Şehirler, her yağmurda sele teslim mi olmalıdır?

Türkiye’de büyük şehirler dâhil, hemen hemen orta ve küçük yerleşim yerlerinin çoğunda ve de turistik yerleşim bölgelerinde caddeler, sokaklar, konutlar, iş yerleri, her aşırı yağıştan sonra sık sık aniden afete maruz bölge benzeri su baskınlarına uğramaktadır. Oluşan sellerde alt geçitlerin, evlerin, iş yerlerinin, giriş ve bodrum katları su ve çamurla dolmaktadır. Küçük ama dünyaca tanınan turistik bazı yerleşim yerlerimizde dahi sellenme anında, bu mekânları su basmakta, arabalar yollarda sürüklenmekte, ayrıca dereler taşmakta, çoğu yerde verimli ovalar, yaylalar, ekili alanlar ve seralar kullanılamaz hale gelmektedir. Sel baskınlarının oluşturduğu zararlar bu yerlerle de sınırlı kalmamaktadır. Bazı stadyum, hava meydanları ve benzeri yerler de alınması gerekli, ama ön görülemeyen eksik veya yanlış alınan drenaj önlemleri nedeniyle zaman zaman sel baskınlarına maruz kalmaktadır. Ayrıca, doğal güzellikleri içeren ve yerleşim yerlerine yakın, denizle birleşen dik yarların yer aldığı benzeri ortamlar,  yağmur sularının yeterince ve daha doğru şekilde uzaklaştırılmaması sebebiyle yamaç ve yar kenarları zaman zaman yıkımlara uğramaktadır. Falez ve yamaçlarda, uzun bir sürede gerçekleşmesi beklenen aşınma, erime, göçme, devrilme ve düşme benzeri kütle hareketleri, çoğunlukla yağışlardan sonra oluşmakta ve kontrolsüz akan yüzey suları, bu olayları çok daha kısa bir süre içinde ve hızlıca gerçekleştirmektedir. Bu durumda, falez kenarlarında oluşan gezinti alanlarının kaybı yanında yağmur suları, kütle hareketleri olarak adlandırılan heyelan, taş düşmesi gibi benzeri olayları da tetikleyerek çabuklaştıracaktır. Ayrıca sahile yakın geçen yollar, heyelan sebebiyle yer yer kapanacak, mal ve can kayıpları da meydana gelebilecektir. Yerleşim yerlerindeki gözlemlenen bu tür yüzeysel su baskınlarının, suçu doğal afetlere bağlayarak ya da sadece küresel iklim değişikliklerini ileri sürerek çözümlenemeyeceği de bir gerçektir. Bulunduğumuz çağ; bilgi ve teknolojik imkânların oldukça yeterli olduğu bir çağdır. O halde; Aşırı yağışlarda her defasında büyük maddi kayıplar yanında üzüntülere de neden olan hasar verici sel baskınlarına engel olunamamasının ve sorumluların genellikle sel baskınını önlemede, en azından “yüzey drenajı” hususunda bile neden yetersiz kaldıkları ve bir türlü sel oluşumuna engel olup başarı sağlayamamalarının asıl sebebi nedir sorusu, akla gelen soruların ilkini oluşturmaktadır. Gerçekten, sel baskınlarının nedeni, yerleşim yerlerinde yapılıp hizmete sunulan ve yapıldığında halkımız tarafından pek fark edilemeyen, sadece eksik kalmış büyük maliyetleri gerektiren yatırımların yetersizliğinden mi, yoksa muhtemelen pek akla gelmesi unutulan veya gündeme getirilmeyen farklı bir sebepten mi kaynaklanmaktadır? Eğer yüzeysel su gideri için mevcut yapılmış olan drenaj çalışmalarına rağmen aşırı yağışlarda yerleşim yerlerini hâlâ sular basıyorsa,  o zaman yapılan drenaj hesap ve uygulamalarının yetersizliğinin ana nedeni nedir? Tüm suç, halkımızın ilk aklına gelen ve sadece gerekli önlemleri alamadığı için sorumlu tuttuğu tek bir kurumda mıdır?  Bu soruların cevabı; sel baskınlarının nedenleri ve sel baskınlarını önleyici yapılan drenaj çalışmalarında çoğu kez başarı sağlanamaması gibi hususların asıl kaynak noktasının ne olduğu, aşağıdaki paragraflarda belirtilmektedir.

