sorun var mıdır? Türk ve Rus danışmanlarınca, uzun süredir bir noktada muhtemelen şüpheye düşülen 1. Ünite ve Reaktörü’nün inşa edileceği zeminin bir kısmının, önceki raporlarda belirtildiği gibi yapay dolgu mu yoksa farklı bir zemin mi olduğu sorusu gündeme gelmiş ve bu sorunun acilen doğru cevabının ne olduğunun tespiti istenmiştir. Bu sorunun çözülmek istenmesi üzerine tarafımıza, İnşaat Müh. kökenli, Geoteknik konusunda uzman, saygıdeğer bir Üniversite Öğretim Üyesi’nin, Tektonik ve Mühendislik Jeolojisi konularında katkı sağlamamızı rica etmesi üzerine, zemin yapısına ait sorunu çözmek üzere, Akkuyu Nükleer Güç Santrali yerine fahri olarak, 03 Ekim 2017 tarihinde birlikte gidilmiştir.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde zemin özelliklerinin belirlenmesi için daha önce jeolojik, jeofizik ve sondaja dayalı geoteknik etüt ve incelemeler yapıldığı, raporların da hazırlanmış olduğu 1 No’lu Reaktör binası için tesviyesi yapılan alanda (+5 m), Reaktör-1 bina temeli için +2.65 m kotuna kadar kazılmış olduğu 03 Ekim 2017 tarihindeki arazide yerinde yaptığımız gözlemlerimizde de görülmüştür.

Daha önce hazırlanan sondajlara dayalı geoteknik raporlarda yer alan zemin kesitlerinde tanımlanan ana zemin ile hafriyat sonrası +2.65m kotuna kadar açılan Akdeniz sahil şeridi yakın bitişiğinde, 1 No’lu Reaktör’ün 100 m x 150 m boyutlarında açılmış temel çukurunda zemin yüzeyinden itibaren temelin bir kısmının, sondaj verileri değerlendirmelerinde, kalın bir yapay dolguya oturacağı varsayılmış ve bu yapay dolgu zemin kesitlerinde belirtilmiştir. Geoteknik Mühendisliği açısından kontrolsüz yapay dolgunun üzerine bir bina oturtulup, yapay dolguya taşıtılamayacağı, taşıma gücü ve reaktör emniyeti açısından da tehlikeli boyutta büyük sorunlara yol açacağı bilindiğinden, ilgililerce de yapay dolgu olarak gösterilen zeminin tanımlanması hakkında kesin bir kanaat oluşturulamaması nedeniyle tabii olarak şüpheye düşülmüş, durumun aydınlatılması istenmiştir. Zira Reaktör-1 Binasının 80 m yüksekliğinde olacağı ve temel zeminine 6-9 kg/cm2 aralığında yüksek basınç gerilmeleri ileteceği teknik heyet tarafından tarafımıza ifade edilmiştir.

Akkuyu Nükleer Santrali yerine fahri olarak, 03 Ekim 2017 tarihinde gidilmiştir. Temel kazısı yapılmış ancak henüz temel betonu atılmamış 1 No’lu Ünite’yi oluşturan Reaktör alanı zemini ve şevinde görülen kayaçlar, aynı gün içinde tarafımızca yerinde arazide incelenmiştir. Bu incelemeler sonucu oluşan gözlem ve tespitlerimiz arazide, yerinde sözlü açıklamalarımızla ilgililere hemen aktarılmıştır. Daha sonra ise yazılı olarak 06 Ekim 2017 tarihinde arazide zemine yönelik nelerin yapılıp uygulanmasına ilişkin tavsiyelerimiz, birlikte hazırlanan “Akkuyu Nükleer Enerji Santral Sahasında Yapılan Gözlemsel İncelemeler Hakkında Rapor” başlıklı 11 sayfadan oluşan yazılı rapor halinde ilgililere ve Rus Firma yetkililerine ulaştırılmıştır.

03 Ekim 2017 tarihinde 1 No’lu Reaktör’ün +2.65 m kotuna kadar açılmış temel zemini ve şevleri tarafımızdan yerinde incelendiğinde:

a) Temel zemininde sondajlarda temel çukuru seviyesi üstünde olduğu gösterilen herhangi bir yeraltı su seviyesine rastlanmadığı, temel zemininin kuru olduğu görülmüştür.

b) Temel zemininin, gri renkli, yer yer çatlaklı, ancak sağlam karbonat yani kireçtaşı/dolomitik kireçtaşı kayalarından (Perm-Karbon dönemi çökelleri) oluştuğu tespit edilmiştir. 03.10.2017 tarihinde, karbonat kayalarının yakın ve uzak mesafeden çekmiş olduğumuz arazi fotoğrafları aşağıda yer alan iki Şekil’de yer almaktadır:

