Gülistan Doku: Bir Cinayet İttifakı.

Cümlenin en başından;

·         Gülistan Doku’nun bir cinayete kurban gittiğini,

·         cinayet failinin Zeinal Abakarov olduğunu,

·         cinayetin en önemli aktörünün Engin Yücer olduğunu ve

·         devletin güvenlik bürokrasisinin bu bilgilere vakıf olduğunu söylemek mümkün.

Kanıtlanmamış olan her iddianın olasılık düzeyinde olduğunu biliyorum; ancak yazacaklarımın olasılık ötesine geçen varsayımlar olduğunu da biliyorum. Gülistan Doku olayını başından beri yakından ve önyargısız takip etmeye çalıştım. Bu olayın netliğinin sadece benim için değil, en başta Süleyman Soylu olmak üzere devletin güvenlik bürokrasisi için de geçerli olduğunu düşünüyorum.

Gülistan Doku olayı, faili malum bir cinayet hikayesidir. Asıl sorulması gereken, failinin devlet kademesi dahil herkesçe malum olduğu cinayeti kilitleyen unsurların neler olduğudur?

Cinayeti kilitleyen yegane şey, arka planda oluşan ittifak yapısıdır.

Arka planda oluşan ittifak iradi midir?

Buna açıkça “hayır” diyebilirim.

Ortada kurgulanmış veya iradi olarak oluşmuş bir ittifak yok; ancak devletin bu tip olaylardaki refleksi, davranışsal bir “kutsal ittifak” oluşmasına yol açıyor ve yuvarlanan kartopu gibi kendini çoğaltarak ilerliyor.

Güvenlik bürokrasisi bu olayı çözmek istiyor mu?

Bu soruya, bugünkü koşullar ve geldiğimiz nokta itibarıyla tereddütsüz “evet” diyebilirim. 

Çözme iradesi varsa, geride bıraktığımız 2,5 yıl boyunca neden bu irade somut olarak ortaya çıkmadı?

Bu soruya vereceğimiz yanıt, tam anlamıyla devlet refleksinin nasıl işlediğini anlamamızı sağlıyor. Gülistan Doku cinayetinde polisin “meslektaş dayanışması” ile başlayan ittifakı, her aşamada cinayetin üzerine yeni bir kilit eklenmesine yol açarken, eklenen her yeni kilit, cinayet ittifakının genişlemesine, genişleyen ittifak da direncin artmasına katkı sağlıyor.

Cinayetin üzerine çokça kilit atılmasının birinci sorumlusunun Zeinal’ın polis olan üvey babası Engin Yücer olduğu anlaşılıyor. Önemli bir diğer detay da cinayetin tek başına Zeinal Abakarov tarafından işlenip işlenmediğidir. Delillere ve olay yerine ilişkin bilgilere ulaşılmasına yönelik, her adımda karşılaşılan engeller, cinayet tarihinde 24 yaşında olan lise mezunu Zeinal’ın deneyimlerinin ötesinde görünüyor. Bu durumda “üvey baba, bir fiil olayın içerisinde mi” sorusu da oldukça önemli.

Cinayetin üzerine atılan kilitler ve bunun suda haleler gibi yayılarak geniş bir kesimi bir anlamda suç ortağı yapmasının arka planına ilişkin birkaç hatırlatma yaparsak;

Cinayetin bir gün öncesi 4 Ocak 2020 tarihi akşam 8 civarlarında polise; “bir adam genç bir kızı zorla aracına bindirmeye çalışıyor” diye bir ihbar geliyor. Olay yerine kısa sürede akrep tipi bir zırhlı araçla 4 polis intikal ediyor. Polisler Zeinal’ın üvey babası Engin Yücer’in mesai arkadaşları… Başta belirttiğim “meslektaş dayanışması” refleksiyle hemen Engin Yücer aranıyor.

