Yok sayılsak da, yok sayamayız

Ben görüyorum ki; Birçok arkadaşımız kandırıldığını, aldatıldığını ya da en basit deyimle yok sayıldığını düşünerek gergin. 

Nasıl olmayalım ki:

İnsan hayatının ortalama 75 yıl olduğunu kabul edersek ve buradan çocukluk yaşlarımızı çıkaracak olursak, pek çok partili kardeşim ve büyüklerim gibi beklenen ömrümün yarısından fazlasını  partimizin yerel ve genel iktidarı için geçirmiş bir Atatürk ve TC sevdalısı olarak yaşananları hiçbir şekilde  hazmedemiyoruz. 

Eminim ki, haklılığımızı gösteren başka pek çok nedeni, her birimiz sıralayabiliriz.

Şimdi olaylara bir başka açıdan bakarsak, millet ittifakı olarak seçimlere girip kazandığımız belediyelerden, başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm belediyelerden beslenen sözde STK‘lar, milli eğitimde başlatılan abiler ve ablalar süreci ile Anayasayı yok sayma anlamına gelen pek çok davranışla, iktidarını sürdürmeye çalışan hükümete dur dememiz gerekmiyor mu?

Hem fikirsek bunun yolu, partimizin yerel iktidarını, yerel halk dayanışmasını sağlayarak yeniden kazanmaktır.  Ayrıca ülkenin tüm büyük şehirlerinde tam anlamıyla partimizi güçlendirmek ve iktidarı geri adım atmaya mecbur bırakmak zorundayız.  

Uzun lafın kısası; haramiler düzenine sevdiğimiz ya da sevmediğimiz, bizim yanımızda olan ya da olmak zorunda bulunanlarla birlikte dur demek zorundayız.

İşte bu nedenle sakin olmamız gerek. Yıllardır yok sayılmış, hatta eziyet edilmiş pek çok arkadaş doğal bir refleks ile fevri davranabilir. Tepkili davranma hususunda haklı nedenlerimizde var elbette, Evet parti yönetimimizin hataları ve yanlışları da vardır ve bunlar önemli yanlışlardır, kabul. Yok sayıldığımızı hissediyor olsak ta biz ülkemizin bugünkü halini yok sayamayız. 

Biz yönetenlere kızgınlığımızı yenemiyor ya da yönetenlerin hatasını hazmedemiyoruz diye CHP’nin kurumsal yapısını öncelemekten vazgeçemeyiz. 

Unutmayacağımız ve unutmadığımız en önemli şey “EGEMEN OLAN YÖNETENLER DEĞİL, YÖNETİMİ BELİRLEYEN İRADEDİR.” Yani; o irade benim, sensin, bizleriz. 

Öyleyse aile olarak gördüğümüz kurumlarımızdaki yanlışların düzeltilerek emin adımlarla kalıcı bir değişim, yeni bir anlayış yerleştirileceğimize inanmak ve bu uğraşıyı yine yeniden ele alacağımız belediyelerde önümüzdeki beş yıl için görmek istiyoruz. 

Aksi durum iktidarın pervasızlaşmasını sağlar ve düzeltilmesi çok zor olacak bir duruma doğru hızla yol alırız. 

Özür dilerim ama duruma bu açıdan bakınca savaş baltalarımızı geçici bir sürede olsa toprağa gömmek ve PM’nin ilan ettiği adaylarımızın arkasında dimdik durmayı tercih etmemiz gerektiğine inanıyorum. Niye derseniz, unutmayın ki 3 mart 2024 hilafetin kaldırılışının 100’ncü yılı ve biz 31 Mart 2024’de eğer niyetiniz kötüyse daha çok 100 yıllar beklersiniz mesajını vermek zorundayız. 

Haydi sahalara, haydi adaylarımızı o başkanlık koltuklarına oturtana kadar omuz vermeye. Çünkü biz bu seçimleri almak zorundayız ve alacağız. 

Sakin kalın, huzurla kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Recep Çalı - Mesaj Gönder

# CHP

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.