Bekleyiş

Sessizlik tehlikelidir. Ürperti verir. Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle- Neumann tarafından geliştirilen kitle iletişim teorisi “Suskunluk sarmalı” tam da buna karşılık gelir.

Toplumdan dışlanma korkusuyla, azınlıkta olduğu düşüncesi ile sessiz, sinik,  çoğunluk denilen kesim nereye doğru iteklerse o tarafa geçiveren insanlar sarar toplumu. Toplum içinde çoğunluğa göre muhalif görüşte olan, kendini  yabancılaşmış ve yalnız hisseden bireyler susuverir.

Güzel olan şu ki henüz bu aşamaya gelmedik. Kulak verirsek; toplumun, işçinin, emekçinin, ayrıştırılan bireylerin sesini  halen duyabiliyoruz sokaklarda, sanalda ve alternatif medyada. Bir yandan da halen özenle taşlar yerleştiriliyor basamaklara. Bu basamaklarsa eğitimden geçiyor zannımca. Çocuklarımız için beklentimiz her okulun nitelikli, bilimsel ve laik eğitim vermesi, hatta her okulun özel okul gibi imkanları olması aslında. Onlar değerli. Buna rağmen, haberlerden izlediğimiz ve gördüğümüz kadarı ile  buradaki uçurum da artıyor. Gelir uçurumu ile birlikte  derinleşiyor. Tam da sistemin istediği gibi “para” her yerde  her kapıyı açıyor. Sosyal devlet anlayışı?  Din ve siyasetin okullarda, eğitimin istisnasız her basamağında yer almasının tehlikeli olduğunu düşünenlerdenim. Çocuklarımız okullarda öncelikle sorgulamayı, özgür düşünmeyi, yaratıcılığı, amasız fakatsız eşitlikçi, evrensel insani  değerleri, haklarını öğrenmeli. Demokratik bir toplumsak, geleceği emanet aldığımız bu gençlere demokrasinin ne olduğu, ne anlam taşıdığı, önemi öğretilmeli.

 Her eve girmiş olan, çoğunlukla ana akımın yeraldığı  televizyonlarla eğleniyoruz ve boş zaman geçiriyoruz zannederken, insanlarımız da eğitiliyor halen. Programlar, diziler, haberler, reklamlar..

Gelecek şekillendiriliyor.

Gündem o kadar yoğun, bilgi akışı o kadar fazla ve gündemi belirleyenler o kadar usta ki sesler de çoğu zaman karışıyor birbirine. Gürültü had safhada. Hangisi önemli, hangisi değil ya da gerçek ne? Kimi debeleniyor gerçeği bulma peşinde, kimisi de bıkmış  fişini çekiyor her şeyin ve diyor ki; “ben yaşamıma bakarım. Ne olmuşsa olmuş, bana ne.. “

Herkesin gözü kulağı yerel seçimlerde. Pür dikkat bekliyor ve izlemeye çalışıyoruz aday açıklamalarını. Her parti hazırlık ve çalışma içinde. Öyle ya; iktidara giden basamaklar da yerel yönetimlerden geçmekte. Yerel yönetimlerle ispatlayacaksın, halka ısındıracaksın, sevdireceksin kendini ve fikirlerini. Sonra bu ektiğinin, genel seçimlerde alacaksın semeresini.

Bu arada sıradan vatandaşlar  halen geçim , barınma, sağlık, işsizlik, iş güvenliği, çoluk çocuk, güvenlik ve eğitim derdinde. Gün kurtulmuyorken yarınlara borçluyuz. Kredi faizleri almış başını gitmiş durumda. Günü kurtarmak için kredi kartlarına yüklenirken herkes, yükselen fiyatlarla şişen borçlar patladı patlayacak cinsinden bir bomba.

“Kullanmayın” demek kolay geçim derdi olmayana.

Kredi kartları şimdilik düşen alım gücünü gizleyen bir paravan. Ya bu paravan da kalkar ya da sonunda ödenemeyen borçlar nedeni ile patlarsa?

 Bu arada gün geçmiyor ki gündemde yakalanan terör örgütü elemanları, mafyası vs olmasın. Ne çok suçlu barındırıyormuşuz içimizde. Nasıl kök  saldı bunlar, nasıl barındırıyoruz, neden sokaktalar ve içimizde işi ne?

Bir yandan kimimiz siyasi görüş doğrultusunda seçime ve adaylara odaklanırken, öte yandan ve çoğunun tedirginlikle asıl beklediği ise seçim sonrası ne olacak ekonomide? Seçime gidene kadar herkese mavi boncuk dağıtılacağı bilinen bir gerçek.

Asıl beklenense seçim sonrası.

Hissettiğimiz ve yaşadığımız enflasyonla bağdaştıramadığımız maaş zamlarına rağmen, halen artıyor yaşam maliyeti. Seçim sonrası için; “hissedeceği”  ve yaşayacağı  “enflasyon” veya “ alamama gücünün artışından”  korkuyor çoğunluğu oluşturan  emekli ve  emekçi..

Bir de bazı çirkin sesler var ki ortalıkta bence bunlar çevre/ ortam ve yaşam kirliliği. Ayrımcılığa, nefrete, eşitsizliğe yönelik bu sesler. Küçük yaşta olanların, çocukların evlendirilmesini savunmak? Bu çocuk istismarını aklamak değil mi? Böylesine görüşler  demokrasi ve ifade özgürlüğü altına nasıl sokulabilir?

Evet, şükür ki bilinçli  sesler var henüz her yerde.

Herkes bir bekleyiş içinde.

Duyarsızlaşma noktasına varmadık henüz. Meşhur  suskunluk sarmalına girmeden/ dolanmadan, aklederek,  tüm vatandaşların menfaati için, haklarımız için, adil ve güzel bir gelecek için; bilinçli, akılcı, eşitlikçi,  demokratik seslerin hep var olması dileğiyle.

Sevgi ve saygılarımla

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İncilay Akdeniz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.