Engin Yücer’in olaya dahil olmasıyla “cinayet ittifakının” süreç yönetimi başlamış oluyor. Bu tip mesai dışı olaylarda kural olarak nöbetçi savcının bilgilendirilmesi gerekiyor. Polisler böyle bir bilgilendirme yapmadan ve muhtemelen sonradan imzaları tamamlanacak şekilde “şikayetçi olan taraf yok” diye duruma uygun bir tutanak düzenliyorlar. Bir gün sonra cinayet gerçekleştiğinden tutanaktaki Gülistan Doku isminin altındaki imza kısmı boş kalıyor.

Akrep tipi zırhlı araçlarda bu tip durumlarda otomatik olarak hem görüntü, hem de ses kaydı yapılmasına rağmen bu kayıtlara ulaşılamıyor.

Suç ittifakını oluşturan bir diğer husus, Engin Yücer’in görev yaptığı Tunceli Emniyet Müdürlüğünün, Gülistan’ın öldürüldüğü 5 Ocak 2020 öğlen saat 12.25’de “köprüden düşen bir nesne var” diye tutanak tutması. Aynı gün öğlenden sonra saat 16.41’de Gülistan’ın telefonundan son kez sinyal alınıyor. Tunceli Emniyeti 12.25’de “Köprüden düşen nesne” diye tutanak tutunca savcılık hem yönlendirilmiş, hem de manipüle edilmiş oluyor. Nitekim bu tutanak üzerine savcılık Gülistan’ın kayıp ihbarından sonra bu tutanağın yönlendirdiği şekilde incelemelerini köprüyle (Dinar Köprüsü) ve 11.00 ile 13.00 arasıyla sınırlandırıyor. Buradaki en önemli zaaf, “köprüden düşen nesne” bilgisinin kaynağının belli olmaması. Bir ihbara mı, yoksa tesadüfen köprüyü gören kamera kayıtlarına mı dayandığı açıklanmış değil. Bu bilgi ihbara dayalıysa, o zaman ihbarın kaynağının mutlaka ifşa edilmesi gerekir. Köprü meselesine ilişkin çok önemli bir diğer detay, Ulusal Kriminal Büro tarafından görüntüler üzerinde yapılan incelemede, Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nün tutanağındaki köprüden düşme meselesinin gerçek olmadığının ve suda sadece görüntü kaymasına bağlı piksel dalgalarının oluştuğunun söylenmesidir.

Ağustos 2020 başlarında Ulusal Kriminal Büronun raporunu sunmasının üzerinden geçen 8 ay boyunca, olayın daha çok bir intihar vakası çerçevesinde incelendiği, birçok kişi ve kurumun filmleri aratmayacak şekilde manipüle edildiği anlaşılıyor. Bütün  bu kurgular, ayarlamalar, ince işçiliklerin sağladığı en önemli şey delillerin karartılmasına olanak sağlayacak zamanın yaratılmasıdır.