c) Asıl sorunu teşkil eden ve çelişkiye düşülen 1 No’lu Reaktörün oturacağı temel zeminin bir kısmının kesitlerde gösterildiği gibi yapay dolgu üzerine değil, ana zemin üzerine inşa edileceği tarafımızca belirlenmiştir. Yapay dolgu benzeri görüntüsü nedeniyle yapay dolgu olarak sondaj loglarında gösterilen zeminin, yapay dolgu olmadığı tespit edilmiştir. Tabii olarak, bu tür zeminlerin tanımlanması çoğu kez, çok şaşırtıcı olabilmektedir. Bu tür özellikteki ezik zeminler, Tektonik ve Mühendislik jeolojisi açısından bakılıp değerlendirildiğinde, günümüzde de dalma-batma zonundan etkilenen aktif bölge içinde, sıkışma rejimi nedeniyle kayalar içinde gelişeceği ve tüm Akdeniz sahil şeridinde de görüleceği olağandır. Diğer bir ifadeyle Akkuyu yöresinde de bu tür benzer zeminlere rastlanılabilecektir. Akkuyu Nükleer Santrali 1. Ünite içinde yanlışlıkla yapay dolgu olarak belirtilen zeminin, karbonat kayaları içlerinde genellikle makaslama zonları ile kil katkılı karbonat katkılı kesimlerinde ana kaya içinde geliştiği gözlenmiştir. Bu ezik zonları, ana kaya içinde yer yer ardalanan (tekrarlanan) ve kaya özelliği tanınabilen bol çatlaklar nedeniyle fiziksel ve kimyasal ayrışmaya uğramış olan, ayrışmamış karbonat kayalarına kıyasla göreceli olarak düşük mukavemet özelliğinde, kısmen ezilmiş altere (bozuşmuş) karbonat kaya parçacıkları oluşturmuştur. Daha sade bir ifadeyle dolgu zannedilen kesimlerin dolgu değil, ana kaya iç bünyesinde yer yer altere olmuş ana kayaya ait kesimler olduğu anlaşılmıştır. Temel taban kotundan itibaren ezik zonlarda araştırma yapmak için açılan araştırma çukurlarında, ezik zon ortamının ayrık kaya parçacıklarından oluşması nedeniyle kazıcı makine tarafından çoğu kez zor kazılabildiği de ifade edilmiştir. Bu da mühendislik açısından artı bir değer taşımaktadır.

1 No’lu Reaktör alanında, karbonat kayalarında yer yer ara katkılı olarak tekrarlanan ve yer yer makaslama zonlarında gelişebilen, arazide 2 yerde belirgin görülen ve kalınlıkları 3-4 metreyi geçmeyen, yaklaşık kuzey-güney doğrultuda uzanan ve düşeye yakın eğimli bu tür kaya kırıntılarından oluşan kısmen ezilmiş zonların (RQD=0) yerleri ve sınırları, aşağıdaki Şekil’de verilmektedir.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin 1 No’lu Reaktörü’nün oturtulacağı alanda zemin ile ilgili oluşan ve problem yaratabilecek belirsizliği ve zemin ile ilgili iyileştirme yönteminin belirlenmesi için 03 Ekim 2017 tarihinde gidilen Mersin Akkuyu’da yerinde yapılan inceleme sonucunda, şüpheye düşülen zemin sorunları, aynı gün içinde çözülmüş, ilgili tavsiyeler, sözel olarak anlatılmış ve yapılmasını tavsiye ettiğimiz iyileştirme yöntemleri ise daha sonra bir rapor haline getirilerek, 06 Ekim 2017 tarihinde ilgililere gönderilmiştir.

Son yıllarda, başta Hidroelektrik, Rüzgâr, Jeotermal ve son günlerde Güneş Enerjisi gibi çevreyi kirletmeyen yenilenebilir enerji üretim yapım çalışmalarının teşvik edilip hızla artması memnuniyet vericidir. Bunların yanında Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yeni teknoloji ile inşa edilecek olması nedeniyle yüksek güvenirlikli ve 2023’te ilk Ünite’si, geriye kalan 3 Ünite’sinin de birer yıl arayla 2026 yılı sonuna kadar tamamlanıp faaliyete geçmesi planlanmaktadır. 60 yıl işletim ömürlü, zararlı sera gazı salımı yapmayan, kesintisiz elektrik üretimini sağlayacak olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin 4 Ünitesi’nin devreye girmesi ile birlikte üretilecek olan toplam enerjinin, dışa bağımlılığımızı gittikçe ve hızla azaltan, ekonomimize katkı sağlayan son derece sevindirici, gurur verici çalışmalar olduğu, zamanla daha da çok görülecektir.

Gerek Nükleer, gerekse Hidroelektrik ve Rüzgâr Türbini Santralleri’nin yapılmalarının ihmal edilip ya da mümkün olduğunca geciktirilip, faydalı olmadıkları gibi yanlış yönlendirme ve etkileme çalışmaları her zaman olacaktır. Algı yönetimiyle oluşturulmaya çalışılan; inkâr etme, düşünce ve eylemler ile doğru veya yanlış olduğuna bakılmaksızın, akıl karıştırmaya yönelik, bu tür görüşlerin sıklıkla ortaya atılmaya devam ettiği günümüzde, doğru düşünce ve doğru yolun, tüm farklı görüşleri, yorumları içeren yazıların okunup incelenerek, karşılaştırılıp, mantık süzgecinden geçirilerek, her zaman en doğru kararları vereceğine inandığımız sağduyulu halkımız ile aşılabileceğine inanılmaktadır.

Prof. Dr. Mustafa YILDIRIM, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İnş. Fak., İnş. Müh. Bölümü, Geoteknik Anabilim Dalı, E. Öğretim Üyesi, Davutpaşa Kampüsü, İstanbul.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Müh. Fak., İnş. Müh. Bölümü Öğretim Üyesi, Haliç Kampüsü, İstanbul.

2

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.