Reklamı Kapat

Burdur Gölü’nün yansımasında Seyit Torun sohbeti

Dün (27 Mayıs) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Burdur ve Isparta ziyaretleri vardı.

Öncelikle genel ziyaretlerle ilgili notları bir derleyelim. Aslında çok fazla bir şey yazmaya gerek yok. CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer’in danışmanı Ali Rıza Akkaş’ın çektiği, aşağıdaki videoyu izlediğinizde ziyaretin ana ruhunu, Kılıçdaroğlu ile sohbet eden kadın üzerinden yakalıyorsunuz. Bu kapsamda, günün sonunda iki not kalıyor aklınızda.

1)      CHP için birşeyler değişiyor.

2)      Kemal Kılıçdaroğlu, “elitist CHP” anlayışını ortadan kaldırmak için özel gayret sarfediyor ve bunun karşılığını da alıyor.

İkinci madde için Kılıçdaroğlu’nun esnaf ziyaretleri iyi bir gözlem alanı oluşturuyor. Burdur’da gerçekleştirilen esnaf ziyaretlerinde, esnafın Kılıçdaroğlu’na ilgisi ve Kılıçdaroğlu’nun da bu ilgiye verdiği cevap, bir zamanlar bu ülkede var olan, halka inmek adına nobranlaşmayan, sakillikten özenle kaçan, bir kaliteyi yansıtan, bu özelliklerle birlikte halkla içiçe olması gereken bir siyasetçi profilinin bugün de nasıl olması gerektiğinin küçük bir özeti gibi. AKP’nin 20 yılda kültürel alanda yarattığı yıkıma verilebilecek en güzel cevap, bu siyaset tarzının sokaklarda daha fazla olmasını sağlamaktır. Bu anlamda, bugüne kadar ağırlıklı olarak STK ve kanaat önderlerine daha fazla önem veren Kılıçdaroğlu’nun, sokağa daha fazla inmesi, esnaf, kadın, genç kitle ile daha fazla sıcak temas sağlaması gerekiyor.

Gelelim, Seyit Torun sohbetine.

Her ne kadar kuruyarak avuç içi kadar kalsa da, Burdur Gölü’nün Toroslara yaslanarak yarattığı yansımalar ve bu görsel şölen altında siyasal bir sohbet gerçekleştirmek çok da kolay değil elbette. İnsanın bu ortamda hiç de siyaset konuşası gelmiyor. Ancak yanınızdaki kişi, her alanda ve her anlamda CHP’nin en çok tartışılan isimlerinden olan Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun olunca, Burdur Gölünden ve yarattığı görsel şölenden özür dileyerek siyaset konuşmak durumunda kalıyorsunuz.

Seyit Torun hafta sonu Antalya’daydı. Torun’un Antalya’da bulunduğu günlerde gündemdeki en önemli konu, bana göre, Ulaşım AŞ’de işçilerin greve çıkmasıydı. Sohbet buradan başlıyor. Seyit Torun bu noktada, “sosyal demokrat bir belediyede olabilecek şeyler bunlar. İşçi arkadaşlarımız bizim belediyelerimizde hak arama mücadelesini yapamazlarsa, sosyal demokrat olmamızın ne anlamı var?” diyerek konunun ideolojik boyutuna dikkat çekiyor. Ardından da ekliyor. “Taraflar gereken özveriyi gösterdiler ve anlaşma sağlandı” diye ekliyor. Kendisinin o günlerde Antalya’da olduğunu ve Pazar sabahı anlaşmanın sağlandığını ifade ettiğimde ise; “herkes üzerine düşeni yaptı” demekle yetiniyor.

Nusret Bayar’ın görevden alınmasından sonra Antalya’da oluşan iklim, sohbetin devamındaki konu oluyor. Bu noktada Torun, “ Türkiye’nin siyasal gündemi ortada. Bizim bir an önce bu iktidardan kurtulmaya ihtiyacımız var. Tek ve biricik gündemimiz bu. Bu gündem dışında bir konuyu kabul etmiyoruz. Bütün örgütlerimizi de bu hedef doğrultusunda motive ediyoruz.” diyor. “Bütün örgütlerimiz” derken yaptığı vurgu, Genel Merkezin önüne koyduğu bu hedefe olan dikkatini dağıtacak hiçbir şeye tahammülü olmayacağını anlatmak ister gibi bir anlam taşıyor. Daha önce Antalya’da yaşanan dağınıklığı ve CHP’de gerek parti içi gerekse belediye başkanları nezdinde var olan ayrışmayı hatırlattığımda, “iktidarın yarattığı bu ayrışma iklimi içerisinde, bizim ama kendi içimizde ama kendi dışımızda ayrıştırma yapmamız, ötekileştirme tavrı içerisinde olmamız kabul edilemez. Bu nedenle başta Genel Merkez olmak üzere herkes, bütün arkadaşlarımız üzerlerine düşeni yapıyorlar ve yapmaya devam edecekler.” diyor. Bu noktada, konuşmasının içerisinde geçirdiği “bütün arkadaşlarımız” tanımlasını açmasını istiyorum. “bütün arkadaşlarımız” derken sadece örgütü mü kastediyor acaba? “ben bütün arkadaşlarımız” diyeyim, sen ‘bütün’ü anla” şeklinde esprili bir cevap veriyor.

Seyit Torun, konuşma içerisinde isimlerden özellikle kaçınarak konuyu ilkesel boyutta tutmaya çalışıyor. Çünkü biliyor ki, konuyu isimler üzerinden tartışırsa hem sürece hem de örgüte zarar verecek. Bu nedenle de ısrar ve ısrarla isimler üzerinden tartışmaktan ve konuşmaktan kaçınıyor.

Sohbetin sonrasında, bütün fazlaları attığımızda, ister belediye başkanı ister örgüt kadroları olsun, kendisini iktidara hazırlayan ve bunun için moral motivasyonu tam olan bir CHP profili çıkıyor ortaya. Bu nedenle de sohbette kurduğu cümlelerin yanısıra duruşu, örgüt içinde bu sürece zarar verecek her türlü davranış ve harekete tahammüllerinin ve müsamalarının olmayacağını söylüyor.

Sonuç olarak, Seyit Torun’un temsil ettiği kurumsal kimlik olarak baktığımızda, önündeki süreci okuyan ve hata yapılmazsa Millet İttifakının iktidarının gelmekte olduğunu gören bir CHP var bugün.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.