Bilindiği gibi zemin açısından “Drenaj”; suların boşaltılması, akaçlama, suları kontrol altına alma tekniği veya herhangi bir yerdeki suyun kontrollü olarak istenilen yöne uzaklaştırılması için yapılan çalışmaları ifade eden bir kelimedir. Herhangi bir bölgede amaca yönelik olarak yapılan drenaj çalışmalarında, yüzeysel veya yüzey altı suları, drenaj yapılarıyla kontrol altına alınmaktadır. Drenaj için geliştirilmiş çok sayıda da yayın, proje ve uygulamalar da mevcuttur. Ülkemizde drenaj çalışmalarında en başarılı uygulamalardan biri, ulusal ve uluslararası ana yol yapım çalışmalarında, yolun muhafazası ve güvenliği için yer altı ve yer üstü sularının, gerek yol şevlerine, gerekse ana yol gövdesine zarar vermeden uzaklaştırılmasını sağlayan T.C. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmektedir. Şehir içi yollar hariç tüm karayollarından sorumlu kamu kuruluşunun, 2013 yılı Karayolları Teknik Şartnamesi’nde yer alan ve araziye uygun modelleyip gerçekleştirdiği yol drenaj çalışmalarının, doğru ve başarılı olduğu da görülmektedir.

Ana yol drenajları haricinde, şehir ve ilçe içi yol ve benzeri yerleşim yerleri civarında yapılan taşkın suyu ile ilgili drenaj çalışmalarının başarısı ise ancak gerekli detayların, konusunda uzman bir ekip ile birlikte değerlendirilmesiyle başarıya ulaşabileceği gerçeği daima hatırda tutulmalıdır. Çoğu şehir içi ve kentsel dönüşüm yerlerinin, üzerinde yer aldığı morfolojik ve jeolojik yapı, drenaj havzası, akan yağmur suyunun maksimum debisi ve yörenin zemin özellikleri, yapımı planlanan drenaj yerlerinin jeolojik yapı ile ne kadar uyumlu olup olmadığının tespiti ile doğru jeolojik modelin ortaya çıkarılması, öncelikle belirlenmesi gereken hususlardandır. Bunların yanında yapıların düzensizliği, dağınıklığı, çarpık kentleşme; şehir içi yollar, konutlar ve iş yerlerindeki tüm suların uzaklaştırılması, drenaj şebekesinin birbirleriyle bağlantıları gibi birçok etkenlerin de içinde yer aldığı hususların, sel baskını çalışmalarında koordineli ve detaylı olarak yetkililerce de dikkate alındığı düşünülmektedir.

Peki, çoğu meskenin; dere yatakları gibi konut yapımının yasak olduğu ve Yerleşime Uygunluk Haritaları’nda, yerleşime uygun olmayan alanlarda (YUOA) yer almadığı halde, örnek olarak; yanı başında denizden 40 m ila 60 m yüksekliğe ulaşan bir falez üzeri düzlükte yer alan yoğun yerleşim yerleri ve civarları neden su baskınlarından etkilenmektedir?   Öncelikle falezi hem yıpranmadan hem de stabilitesine oldukça fayda sağlamak açısından heyelanlardan korumak için asfalt üzerinde birikerek sel haline gelen yağmur suları, tüm tepe düzlüğü kenarı boyunca kesiksiz yapılacak kafa hendeği vasıtasıyla toplanıp uzaklaştırılabilecek iken, neden bugüne kadar uzmanlarca hemen düşünülüp yetkili merciler uyarılmamıştır? Peki, yapımı gerçekleştirilmekte olan raylı sistemler ile bu sistemleri koruyucu başarılı drenaj çalışmaları hariç tutulduğunda,  falez dışı yerlerde yatay ya da vadi benzeri alanlarında da yağmur yağdığında neden toprak ve asfalt yollar dereye dönüşmekte, benzer şekilde yurdumuzun turistik yerleşim yerlerinde de neden aşırı yağışlarda, arabalar denize sürüklenmekte ve suç doğal afete bağlanmaktadır?  Bu sorular, halkımızın tabii olarak aklına gelen öncelikle çözümlenmesini istedikleri sorunlardır.  Sorumluluk, sadece sellenmeye engel olması gereken tek yetkili olarak ilk akla gelen yetkili mercii midir? Ya da çoğu yerleşim yerlerinde büyük masraflar yapılarak alınan drenaj önlemlerine rağmen neden hâlâ buralarda sel felaketiyle karşılaşılıyor? Bu sorun hiç mi çözülemeyecek? Gibi benzeri sorular, sık sık sorulacaktır. Asıl sorunu yaratan ana unsurun ne olduğunun, drenaj çalışmalarına ilişkin klasik şartnamelerde yer alan modellerin arazide uygulanmasına rağmen, neye odaklanmak gerektiğinin yeterince bilinmemesi, su baskınlarıyla devamlı olarak karşılaşılmasına sebep olacaktır. Eğer “sorunları da biliyoruz, çözümleri de biliyoruz” deniyorsa, o zaman; her yağışta yerleşim yerleri ve civarı neden tekrar tekrar su baskınlarına maruz kalıyor sorusunun cevabı da verilmelidir. Bu soru, ancak su baskınlarından hiçbir zaman etkilenilmediği zaman ortadan kalkacaktır. Bu da mevcut doğa tarafından oluşturulmuş doğal drenaj havzasında, yağışlarda suların tabii olarak oluşturup, aktığı güzergâhlar ile su bölüm hattının, yağış havzası büyüklüğü ve yağış havzasına düşen yağış miktarının hatasız belirlenip, hesaplanarak tespit edilmesiyle mümkündür. Bu suların, düzenli olarak kontrol altına alınıp, yönlendirilerek uzaklaştırması ise insan eliyle yapılan yapay drenaj çalışmaları ile gerçekleştirilmektedir. Ve yapay drenaj çalışmaları, ortama uygun iyi ve eksiksiz doğru bir drenaj proje ve uygulaması ile mümkün olmaktadır. Bu durumda, su baskını problemlerinin son bulup bir daha tekrarlanmaması için nelerin yapılmasının gerektiği aşağıdaki maddelerde verilmektedir.

