İstanbul rüyası

Fırsatım varsa kısa zamanlar yaratırım kendime.

Yetmez bilirim bu zaman. Yine de lezzetli bir tat almaktır bütün mesele.

Bu defa rotam gençlik şehrime..

14 yaşlarındaydım İstanbul beni kucakladığında. Küçük bir kasabadan gelen küçük bir kız çocuktum aslında. Sonra İstanbul beni yoğurdu, ben İstanbul’u anlamaya çalıştım.

Arabeskin tavan yaptığı yıllar. “Batsın bu dünya” sokaklarda, bu şehirde aradığını bulamamış insanların isyanının sesi. Topkapı otobüs terminali çevresinde bulunan seyyar satıcılarla, şehre yeni göçenlerin, şehirden farklı bir ekonomi oluşturduğu, gecekondulaşmanın devam ettiği bir şehir..

Haliç kıyılarına baktığımda; “bu derme çatma gecekondu konutlarında nasıl yaşayabiliyor insanlar?” diye düşünür, üzülürdüm.

O dönemde; taşrada okumak isteyen çocukların, ailelerinin parası yoksa istikamet belliydi. Sınavı verebiliyorsan ver elini parasız yatılı. Maksat; meslek sahibi olsun bu çocuklar, hayatları kurtulsun .

Askeri okullar, öğretmen Liseleri, sağlık meslek liseleri. Taşrada ekmek yok, devlette ise ihtiyaç var. Mecburi hizmet koşuluyla okursunuz okuyabildiğiniz kadar. Çoğu genç bu sayede hayata tutunabildi. Planlıydı her şey ; alınacak öğrenci, mezun olup işe yerleşecek kişi.

Evet, çevirdim rotamı İstanbul’a. Gençken gezdiğim sokaklardan, pasajlardan tekrar geçtim. Her şey biraz makyajlanmış, güzelleşmişti tabii . Zaman değişim zamanı. Yine de anılar vardı her yanda, geçtiğim yollarda, binalarda, parklarda, okul koridorlarında. Kendimle karşılaştığım her noktada, yapamadıklarım için kendimden özür diledim. Yapabildiklerim için ise yine kendime teşekkür ettim.

Yıllar önce; iyisiyle kötüsüyle yaklaşık 10 yıl yaşadığım bu şehirden kaçarak uzaklaşmıştım. Ulaşım bir dert, sosyal imkan falan hak getire, yaşam pahalı, hep bir yerlere ve bir şeylere yetişme telaşı, insanlarda ise stres yükü.

Kaçtığım bu  şehre özlemle, farklı gözlerle baktım bu defa. Ne kara ulaşımında zorlandım, ne denizde. Antalya malum; neredeyse günümüz Paris’i. İstanbul’la yaşam maliyetinde eşitlenmiş gibi. Şaşırtıcı.

İBB tarafından iskelelerde yapılan kitap kafeler en sevdiğim yerler oldu sanırım. Benim gibi martıları, vapurları ve İstanbul’un denizini özleyenler için, hem manzara hem de yeme içme fiyatları bakımından iyi.

Gezdiğim yerlerde sokaklar temiz, insanlar saygılı ve güler yüzlüydü. Stres bulutu kalkmış sanki yaşayanların üstünden bir nebze. “ Ne güzel” dedim kendi kendime. Deprem riski olmasaydı, alırdım tası tarağı yerleşirdim tekrar bu şehre.

Vaktiniz varsa, bir yakadan diğer yakaya geçişin en güzeli vapurlardır burada.

Bir vapur düdüğüyle ayrıldığım kıyıdan, martılarla birlikte karnımı doyurup, uzaktan baktım karşı kıyıya..

Eski şehir...Tuhaftır; Manzaranın gökdelenlerle süslü sağ tarafı (Anadolu yakası), karartmıştı çehresini. Eski şehir üstünde ise salınan güneşin keyfi. Belki İstanbul’un kendisi de bu devasa yapılardan şikayetçi.

Unutmadan; Eminönü’nde eskisi gibi teknelerde balık ekmek bulma şansınız yok. Muhtemelen sağlık ve hijyen sebepli kalkmıştır. Yine de arıyor insan nedense.

Eski köprü yanıp, yerine yeni Galata Köprüsü yapılınca hiç sevememiş, benimseyememiştim. 1 Ocak’taki “ Filistin’e destek yürüyüşünde”, alakasız bir şekilde hilafet sloganları atılınca “ bu köprüyü daha bir sevemedim..

İstanbul’ un yeni semtlerine gelince; Daha dünlerde bu kadar semt, bu denli site yoktu İstanbul çevresinde. Şimdi ise bu semtler ayrı ayrı, tek başlarına güzel birer ilçe olmuş gibi.

Taksim bıraktığımız yer değil, biliyorum.Hiç gitmedim tabii.

Ben; suların günlerce akmadığı, su istasyonlarından bidonlarla suyun alınıp her şey için kullanıldığı zamanlarda yaşamıştım İstanbul’da. Sanki bir köyde uzak bir çeşmeden su dolduruyorsunuz gibi. Bir fark vardı ki; bu su istasyonlarının suları ücretliydi.

Ne su istasyonlarını gördüm bu defa, ne de su kesintisini.

Mevcut İBB başkanı güzel şeyler yapmış bence şehre.

Devamı dileğiyle..

Yedi tepeli tarih kokan, deniz kokan, martı kokan, balık kokan, güzeller güzeli İstanbul.

Bir yanda da olası beklenen deprem gerçeği. Deprem korkusunu hissederek yaşamak zorunda mıydı sende yaşayanlar?

17 Ağustos 1999,

6 Şubat 2023 ..

Yitip giden hayatlar, halen sil baştan hayata tutunmaya çalışanlar, kaybettiklerimiz,  sevdiklerimiz..

Konunun uzmanlarınca İstanbul depremine ilişkin sürekli uyarılar yapılsa da,

güzeller güzeli İstanbul sanki bekliyor çaresiz..

Bir felaketin yaşanmaması dileğiyle..

Herkes için aydınlık, adil, eşit, özgür, kardeşçe, barış ve refah içinde, sağlıklı günler dilerim.

Sevgi ve saygılarımla

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İncilay Akdeniz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.