10 değil ama!

"Sabah ezanında çağıran sıla, akşam ezanında yol tutan gurbet. Bilin ki, nereye gidersem gideyim, içimde hep o lanetli seyyah koşturuyor..."

Faris Kuseyri’nin ‘Orontes Mensurları’nda yer alan bu cümle, sabahtan beri beynimin kıvrımlarında yankılanıp duruyor.

İster istemez kendimi, “neresi sıla bize, neresi gurbet?” sıradanlığının içinde buluyorum. Oysa, bu tür sıradanlıklar bana göre değil. Demek ki zihnim, bana meydan okuyarak, kendince kafa tatili yapıyor. Mecburen zihnimi idari izne çıkarmak zorunda kalıyorum.

Ama imgeler?

Onlar da zihnin bir parçası değil mi?

Onlar neden izin yapmıyorlar?

Bir anda kendimi, sabah gün doğumuda, Toros Dağları’nı inerken, Gülek Boğazını geçmiş olmanın verdiği yorgunluğu alabildiğine yaşayan ve yaşatan, Çayırağası Turizm’in 302 otobüsünün içinde, sicim gibi dümdüz ve upuzun Adana Tarsus karayolunda yol alan işçi servislerini izlerken yakalıyorum.

Ne çok severim o görüntüyü.

Yaşım 8 ya da 9 olmalı.

10 değil ama!

Sonra, başka bir imge tutuyor elimden.

Ankara, Sıhhıye.

İlkiz Sokak.

4 katlı apartmanın dördüncü katında, Fransız Balkon’dan aşağısını, sokağı seyrediyorum. Tam karşımızda, Ziraat Bankası’nın lojmanı. Onun yan tarafı boş arsa. Boş olduğuna bakmayın.

Ferench Molnar’ın ‘Pal Sokağı Çocukları’ndaki arsa ne ise, bu arsa da o bizim için.

Yurdumuz, vatanımız!

Dut ağacı, uçağımız örneğin. Ya da iri beton parçalarından oluşan yığınlar, Kızılderililere karşı siperimiz.

Ziraat Bankası lojmanının arka tarafı, stadyumumuz.

Sevim Teyze’nin hepimizin kanını donduran bağırması çınlıyor kulağımda. Yine kanım donuyor ve kaçmak istiyorum.

Yaş, yine 8, bilmedin 9.

10 değil ama!

Bu sefer de, Adana – Gaziantep Karayolunda, Gaziantep’e yaklaşık 52 km kalan bir yol çatında, bir ağacın altındayım. Ne ağacı olduğunu hatırlayamıyorum. Güneş yavaştan yükselmiş. Artık sıcaklığını hissettiriyor.

Başında olduğum yol, köyümün, Hisar Köyünün yolu. Otobüsten yeni inmişim.

Köye kadar devam eden yer yer yokuş olan iki kilometrelik yolu yürüyecek olmanın verdiği yorgunlukla, köye varır varmaz dinecek olan özlemimin verdiği coşku arasında bocalayıp duruyorum. Coşku galip geliyor ve yola koyuluyorum.

Yaş, yine 8 ya da 9

10 değil ama!

Sonunda anlıyorum neden bu imgeler birbiri ardı sıra diziliyor.

Bayram geliyor.

Ve, fark ediyorum.

Benim bayramlarımda yaşım hep 8 ya da 9

10 değil ama!

Herkese mutlu bayramlar!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.