Transfer yok, para?

Transfer döneminin en hareketsiz takımı Antalyaspor oldu. Ara transfer döneminde takımdan sadece Adis ayrıldı gelen yok. Bu ne anlama geliyor ya takım çok iyi yeni oyuncuya ihtiyaç yok ya da ne para ve ne başkan yapacak bir şey yok. Kurumsallaşma ne kadar önemli kriz dönmelerinde ortaya çıkıyor. Mali yapısı sağlam teknik ve pazarlama profesyonelleri tam yetkili çalışıyor olsa başkan gitmiş yönetim yokmuş çok fazla etkili olmazdı. Ülkede seçim yapılan her ortamda odalar, borsalar, kooperatiflerden tutun siyasi partilere, spor kulüplerine kadar başkanın ağzının içine bakılan bir yapı var. Hele ki başkanların etrafında çember oluşturan her şeyi bilen dar kitle başkanları diktatör moduna sokmak için var güçleri ile çalışıyorlar. Başkan herhangi bir sorun yaşadığı zaman yapı çalışamaz hale geliyor maalesef.

Her krizden sonra yeni bir denge noktası oluşur. Bu dünyanın gerçeği. Yaşanan kriz döneminde mutlaka yeni bir sistem ortaya çıkacak. Önemli olan yeni sistemi veya merkezi doğru olarak kurgulamak. Ara transfer dönemi fırsatın başlangıcı olmalı. Transfer yapılmadığı için kasadan yeni para çıkışı olmayacak, Adis takımdan ayrıldığı için maaş yükü azaldı yanı sıra bir miktarda bonservis geliri elde edilmiş toplamda yarım sezon için 1.5 milyon dolar civarı para kasada kaldı. Mali açıdan bütçe dengesi oluşturma ihtimali var artık.  Ya sportif denge ne olacak. Takım kurgusu ne olacak kim gol atacak orta saha ne olacak gibi bir sürü soru işareti var. Transfer yapmadık fakat Serdar, Drole, Fehmi ve Bahadır sakatlıktan çıkıp yavaş yavaş kadroya girmeye başladılar. Demek oluyor ki 4 yeni transfer var elimizde. Sydney, Podolski ve Orgill performans göstermeye başlarlar ise takımın yarısı yeni transfermiş gibi olur. İkinci yarıda yaşanacak olası başarısızlık faturası kesinlikle Öztürk ailesine yazılır. Ben başarısız olacağımıza inanmak istemiyorum hatta genç oyuncuların parlayacağına ve gelecek sezonlarda takımın omurgasını oluşturacaklarına veya iyi rakamlar karşılığında transfer olacakları kanaatindeyim. İlk örnek Gökdeniz olacak gibi görünüyor.

Takım olarak Mustafa  Kaplan’ın çalıştırdığı takımlara karşı çokta başarılı olamıyorduk ki, bu kadar dert tasa arasında klasik oyun anlayışımız ile 1 gol atıp 3 puan almak gayet güzel ve moral verici oldu. Ersun Yanal Hatay maçından sonraki periyotta takımın kendi kimliği ile oynamasını sağlayarak yenilmez ve az gol yiyen yapıya evirdi. Bundan sonra ise artık sıkıcı olmaktan çıkıp hem defansta hemde hücumda farklı planlarda oynamak gerekiyor. Şu anki oyun planında defanstan oyun kurarak çıkmakta zorlanıyoruz ve rakiplerimiz ceza sahasında baskı yapıp hataya zorluyor iki haftadır atlatıyor olmamız sorunu göz ardı etmemize neden olmamalı acil çözüm üretmeliyiz. Sydney kanatlarda mı etkili yoksa içeri kat ettiği zaman mı sorusuna maçın son yirmi dakikasında  oyuna olan katkısını artırarak cevap verdi sanırım. Sol ayağı güçlü olan bu oyuncuyu bence forvet arkasınıda fredy ile birlikte planlamak özellikle kapanan defanslara karşı daha etkili olacaktır.

Benim inancım biz bu ligi ilk 10 içinde bitiririz umarım kupada da en kötü final oynarız.

İnancımız kaybetmeyelim. Teşekkürler Adis Jahoviç.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şali Erguş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.