Gülistan Doku cinayetini intihar olarak kurgulayan arka plan bilgisi oldukça ilginç. Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nde rütbesiz polis olan Engin Yücer’in bütün bu kurguyu yönetebilmesi mümkün değil ama yaptığım araştırmadan da Yücer’in son derece becerikli olduğunu görebiliyorum. Bu profili inceleyince aklıma Matt Damon’un “Yetenekli Bay Ripley” filmi geldi. Damon bütün becerisine, kurgusal yeteneğine ve süreç yönetimi becerisine rağmen işlediği cinayetle nihayetinde yüzleşmek zorunda kalmıştı. Bay Yücer de oldukça becerikli; ancak bu cinayetle yüzleşmesi yakındır. Öncelikle aileyle ilgili tam bir internet temizliği yaptığı anlaşılıyor. Kendi başına mı, teknik destek alarak mı yaptığını bilmiyorum ama ortaya çıkan işçilik oldukça iyi. Yücer ailesine yönelik sosyal medyada ve internette oldukça kapsamlı bir temizlik yapılmış. Engin Yücer’in Alanya’da görev yaparken aldığı “ayın polisleri başarı ödülü” törenindeki toplu fotoğrafı ve birkaç silik görsel dışında kaydı yok gibi. Aynı şekilde Rus Kökenli Melike Yücer’e (Rus ismi; A. Dzhamlia) ait de sağlam bir temizlik yapılmış. Cinayet Faili Zeinal Abakarov’un sosyal medya ve daha aktif kullandığı Instagram hesapları kapatılmış ve temizlenmiş. Babanın kontrolünden kaçan en önemli detay; Zeinal Abakarov’un evli olmasının ifşa olması. Becerikli üvey babanın oğluna “kabul gören” bir profil oluşturma çabası var. Ancak bu evlilik meselesi belli ki gözden kaçıyor. Belki de Gülistan’la yaşadığı sorun bu evlililiğin açığa çıkmasından kaynaklanıyor. Cinayet’in ardından Gülistan’ın arkadaşlarının kararlılığı sayesinde Zeinal polis merkezi amirliğine (M.Ş.N.B. Polis Merkezi Amirliği) “bilgisine başvurulmak üzere” getiriliyor. Oluşturulan bilgi alma tutanağına “Evli” olduğu giriliyor. Muhtemelen bu bilginin dayanağı Zeinal’ın pasaportudur. Gözden kaçan bu bilginin tutanağı geçmesi, becerikli bay Yücer’in oluşturduğu Zeinal profiline zarar vereceğinden hemen gerekli temizlik yapılıyor. Olaydan yaklaşık 2 yıl sonra şüpheli sıfatıyla savcılığa ifade veren Zeinal’ın bu kez medeni durumuna “Bekar” yazılıyor.

Gülistan Doku cinayetini bu ölçüde karmaşık ve çözülmez hale getiren üvey baba Engin Yücer ve onun arkasındaki mesleki dayanışma ağıdır. Delillerin ilk toplandığı, biçimlendiği ve kurgulandığı yer olan Tunceli Emniyeti olayın intihar olduğu konusunda hem savcılık, hem de valilik makamını manipüle ediyor. Savcılığın da, valiliğin de bu işe uyanması zaman alıyor. Yapılan kurgu öylesine kontrol altında tutuluyor ki savcılık da, Tunceli Valisi Tuncay Sonel de Sarısaltık barajının boşaltılmasından sonra Gülistan’a ulaşacaklarından eminler. Öyle ki, hem savcılık, hem de vali Sonel Gülistan’ın ailesine “kızınız suda” diyerek bulma sözü veriyor.

Devlette Gülistan Doku’nun cinayete kurban gittiği kanati oluşmuş durumda; ancak yine de bu süreçte yer alan, olayın seyrini değiştiren, baraj suyunda dalgıçla araştırmalar yapılması ve barajın suyunun boşaltılmasını sağlayacak düzeyde olayı incelikli kurgulayan ve manipüle eden kamu görevlileri var. Devlet şu anda bir tercih yapma aşamasında. Gülistan Doku’nun cenazesini teslim edecek şekilde kontrolü ele alacak mı, yoksa bu süreci kirleten ve yönünü değiştiren, sürece doğrudan veya dolaylı olarak müdahil olan mesela 7, 8 emniyetçiyi mi yargılayacak? Mesele bu tercihten ibaret.

