Türkiye Noterler Birliği, körlerin imza sorunu hakkında dünyaya meydan okuyor

Yazıma neden böyle bir başlık attım? Zira, 17 yıldan beri körlerin imzalarının geçerli sayılması için iki tanık uygulaması yasalarla kaldırılmış olmasına, BM Engelli Hakları Sözleşmesinin 12. Maddesinde belirtilen “Kanun Önünde Eşit Tanınma” hükmüne, BM Engelli Hakları Komitesinin, konuyu ayrıntılarıyla açıklayan 1 nolu yorumuna, Uluslar Arası Noterler Birliğinin yol gösterici tavsiyelerine ve nihayet Yargıtay 9, 12 ve 13. Dairelerinin kesin kararlarına karşın Türkiye Noterler Birliği (TNb), körlerin imzalarının geçerli olması için iki tanık uygulamasına ısrarla devam ediyor. Bu hususta, körler alanında faaliyet gösteren örgütlerin tepkileri ve Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın uyarıları da TNB’nin direncini kırmaya yetmedi. TNB, bu uygulamanın sona erdirilmesi için döne döne Türkiye Noterler Birliği Kanunu’nun 86 v87. Maddelerinde değişiklik yapılmasının zorunlu olduğunu söylüyor. 

Körlerin imza sorunu önemli midir?

Evet, son derece önemlidir. Zira, imza kişiliğin dışavurumudur. Dünyada ne kadar insan yaşıyorsa, o kadar farklı imza bulunmaktadır. Birey olarak insan, varlığını ve iç dünyasını imzası aracılığı ile ortaya koyar. İmza, “İşte ben buyum. Birey olarak varım ve başka bireylerden farklıyım.” Anlamına gelen bir iletidir; bir kişilik beyanıdır. Hele hele günümüzün atomuna dek parçalanmış ve bireyselleştirilmiş kapitalist toplumunda imza kişiliğin kanıtlanmasının bir aracıdır aynı zamanda. Kişi isen, imzan vardır; imzan yoksa kişi değilsin.

Yalnız burada, imzayı bir çizgisel şekil olarak algılamamak gerekir. Bir resim, bir şiir, bir roman, bir müzik bestesi, bir yontu da imzadır aynı zamanda. Zira, her türlü yaratının kendine özgü bir tarzı, tadı, rengi, estetiği ve niteliği vardır. Bütün bu yaratılar, yaratıcısının ruhsal dünyasını, içsel zenginliklerini ve yeteneklerini yansıtırlar. İmzanın çizgisel bir şekil haline dönüşmesi, kişiliğin simgeleştirilmesi ve kanıtlanması gereksiniminden doğmuştur.

Şimdi şunu sorabiliriz: Noterlerin, geçerli sayılması için imzamıza iki tanık istemesi ne anlama gelmektedir? Çok açık değil mi? “Ben senin kişiliğini tanımıyorum. İki tanıkla kişi olduğunu kanıtla.” Bu çağ dışı ve son derece onur kırıcı bir tutumdur.

Körlerin bütünüyle eğitimsiz ve cahil olduğu bir dönemde, özellikle borçlandırıcı işlemlerde risk altına girmemeleri ve aldatılmamaları için yaptıkları işlemi ona açıklayacak, yanlış bir işleme imza atmalarını önleyecek birilerine gereksinim duyulmasını anlamak olanaklıdır. Ama körlerin, öğretmen, avukat, sosyolog, psikolog, kamu yöneticisi oldukları, her düzeyde eğitim gördükleri ve ticaret yaşamında binlerce başarılı işlem yaptıkları günümüzde bunu anlamak ve hoş görmek olanaklı değildir. İşte bu yüzden, TNB’nin, iki tanık dayatmasına karşı yürütülen mücadele yaşamsal önemdedir. Bir kişilik sorunu olduğu kadar onur sorunudur.