1) Sel baskınlarını önlemek amacıyla yapılan veya yapılmakta olan “Yüzey Drenaj” ağı çalışmalarında en büyük eksikliğin; drenaja yönelik yapılan çoğu başarısız ve sonuçsuz çalışmaların, genellikle yetersiz bilgi ve tecrübe eksikliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Doğru bilgi ve doğru arazi gözlemleri eksikliği nedeniyle hazırlanmış bir drenaj projesi haliyle başarılı da olamayacaktır. Ayrıca koordinesiz uygulama çalışmaları ile denetim mekanizmasının da yetersiz kalıp, tam anlamıyla yerine getirilmemesi gibi bütünlüğü ve başarıyı da etkileyip bozan hususlar, drenaj ağı işlerliğinin yetersizliğini oluşturan başlıca ve en önemli ana nedendir. Drenaj çalışmalarında da, bilgi, tecrübe, uygulama gibi veya diğer bir ifadeyle konusunda teorik ve uygulamalarda, gerçek bir uzman ve liyakat sahibi olunmadığı takdirde menfi sonuçlar kaçınılmaz olacaktır.

2) O halde; İl, İlçe ve Beldelerde sel baskınlarının önüne geçilmek isteniyor ise drenaj projeleri ve uygulamalarının tam doğru ve yüzde yüz başarılı olunması için uzman şirketler tarafından yapılacak çalışmaların, mutlak surette üniversitelerin ilgili fakültelerinde görevli olan öğretim üyelerinin danışmanlıkları kontrolünde gerçekleştirilmek zorundadır. Drenaj ile ilgili uzman şirketlerce hazırlanacak olan raporların, çalışma başlangıcından itibaren kontrol edilip, eksikliklerinin giderilerek onaylanmasının üniversitelerce yapılması zorunluluğunun da yerine getirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Drenaj uygulamaları sırasında görevli şirketler de bünyelerindeki elemanların, bilhassa kontrol mühendislerinin işlerini saha çalışmalarında da aksatmaksızın doğru ve daha dikkatli yapmaları için bilinçli, yetkin elamanlara sahip olmaları gerektiğini bilmelidirler. Ayrıca, yapılan çalışmaların uygulamalarında da sorumluluğu paylaşacak öğretim üyelerince, drenaj çalışmaları sırasında zaman zaman yerinde gerekli kontrolleri yapmaları, çok iyi bir uygulama örneğini oluşturacaktır. Bu durumda, sel baskınlarının kesin önlenebilmesi, ancak üniversitede konuda yetkin danışman öğretim üyeleri ekibi ile birlikte ve uyumlu çalışma sayesinde mümkün olabilecektir. Arazinin jeolojik yapısıyla çelişmemesi gerekli olan drenaj proje ve uygulama çalışmaları, gerek şirket elemanlarına gerekse danışmanların deneyim artışına da katkı sağlayacaktır. 