Devletin tercihini yönlendirmek için Emine Şenyaşar olayında olduğu gibi “terörist” ihtimali de yedekte tutulmuş. Anne Cemile Yücer’in Cimer’e yaptığı ve yurtdışına çıkış izni istediği başvurusunda Doku ailesine yönelik “terörist” suçlaması var. Cimer meselesine de bir parantez açmak lazım. Cemile Yücer yaptığı başvuruda kendisi ve çocukları için yurtdışına çıkış izni talep ediyor; ancak bu konuda devletin aldığı bir yurtdışı yasağı yok. Adı konmuş bir yasaktan ziyade, çıkış yasağına ilişkin bir idari karar olduğu anlaşılıyor. İkisi arasında ince bir detay var. Bu detay, dilekçenin verildiği tarihte devletin güvenlik bürokrasisinin tercih konusunda kararsız olduğunu gösteriyor. Yasak yok ama idari karar var…

Hemen yazının başında “cinayet” ihtimalini vurgulamamın sebebini yukarıda ifade etmeye çalıştım. Manipülasyonlar aralandı ve olayın cinayet olduğu netleşmeye başladı. Polis memuru Engin Yücer’in “intihar” kurgusunun çökmesinden sonra yaptığı manevraya da değinmek gerekir. İntihar ihtimali ortadan kalkınca yetenekli bay Yücer, bu defa yepyeni bir sayfa açarak, olay günü Gülistan Doku’nun bindiği minibüs şöförünü suçlayan açıklamalar yaptı. Bu açıklamanın güzel tarafı hem muhtelif kurguların çöktüğünü, hem de suçlu psikolojisiyle yeni hedeflere yönelmenin olduğunu göstermesi… Tabi ki minibüs şöförüne yönelik yeni bir kurgu başlatılmazsa.

Son olarak da Gülistan Doku cinayetinin aslında çok kolay çözüleceğine dair, zaten devletin malumu birkaç detaya değinmek gerekir. Olay şu koşullarda çok hızlı bir şekilde çözülebilir.

1.       Tunceli Emniyet Müdürlüğü tamamen olayın dışında tutulmalı ve soruşturma başka bir ile veya doğrudan Ankara’ya devredilmeli.

2.       Gülistan Doku’nun cep telefonundan en son sinyal alınan 5 Ocak 2020 tarihi saat 16.00 sonrasına ilişkin bütün ses, görüntü kayıtları ile HTS (Historical Traffic Search- Cep telefonu arama kayıtları) ve PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtlarının tamamına el konulmalı.

3.       Zeinal Abakarov’un 5 Ocak 2020 tarihi saat 16.00 ile 19.00 arası kayıtlarına mutlaka ulaşılmalıdır (Yukarıda belirttiğim HTS ve PTS kayıtlarıyla ses ve görüntü dokümanlarının tamamından, Tuncel Emniyeti tarafından belirttiğim aralıklar elimine edildiği anlaşılıyor)

4.       Zeinal Abakarov’un telefonuna cinayetten yaklaşık 50 gün sonra el konulmuştu; ancak bir arkadaşıyla yaptığı son telefon konuşmasında “telefonumu yarın teslim edeceğim” demesi kendisine bilgi akışı olduğunu, buna bağlı olarak da telefonunda her türlü temizliği yapma fırsatı bulunduğunu göstermektedir. Aynı telefon üzerinde kaybolan veya silinen bilgilerin geri getirilmesini sağlayan teknolojik uygulamalar mevcut. Bu yaklaşımla hem Zeinel, hem de yetenekli bay Yücer’in telefonlarında detaylı araştırmalar yapılmalıdır.

5.       Olası cinayet saatleri olan saat 16.00-19.00 arasında yetenekli bay Yücer, evde olduğunu beyan etmiş, emniyet bu beyanı sorgulamadan kayıtlara geçirmiş. Oysa ki bir gün önce Zeinal ve Gülistan Doku’nun aynı evin önünde görüntüleri olduğu dava dosyasına işlenmiş. Tunceli Emniyeti bay Yücer’in beyanını doğru kabul ettiğinden evin önünü gösteren kamera görüntülerini incelemeye almamış. Bu nedenle 5 Ocak 2020 tarihi 16.00-19.00 arasında Engin Yücer’in oturduğu evin ön tarafını gösteren güvenlik kamerası görüntülerine ulaşılmalıdır.