Bu yüzden ülkemizdeki körlerin çatı örgütü olan Türkiye Körler Federasyonu, demokratik ve mücadeleci bir niteliğe kavuştuğu 1994 yılından itibaren sorunu gündemine aldı. Bütün yasalaştırma önerilerinde ve özellikle demokratik, kapsamlı ve bütünlüklü yasa taslağı çalışmalarında tanık bulundurulması zorunluluğunun kaldırılmasına yer verdi. 2004 yılında açıklanan Engelliler Kanunu taslağına bu hususun girmesi için yoğun bir lobi faaliyeti sürdürdü. Sonunda Engelliler Kanunu ile Borçlar Kanunun 15. Maddesinde yer alan iki tanık uygulaması kaldırıldı. Tanık bulundurup bulundurmama, işlem yapan kör bireyin isteğine bırakıldı. Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddesi yürürlükten kaldırıldı. Türkiye Noterler Birliği Kanunu’nun 73 ve 75. Maddeleri ile körler için iki tanık uygulaması kaldırılarak işlem yapan bireyin isteği esas alındı. 

Genellikle imza sorunu Bankalarda, Tapu Müdürlüklerinde ve Noterlerde yapılan işlemler sırasında karşımızı çıkıyor. Bu kurumlar yeni uygulamayı, Engelliler Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte hemen benimsemediler. Hatta, önemli bir direnç gösterdiler diyebiliriz.  En azından iç mevzuatlarını yeni yasal düzenlemelere uygun hale getirinceye dek eski uygulamayı sürdürdüler. Ancak körler alanında faaliyet gösteren örgütlerin mücadelesi sayesinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu 18 Haziran 2016 tarihinde Bankacılık Hizmetlerinin Erişilebilirliğine dair Yönetmeliği çıkararak sorunu önemli ölçüde çözdü. Zaman zaman banka memurlarının güncel mevzuat bilgisine sahip olmamasından kaynaklanan sorunlar yaşansa da görüşmeler yoluyla birkaç saat içerisinde çözüme kavuşturulabiliyor.

Engelliler Kanununa karşın Tapu Tüzüğünde iki tanık zorunluluğunu dayatan madde kaldırılmamıştı. 2007 yılında bu maddenin iptali için Danıştayda açmış olduğumuz dava,2011 yılında söz konusu maddenin iptali ile sonuçlanınca, tapu işlemlerindeki sorunlar da çözülmüş oldu.

TNB, Engelliler Kanunu yürürlüğe girdikten sonra yeddi yıl boyunca iki tanık istemeksizin işlem yapmakta iken, her nedense 2012 yılında bu tutumundan vaz geçerek iki tanık uygulamasına geri döndü. Bu uygulamaya karşı kör örgütlerinin yürüttüğü mücadele, Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın uyarıları, Yargıtay kararları ve İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun ayrımcılık nedeniyle verdiği para cezası, o gün bugündür sonuç vermedi. Türkiye Noterler Birliği, hukuk dışı uygulamasına, tüm dünyaya meydan okuyarak devam ediyor.

Peki, ne yapmalı? TNB’nin ulusal ve uluslar arası belgelere ve yargı kararlarına karşın sürdürdüğü bu hukuk dışı direncini nasıl kırmalı

Bu konuda engelli hakları mücadelesinin tarihinde önemli deneyimler bulunuyor. Engelliler Kanununun çıkarılması konusunda epeyce isteksiz olan iktidar partisine karşı Türkiye Körler Federasyonu tarafından 2004 yılında TBMM’de gurubu bulunan partiler nezdinde yoğun bir lobi faaliyeti sürdürülmüş; 13 ilde yürüyüşler yapılmış ve imza kampanyaları düzenlenmişti. Sonunda yasanın yürürlüğe konulması başarıldı. Yine, Engelliler Konfederasyonu, istihdam hakkı konusunda engellilerin başlattığı açlık grevini yönetmiş; dönemin Çalışma Bakanı Sn. Faruk Çelik, altıncı günün sonunda Kadir gecesi geç saatlerde açlık grevi çadırını ziyaret etmiş; engelli yurttaşların tüm taleplerini kabul ederek açlık grevini sona erdirmişti.

Öyle gözüküyor ki, TNB’nin bu hukuk dışı ve anlamsız direncinin kırılabilmesi için sistemli, sürekli ve sert eylemlere gereksinim var. Bakalım, el mi yaman, bey mi yaman! ?  

Dostça kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Turhan İçli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.