Yelken yolculuğu

İstanbul bembeyaz karlarla kaplanırken, sizleri yaz yolculuklarıma çıkarmak istiyorum.

Bir temmuz sabahıydı. Bodrum’dan rüzgarı arkamıza alarak, yavaş yavaş yola koyulduk. Yelken yolculuğu maceralarla doludur. Bu nedenle buzdolabını bol yiyecek ve suyla doldurmak gereklidir. Eğer hava durumu denize açılmaya elverişli değilse, daha çok gıdaya ihtiyacınız olabilir. Bazı limanlarda uzun konaklamalar yaparak; havanın durumunu gözlemlemek gerekebilir. İlk uğradığımız durak, badem kokulu Datça oldu. Datça doğal güzelliklerini koruyan en güzel tatil beldelerimizden biridir.

Datça limanına demir attıktan sonra, soluğu sevimli çarşısında aldım. Datça’da badem üretimi yapılıyor. Taze badem ve kekik balı almak için çarşıda bulunan birbirinden renkli dükkanları gezdim. Ayrıca, bademli el kremi, şampuan ve duş jeli satılıyor. Rengarenk lavanta, ardıç ve zeytinyağı sabunlarınıda bulabilirsiniz. Mimoza çiçeğinin kurutulmuş demetlerinden bir tane aldım. Mimoza’nın kokusu doğal bir ferahlık sağlıyor. Bal satın almak istediğinizde çok geniş bir üretim yelpazeleri var. İlk defa adını duyduğum diken balı başta olmak üzere çam, kekik ve çiçek balı satılıyor. Çarşıda hangi dükkana uğrarsanız sizi güleryüzle karşılıyorlar. Datça’nın Badem ezmeleride çok meşhurdur. Kısacası badem kokuları arasında bir süre çarşıda kayboldum. Günün yarısını bu güzel çarşıda bitirdim. Datça’nın el değmemiş koyları var. Bazı koyların az biliniyor olması, hala doğal güzelliklerini korumasını sağlıyor.

Çevreye çok önem verdiğim için bulunduğum bütün limanlarda kesinlikle şampuan yada deterjan kullanmadım. Bu hassasiyeti birçok yelken tutkunu gösteriyor. Denizde olmak birçok konuda yardımlaşmayıda beraberinde getiriyor. Tekneyi Liman’a yanaştırırken herkes birbirine yardımcı oluyor. Her geçen tekne kaptanı birbirini denizde mutlaka selamlıyor. Denizde olmanın mutluluk katan birçok özelliği var. Yerleşimin olmadığı koylarda durup, masmavi denize girmenin tadı çok başkadır.

Datça’ya gelipte Knidos Antik Kentini görmeden dönmek olmazdı. Knidos’ta Akdeniz ve Ege Denizi adeta kucaklaşıyor. Knidos’un sıcacık ve masmavi denizinde yüzmek sanki tarihe yolculuk etmek gibiydi. Tarihe tanıklık etmiş bu harika Antik Kentin eserlerini gezip, fotoğrafladıktan sonra eşsiz günbatımını yakalamak için saatimi ayarladım. Günbatımı o kadar net ve güzel görünüyor ki sadece o an için Knidos’a birçok ziyaretçi akın ediyor. Knidos’a arabaylada ulaşılabiliyor ama uzun bir yürüyüşe hazırlıklı olmak gerekiyor. Çünkü araçla belli bir noktaya kadar gidilebiliyor. Knidos’un tepesinde konumlanan Deveboynu Fenerini güneşin ışıkları kayboldukça daha net görebiliyorsunuz. Benim için Knidos’ta gün batımını izlemek, bir film karesinde kaybolmak gibiydi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gezenti - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.