Bülent Arınç olayını tekrar hatırlamak

O günlerde Bülent Arınç hakkında “milli mutabakat” ruhu içinde, ülkücüsünden muhafazakarına, solcusundan sağcısına, Ak Partilisinden CHP’lisine,  sosyalistinden MHP’lisine, toplumun her kesiminden öylesine muazzam bir linç harekâtı yapıldı ki, bu yazıyı herhalde o süreçte asla yazamazdım.  Belki yazardım ama, bir kez daha linç edilmeyi göze alarak!

Evvela şu noktayı vurgulayarak konuya girelim ki, mesele daha anlaşılır olsun. Eğer birisi bana şöyle bir sual sorsa; “Türk siyasetinde hiç hazzetmediğin üç politikacının adını söyle” dese, bunlardan birisi muhtemelen Bülent Arınç olur. Başka nedenlerimin yanında, Ergenekon davaları sürecinde vuku bulan “Bülent Arınç’a suikast” olayı ve sonrasında Genelkurmay’ın kozmik odasına girilmiş olması, Bülent Arınç’a olan antipatimi beslemeye yeter de artar bile.

Şimdi devam edelim ve olayı kısaca bir kez daha hatırlayalım, 20 Kasım 2020 günü ne olmuştu? Ak Parti eski milletvekili, eski başbakan yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç, bir televizyon kanalına konuk oldu. Ve programda sorulan bir sual üzerine, HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ve iş adamı Osman Kavala’nın serbest bırakılarak, tutuksuz yargılanması gerektiğine dair bir şeyler söyledi. Ve o andan itibaren de kıyamet koptu, Bülent Arınç’a sosyal medya üzerinden muhteşem bir linç kampanyası başlatıldı! Bir gün sonra da, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arınç’ın sözlerini tasvip etmediğini ağır ifadelerle kamuoyuna duyurdu ve akabinde Bülent Arınç, ifa ettiği istişare kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. O gün bu gündür de, kendisinden haber alınamıyor.

O süreçte dikkatimi çeken en önemli husus şuydu; bir siyasi aktör, televizyona çıkmıştı ve ülkemizde konuşulan, tartışılan bir mesele hakkında, toplumun karşısına geçerek, fikrini beyan etmişti.  Yani ömrünün üçte ikisini siyasette tüketmiş bir adam, televizyona çıktı ve, doğru ya da yanlış, bir konuda düşüncesini dile getirdi. Ama istisnasız toplumun her kesiminden dehşetengiz bir tepki görerek, resmen linç edildi.

Ankara’yı “parsel parsel sattığı” iddia edilen, Ankara  Belediyesini yanlış yatırımlarla muazzam bir borç batağına sürükleyen  bir adam, toplumun hiçbir kesiminden linç görmedi mesela. Hâlâ sosyal medyada gevrek gevrek espriler yapıyor, trollük yapıyor ve “makbul bir vatandaş” gibi muamele görmeye devam ediyor. Ama bir siyasi mesele hakkında fikir beyan eden bir başka politikacı, toplumun her kesiminden muazzam bir tepki görerek, el içine çıkamaz hale getiriliyor. Burada bir tuhaflık yok mu gerçekten? Yani  rant peşinde koşan, siyasi konumunu sürekli paraya pula tahvil eden, servetine servet katmakla meşgul olan bir siyasetçiye yeterince tepki gösterilmiyor, hatta itibar ediliyor, ama sadece fikrini beyan etmiş bir siyasetçi linç ediliyor. Olmuş olan bu değil mi?

Aslında burada Bülent Arınç olayı sadece örnek bir vaka. Ben, bu olaydan hareketle, çok önemli gördüğüm bir probleme dikkat çekmeye çalışıyorum, şudur; bir ülkede bir siyasi aktör, sırf fikrini söyledi diye linç ediliyor, güzel.  Ama siyasi konumunu kullanarak hukuksuz bir şekilde servet biriktiren insanlara hürmet ediliyor, itibar ediliyor, makam mevki veriliyor. Mesela bu sınıftaki insanlar hiç memleket meseleleri hakkında kelam etmiyorlar. Dini ve milli günleri usulen anmaktan başka memleket meselelerine dair asla konuşmuyorlar ve sadece servetlerini katlamakla meşgul oluyorlar. Bu duruma niçin tepki gösterilmiyor? Cevabını aradığım soru budur.

Ve bu güzel ülke, hırsızlık yapan, rantçılık yapan, hukuksuzluk yapan ve bu yolla servet biriktiren insanlara saygı duyan; ama buna mukabil, fikrini söyledi diye bir siyasetçisini linç eden bir ülkeye dönüştüğü için, başı dertten hiçbir zaman kurtulmayacak. Bunu da bir kenara not edin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eşref Ural - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.