Engellilerin siyasal yaşama katılma hakkı

Merhaba, geçen haftaki yazımda bu hafta kitlelerin siyasetten caydırma yöntemleri konusunu ele alacağımı söylemiştim. Bu konuyu daha ileri bir tarihe bırakarak bu yazımda engellilerin siyasete katılma hakkı konusuna değinmek istiyorum.

Siyasal Yaşama Katılma Hakkı Nedir?

Siyasal yaşama katılma; “Yurttaşların, devletin çeşitli düzeylerdeki karar ve uygulamalarını etkileme eylemi” olarak tanımlanmaktadır. (Kışlalı 1987; siyaset bilimi. s. 355.)

Bu etkileme eylemi, parti mitinglerine katılmaktan, oy kullanmaya, karar organlarına seçilmeye ve temsil edilmeye dek geniş bir çeşitlilik göstermektedir. Mitinglere katılma, çeşitli biçimlerde destek sunma ve oy kullanma gibi etkinlikler, siyasal katılmanın edilgen; karar organlarına seçilme, yönetici roller üslenme ve temsil edilme ise siyasal katılmanın etkin biçimlerini oluşturmaktadır.

“Siyasal katılma, toplumun çeşitli kesimlerine temsil olanağı sağlayarak, toplumda belirli bir dengenin ve uzlaşmanın oluşumunu kolaylaştırır. (....) Siyasal katılma, sistemin barışçı yollardan zaman içinde değişimine olanak tanırken, aynı zamanda karşı güçleri sistemle bütünleştirmiş, bir anlamda sistemi güçlendirmiş olur.” (Kışlalı 1987: siyaset bilimi s. 356.)

Bu yüzden çağdaş demokrasi, katılımcı demokrasi adıyla da anılmaktadır. Katılımcı demokrasi, tüm yurttaşları ve toplum kesimlerini karar alma süreçlerine dahil ederek ve karar organlarında temsil edilmelerini sağlayarak, bir yandan sorunların, gereksinimlerin ve istemlerin, bu süreçlere birincil elden ve doğru bir biçimde yansıtılmasına olanak verirken, öte yandan, sorunların çözümü doğrultusunda ortak aklın ve iradenin oluşmasına zemin hazırlar. Böylece rejim, büyük bir esneklik kabiliyeti kazanır. Alınan kararlar herkesin ortak eseri olduğundan bu kararlara katılma eğilimi güçlenir. Muhalif eğilimler, kendilerini daha medeni ölçülerde ve biçimlerde ifade edebilirler. Zira, demokratik kanallar açık olduğundan, çoğunluğu, görüşleri doğrultusunda ikna edebilmeleri durumunda yönetici konumlara gelebileceklerini bilirler. Bu nedenle yönetimin ya da rejimin değiştirilmesi, sert ve çatışmacı yöntemleri gerektirmez.

Her toplum; dil, inanış, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, bedensel yapı vb. bakımlardan farklı özelliklere sahip bireylerden ve bu bireylerin meydana getirdiği kümelerden oluşmaktadır. Farklılığın niteliği, derecesi, nedenleri ve yol açtığı sorunlar, söz konusu bireylerin toplumsal konumlarını da belirlemektedir. Farklı özellikleri ve gereksinimleriyle dikkati çeken toplumsal kümelerden biri de engellilerdir. Engelliler, toplumsal çeşitliliğin en özgün ögelerinden ve renklerinden birini meydana getirmektedirler. Bu nitelikleriyle her toplumda sayısal açıdan önemli bir ağırlığa sahiptirler.

Birleşmiş Milletler Sağlık Örgütü’nün verilerine göre engelliler, dünya nüfusunun, yaklaşık olarak, gelişmiş ülkelerde %10’unu, gelişmekte olan ülkelerde ise, %12’sini oluşturmaktadır. Toplumda bu denli bir ağırlığa sahip olan bir kitlenin, doğal olarak, Toplum Bilimlerinin en önemli konularından birini oluşturması beklenir. Ama ne yazık ki, öyle değildir. Tıpkı toplum gibi, Toplum Bilimleri de bu önemli kitleyi yok saymış; sansür etmiş; dolayısıyla gündeminin dışında tutmuştur. İnsanlık, engellileri, ancak geçen yüzyılın ortalarından itibaren keşfetmeye, ulusal ve uluslararası belgelerde anmaya, onların da insanlığın ve yaşadıkları toplumun ayrılmaz bir parçası olduğunu kavramaya başlamıştır.

Son yetmiş yıl içerisinde engellilerin rehabilitasyon, istihdam, eğitim ve sosyal güvenlik haklarının geliştirilmesi ve kullanılabilir duruma getirilmesi yönünde önemli çabalar ortaya konulmuş; ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre, sınırlı da olsa bazı adımlar atılmıştır. Ancak engellilerin siyasal yaşama ve kamu yönetimine katılmaları yönünde hemen hiçbir ilerleme kaydedilememiştir. Oysa çağdaş demokrasilerde siyasal yaşama katılma, tüm yurttaşlar için en vazgeçilmez haklardan biri olarak görülmektedir. Toplumun tüm bireyleri seçme-seçilme, yönetime katılma, yönetimde söz sahibi olma gibi çeşitli siyasal haklara sahiptirler. Bu hakların engelliler için de geçerli olması gerektiği kuşkusuzdur. Ancak, mevcut durum engellilerin bu haklarını son derece sınırlı olarak kullanabildiklerini göstermektedir. Bu durum, özellikle seçilme hakkı konusunda belirgin bir biçimde göze çarpmaktadır. Söz gelişi, belediye Meclislerinin toplam üye sayısı yirmi binin üzerinde iken, bu meclislerde yer alan engelli sayısı, 30’u geçmemektedir. 550 milletvekilinin bulunduğu TBMM’de Üç engelli milletvekili yer almaktadır. Üstelik bu milletvekillerinin hiçbirinin engellileri temsil yeteneği bulunmamaktadır. Zira, hiçbiri bir engelli örgütüne üye olmadığı gibi, arkalarında bir engelli kitlesi de yoktur. Bu durum karşısında TBMM’de engelli temsilcisinin bulunmadığını söylemek, abartı ya da haksızlık sayılamaz.

Bütün demokrasilerde seçme-seçilme hakkı, özgür yurttaşlara tanınan bir haktır. İlk demokrasi deneyiminin yaşandığı eski Atina’da özgür yurttaş sayılmayan köleler ve kadınlar bu haklarından yoksundular. Uzun ve kanlı mücadeleler sonucunda özgürlüklerine kavuştular ve seçme-seçilme hakkını elde edebildiler. Oysa engelliler, bu haklarını hiçbir zaman etkin ve toplumda işgal ettikleri ağırlığa uygun olarak kullanamadılar. Bu yüzden bugün bile özgür ve eşit yurttaş olamadılar.

Eğer bir değişiklik olmazsa ülkemiz, yaklaşık 9 ay sonra milletvekilliği genel seçimlerine gidecektir. Bu seçimler, engellilerin, daha etkin bir biçimde siyasal yaşama katılmaları için bir fırsata dönüştürülebilir.

Peki, engellilerin siyasal yaşama katılımının önündeki engeller nelerdir? Bu sorunun yanıtını önümüzdeki yazımda irdelemeye çalışacağım. Dostça kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Turhan İçli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.