3)  Drenaj çalışmasına ait yapılan çalışmalarda, danışman olarak görev alması gerektiği düşünülen uzmanlık dalları doktora dereceli öğretim üyeleri:

a) Sellenmeyi önleme ve taşkın ovası konularında uzman Jeomorfolog Öğretim Üyesi,

b) Jeoloji Bölümü: Hidrojeoloji Anabilim Dalı, Jeoloji Müh. Öğretim Üyesi ve arazi deneyimli Jeoloji Müh. Öğretim Üyesi,

c) İnşaat Mühendisliği Bölümü, Hidrolik Anabilim Dalı, İnşaat Müh. Öğretim Üyesi,

d) İnşaat Mühendisliği Bölümü, Geoteknik Anabilim Dalı, İnşaat Müh. Öğretim Üyesi,

e) Harita Mühendisliği Bölümü, Harita Müh. Öğretim Üyesi,

f) Çevre Mühendisliği Bölümü, Çevre Müh. Öğretim Üyesi.

 

Yukarıda drenaj ile ilgili hangi uzmanlık dallarının mutlaka olması gerektiği belirtilen, üniversitelerin 6 farklı branşında görevli minimum 7 öğretim üyesinin, birbirlerinden haberli ve koordineli olarak yapacakları drenaj çalışmalarındaki danışmanlıkları, idarede yetkili mercilerle birlikte düzenli yapılacak toplantılardaki karşılıklı bilgi alışverişleri sinerji oluşturacak, sonuçta sel baskınlarını önlemede alınan karar ve uygulamalar, tahminlerin de ötesinde, çok büyük ölçüde engellenecek ve başarı oranı çok yüksek olacaktır. Böylelikle, her yağmurda oluşan sel baskınında ortaya çıkan ve milyonlarca lira gibi büyük meblağlara neden olan bu tür maddi kayıp ve zararların da büyük ölçüde önüne geçilmiş olacaktır.

Burada unutulmaması gereken en önemli ve dikkat edilmesi gereken husus, sorumluluk da taşıyacak olan 6 farklı branşa ait bahsi geçen danışman grubuna ait 7 öğretim üyesinden bir tanesinin bile eksik olması durumunda, sel baskınını önlemedeki başarıyı son derece düşüreceği unutulmamalıdır. Zira drenaj çalışması da bir ekip işidir. Sadece hidrolik ve hidrojeoloji çalışmalarına ait danışmanlıklar, ekip çalışmasında yeterli değildir. “Biz çoğunu yaparız, diğer branşlara gerek yok” ya da “ekonomik davranılsın” gibi ikna etmeye yönelik düşünceler olumlu görülmemeli, kabul edilmemelidir. Kabul edilmesi durumunda ise günümüzde de görüldüğü ve görüleceği üzere sık sık tekrarlanan sel felaketleriyle yine karşılaşılabilecek, her sene şahit olunacak yeni su baskınları çok büyük maddi zararların tekrarına da yol açacaktır. Dolayısıyla bu hususların, asıl sorumluluğu taşıyan yetkili idareler tarafından önemle dikkate alınması gerektiği tarafımızca düşünülmektedir.

 

Kapsamlı olarak, drenaj çalışmalarına ait ilk defa ve özellikle de 3. Madde’de önerdiğimiz tavsiyelerin eksiksiz yerine getirilmesi durumunda:

 

- Sellenme doğal afet olmaktan çıkacak,

- Dereler, nehirler taşmayacak,

- Sel ve taşkın ovaları oluşmayacak,

- Yerleşim yerleri ve araçlar sular altında kalmayacak,

- Yollar dereye dönüşmeyecek,

- Yamaç ve falezlerde görülen heyelan türü olaylar azalacak,

- Yeraltı geçitleri göl olmayacak,

- Stadyum ve havalimanı benzeri gibi yerleri su basmayacak,

- Can kaybına neden olabilecek yetersiz ve hatalı yapılmış menfezler  tıkanmayacak,

- Doğru projelendirilip gerçekleştirilen dere yatağı ıslah çalışmaları başarılı olacak ve

yetkili merciler de gerçekleştirdikleri başarılı çalışmalar dolayısıyla halkın güvenini daha çok kazanmış olacaklardır.    (02 Şubat 2021)

 

Prof. Dr. Mustafa YILDIRIM, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İnş. Fak., İnş. Müh. Bölümü, Geoteknik Anabilim Dalı, E. Öğretim Üyesi, Davutpaşa Kampüsü, İstanbul.

 

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Mühendislik Fakültesi, İnş. Müh. Bölümü Öğretim Üyesi, Haliç Kampüsü, İstanbul.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.