Corona günlerinde yaşamak

 Evet, bu corona modasına ben de kapıldım, bu kervana ben de katıldım, tutuldum, yakalandım. Ne derseniz deyin, ama bu gün tam 15. Gün ve yeni yeni gözüm açılmaya başladı diyebilirim. Mevzuya dalmadan evvel açıkça bu husustaki kanaatimi söyleyeyim; bu işte bir tuhaflık var. Yani gerek teşhisin pozitif olduğu bilgisi, gerekse sonra yaşananlar, verilen ilaçların işe yarayıp yaramadığı ve çok yüksek dozda kullanılması… Yani elbette bir şey demeye çalışmıyorum, zaten bu kovid-19 olayı, onlarca yıl tartışılacak bir problematik halini almış durumda. Ben sadece bu macerayı on beş gündür fiilen yaşayan birisi olarak söylüyorum, bu işte bir tuhaflık var. Ama tabi ki hekimlerimize, sağlık ordumuza asla sözüm yok, onlar, bu konuda alınan sağlık politikalarını canla başka uygulamakla meşguller.

Corona günlerinde yaşamak…. Başlığa dikkat ettiniz mi, şeye benziyor, bir roman vardı, “Colera Günlerinde Aşk” diye. Kimdi yahu yazarı, bilemedim bakın şimdi. Mecburen google’a soracağım. Oysa, mesela Gazete Grafiti’nin editörü Ali Taş’a sorsam, hemen, derhal, tak diye bilir. Niçin bilir? Çünkü o solcudur. Solcu ne demek? Her şeyi bilen adam demek. Türk solcusu zaten her şeyi bilir, tarih felsefesi, diyalektik materyalizm, tarihin değişim yasaları ve evreleri, sınıflı toplum, sınıfsız toplum vs.  Marx, Engels, Lenin, Stalin, Mao, Che,  zaten bizimkilerin masa arkadaşıdır.  Ama bir tek kendi yaşadıkları ülke konusunda kafaları karışıktır, ona bir türlü formül bulamıyorlar. Zannediyorum ki, 1919 yılından öncesine dair olan biten başka bir toplumun, hatta başka bir sınıfın tarihidir, orada olup bitenler bizi asla ilgilendirmez diye düşünüyorlar. Eh, elbette bu da bir bakış açısı.

Bir ara, 60’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi eliyle bir fırsat yakaladı bizim sol. Hakikaten umulmadık bir ilgi vardı TİP’e. Amma ve lakin, TİP içinde yetişen genç devrimciler, daha parti ikinci seçimine bile girmeden, TİP’e savaş ilan ettiler. “TİP Oportünizmi” diye bir kavram icat ettiler ve TİP’in bütün çalışmalarını, konferanslarını sabote etmeye, baltalamaya başladılar. (Bunu Mahir Çayan, kendi yazdığı kitabında ayrıntılı anlatır). TİP opürtünistti, çünkü yasal yollardan siyaset yapmayı tercih ediyordu, yeterince devrimci değildi, pasifti, şuydu, buydu. Yani gören de Türkiye Amerikan-İngiliz-Fransız askerleri tarafından, tıpkı 1918’de olduğu gibi, açık işgale uğramış ve bir an önce silahlanmak gerekiyor sanacak. Dev-Genç’li gençler, tuhaf bir şekilde buna kendilerini inandırmış görünüyorlardı.

Ve 12 Mart 1971 gecesi dananın kuyruğu kopar. TİP’li, Dev-Genç’li, ne kadar sosyalist aydın, öğrenci, yazar, sendikacı varsa, doğru mahpushanelere, yallah! TİP Genel Başkanı Behice Boran Hanım da tutuklananlar arasındadır elbette. Bir gün, mülkiyeli genç bir çocuk dikilir karşısına; “hocam beni tanıdınız mı?”. Behice Hanım bakar yüzüne genç adamın, “hayır evladım, çıkartamadım”. Başlar bizim genç devrimci kendisini tanıtma gayretine; “ama Hocam, nasıl tanımazsınız, şurada sizin mitingi dağıttık, burada sizin konferansınızı engelledik, hatta şu tarihte partinizin genel merkez binasını bastık….” Behice Boran, o her zamanki anacan tavrıyla cevaplar genç adamı; “aman evladım, o kadar kalabalıktınız ki, hangi birinizi hatırlayayım!”

Corona günlerinde yaşamak…

Google’a sordum, evet, tabi ya, Marguez, Gabriel Marguez. Ne güzel romanları var, Kırmızı Pazartesi, Yüz yıllık Yalnızlık… Ama hatırlayamadım işte, çare Google. Ha bu arada, solcu demişken, yeni okuduğum bir araştırmadan bahsedeyim; covid-19 denilen virüs, sigara ve alkol tüketenlere ya bulaşmıyor, ya da bulaşsa bile, etkili olamıyor. İroni yapmıyorum, böyle bir hipotez var bilim çevrelerinde. Ve bana göre zinhar doğrudur. Nereden biliyorum, meselâ Mehmet Talay var, biliyorsunuz, solcu gazetecidir kendisi. Maşallah ben hiç ağzında maske görmedim. Sigara dersen, günde iki paket. Rakı zaten söylemeye ne hacet. Yaşı da bir hayli ileri olduğu halde, maşallah hiç korona olduğunu duymuyoruz. Neden? Çünkü muntazaman sigara içer. Çünkü muntazaman alkollü içki tüketir. Bir de Eşref Ural’a bakın; bir yudum bira içmez, sigara içeni ofise sokmaz, hep sağlıklı beslenir. Eeee, sonuç; sonuç belli, ortada.

Corona günlerinde yaşamak.

Beynim fokur fokur kaynıyor, uyurken bile memlekete dair fikirler, formüller çatışıyor beynimde. Sanki bana soran var, sanki benim fikirlerime ihtiyaç duyan var. Ama kendimi durduramıyorum, sürekli kavga halindeyim düşüncelerimle. Tarihle kavga ediyorum, toplumla kavga ediyorum, kendimle kavga ediyorum ve hiçbir çıkar yol bulamıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eşref Ural - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.