Hem ayranım bitmesin hem misafir gitmesin

İki gündür CHP il örgütü gündemde olan istifa krizinde şimdilik perde kısmen kapanmış gibi duruyor. Taraflar başlangıçtaki pozisyonlarına geri döndüler. Ancak, şimdilik durum böyle ve bu sürdürülebilir bir süreç gibi görünmüyor. Dün Ali Buldu’nun paylaşımı ile kamuoyuna mal edilen kriz bundan sonra gizli gündem olarak varlığını devam ettirecektir. Tıpkı 31 Mart Yerel Seçimleri sonrasında erken seçimin sürekli gündemde kalması gibi.

Dünkü yazıda sürecin Antalya içi dinamiklerine bakmıştık. Bugün de Ankara’dan bakalım.

Öncelikle şu vurgunun altını tekrar çizelim. Bu süreç sadece CHP’nin sorunu değil. İyi Parti de benzer süreçleri yaşıyor. Ancak oralarda daha kapalı kapılar ardında işler yürüdüğü için kamuoyuna yansımıyor. En son örneğini bu hafta yaşadık. İyi Parti İl Başkanı mehmet Başaran Ankara’dan çağrıldı ve Koray Aydın ile zorlu bir görüşme gerçekleştirdi. Mehmet Başaran Ankara’dayken, akşam saatlerine kadar ‘görevden alınır mı, alınmaz mı?’ sorularına yanıtlar alınmaya çalışıldı. Sonuçta görevden alınmadı ama ciddi bir uyarı alarak Antalya’ya döndü.

CHP de olanları zaten biliyorsunuz. Haberleri takip ettiniz.

Önce her iki parti için de şu bilgiyi paylaşalım. Gerek CHP gerekse İyi Parti Genel Merkezleri, il başkanlarının görevden alınmaları için Antalya’dan yapılan baskıların altında bunalmış durumda. Büyükşehir Belediyesini kazanan parti olarak CHP, bu süreçten çok daha fazla etkileniyor. Ancak, Antalya gibi Türkiye’nin 5. büyük kentini kaybetmenin ulusal siyasette yaratacağı etkiyi göze alamayan CHP Genel Merkezi, büyükşehir belediyesine olması gereken baskıyı uygulayamıyor. Bu da Muhittin Böcek’in elini güçlendiriyor. O kadar ki, Muhittin Böcek, “ya Nusret Bayar’ı görevden alın ya da ben giderim” kartını, partinin en yetkili isimlerine karşı masaya sürüyor. Diğer yandan da il örgütü ile çatışmalı bir genel merkez görüntüsünü de istemeyen genel merkez, kapalı kapılar ardında Nusret Bayar’ı uyararak süreci götürmeye çalışıyor. Kısacası CHP Genel Merkezi, “hem ayranım bitmesin, hem misafirim gitmesin” diyor. Ama süreç hızla ya ayranın bitmesine ya da misafirin gitmesine doğru ilerliyor. “Yeter ki büyükşehirde benim bayrağım dalgalansın” anlayışı, hızla CHP’yi hem genel merkez hem de Antalya ilde kaçınılmaz sona doğru yaklaştırıyor.

İyi Parti’de durum biraz daha rahat. Zaten büyükşehirden istediği kazanımları elde edememiş ve hak ettiğini düşündüğünü alamamış bir İyi Parti var karşımızda. Bu durumda “sorumluluk CHP’de” diyerek kenarda durmaya çalışıyor. Ancak o ne kadar kenarda durmak istese de mevcut anafor, istese de istemese de onu da içine çekiyor bu süreçten payına düşeni alıyor. Çünkü karşılarında sadece CHP’li olarak hareket eden bir büyükşehir belediye başkanı yok. Özellikle hastaneden çıktıktan sonra kendisinin listeye yazdığı ve kendisinin başkanvekili yaptığı bir meclis üyesine sosyal medya üzerinden ayar vermeye çalışan bir Muhittin Böcek var karşıda. İyi Parti de CHP ile benzer refleksler ile hareket ettiği için ayran-misafir ikilemine takılıp kalıyor.

Özetleyecek olursak, Antalya’nın ateşi Ankara’yı da sarmış durumda. Ancak her iki partinin de genel merkezleri ve kurmayları parti bayrağını belediyenin üstünde görmek istedikleri için söndürmeye dönük hamleler yapmıyorlar. Ama ateş de her geçen gün büyüyor ve kontrol edilemez noktaya doğru ilerliyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.