Yol Ayrımında

Kendimi bir yol ayrımında gibi hissediyorum, adeta buna zorundaymışım gibi.
Güven, sadakat, dürüstlük bende olup da başkalarında görmek istediklerimmiş, buna inanmaya zorlamışım belki de kendimi.
Kirli ilişkiler arasında, sırtımda alabildiğine yüklerle ip üzerinde yürümeye çalışan bir hamal gibi hissediyorum kendimi, yine de onca yüke rağmen dimdik durmak için kendimi zorluyorum.
Hata yapmış olamam insanlarla ilgili diye düşünmemi sağlayan içimdeki iyi niyet mi, saflık mı, yoksa ego mu?
Kesin hata yaptım insanlarla ilgili diye düşünmemi sağlayıp kafamı karıştıran içimdeki kaygı mı, korku mu, yoksa tecrübelerim mi?
Sonunda ne olursa olsun yine tecrübe olacak; ama ya mutlu bir şekilde ya da hayatımın en büyük kazığını yiyerek.
Sonuç ne olursa olsun yine tecrübe olacak; ama ya insanlara güvenmeye ve inanmaya devam ederek ya da bir daha asla kimseye güvenmeyerek.
Köprüden geçene kadar kendisine "dayı" denildiğini fark eden insanın yaşadığı kırgınlıkla, amacına ulaşıp elde ettiğini aldıktan sonra kendisine "dayı" demeyi bırakan çıkarcı bir insanın zafer duygusu arasında bir benzerlik var mıdır? Bu kişilerin yaşayacağından emin olduğum tek benzerliği ben size söyleyeyim, hayat önünde sonunda dengeyi sağlar, denge bozanın dengesi bozulur.
Yoğun bir kızgınlık veya kırgınlık duygusu insanı derinden etkilerken, bu duyguları yaşayan birinin değişmemesi mümkün mü?
Kendimden biliyorum, tecrübeler ve duygular insanı kökten değiştiriyor. Peki ya kullanılmışlık hissi? Değer görmeme? Hak ettiğini alamama? Bunlar, insanı derinden sarsan duygular. Bu tür deneyimler insanı ister istemez temkinli hale getiriyor. İnsan, diğer insanlarla etkileşime geçmeden önce veya yeni bir adım atmaya karar vermeden önce birçok kez düşünür hale geliyor. Nasıl gelmesin? Kim aynı acıları tekrar yaşamak ister, kim aynı yerden defalarca kırılmak ister ki?
İçinde biriktirdiği konuşacak çok şey olmasına rağmen, değişebileceğini bir anlığına düşünse bile, tecrübelerinden yola çıkarak hiçbir şeyin değişmeyeceğini bildiğinden, kırgın insan bunları dışa vurmaz. Aslında bir nevi düşünce ve duygu felci geçirir, kıpırdamaz, hareket edemez; defalarca etrafındaki engerekler tarafından ısırılınca bağışıklığı olsa bile hissizleşir artık, içinden hiçbir şey gelmez.
Çoğu insan kimi nasıl etkilediğinin bile farkında olmadan bencilce yaşantısına devam ediyor.
Farkında mısınız, tüm bunlar, yaşanan deneyimlerin insanı nasıl şekillendirdiğinin bir göstergesi. İşte sizde böyle şu anda olduğunuz kişi oldunuz ve yaptıklarınızla, yaşattıklarınızla karşıdaki insanın şekillenmesinde rol oynayacaksınız. O yüzden "Ben başka bir senim.".
Şimdi önceki cümleyi tekrar oku.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Funda Alpaslan Talay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.