6.       Cinayetin bir gün öncesinde Gülistan Doku, Zeinal ve ailesinin yaşadığı eve gidiyor. Zaman zaman gerginliğin de yaşandığı anlaşılan evde yaklaşık 2 saat kalıyor ve Zeinal’ın annesiyle konuşuyor. Cinayet öncesindeki konuşmaların önemine rağmen yetenekli bay Yücer, evi tamamen bu işin dışında tutuyor. Hukuka uygun bir cinayet soruşturması yapılacaksa Engin Yücer haricinde Cemile Yücer ile o akşam evde bulunan kızı Aida’nın da bilgisine başvurulmalı.

Gülistan Doku olayı bu topraklara özgü ve güçlünün hukukunun geçerli olduğu bir cinayet vakasıdır. Hangi koşullar altında olursa olsun cinayet bir ayrıcalığa dönüşmemeli. Sadece Gülistan Doku için değil, Rabi Naz için, Nadira Kadirova için,  Yeldana Kaharman için, Burak Oğrak için, Ali İsmail Korkmaz ve yüzlerce yitik can için...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.

05

Ahmet Hoşçu - Yaw mehmet bey sen burda telef oluyorsun

Vallahi vallahi

Dedektif gibin adamsın ???

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Haziran 17:55
04

Ahmet Ahmet - Yaw kardeşim mehmet bey sen dedektif gibi adamsın nasılda çözdün hemen olayı ???

Bu emniyet görevlileri boşuna orda duruyo

Sende burda boşuna telef oluyorsun ???

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Haziran 17:53
02

Svetlana Ibragimova - Siz bir köşe yazarısınız ama çok güzel film senaryosu yazmışsınız. Ilk olarak siz bu olayla ilgili ne kadar bilgiye sahipsiniz ve aileyi ne kadar tanıyorsunuz. Ortada bir cinayetten bahsediyorsunuz, cinayetin olması için önce bir maktül ün olması lazım ayrıca maktul üzerinde otopsi yapılıp ne zaman nasıl ve nerde saat kaçta nasıl koşullarda öldürüldüğü ve gördüğü resmi olarak belgelendirip bir aileye ve bir insana katıl damgası ondan sonra vurulmalıdır. Siz gazetede köşe yazarısınız, bunun hukuki bir karşılığı olması bilmeniz gereklidir. Birine katil damgası yapıştırmak ve bunu medyaya yaymanın suç olduğunu bilmeniz gerekir. Kaldı ki adalet yönünde herkes suçu ispat edene kadar masumdur. Siz hangi belgeye, görüntüye, bilgiye dayanarak o aileyi insanlara kin ve nefret söylemleriyle onları hedef yapıyorsunuz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mayıs 13:02
01

Engin Yücer - Mehmet bey ben Engin Yücer hani o yazınızda belirttiğiniz katil dediğiniz şahıs o benim çok güzel bi senaryo yazmışsınız bilmeyen bir insan bunu okuduğunda hepsini gerçek sanacak ancak hepsi tamamen bir film seneryosunu aratmayan düzmece bir yazı en başta şunu sorayım siz beni ve ailemi nekadar tanıyorsunuz Gülistan doku olayı hakkında nekadar bilgiyedökümama sahipsiniz hiçbirşey bilmiyorsunuz önce bir kişi ve aile hakkında katil demeniz için ortada bir maktül ün olması gerekiyor Gülistan doku önce bulunsun kim nasıl,nerede,nezaman,nasıl öldürülmüş saat kaçta ne ile öldürülmüş günümüz teknolojisi sinde hepsi ortaya çıkar bu bir ikincisi hts, pts ve ve görüntülerden söz etmişsiniz doğrudur bunları kimse değiştirip üzerinde oynama yapamaz siz hiçbirşey bilmiyorsunuz dediğimde sakın kızmayın baksınlar bakalım Gülistan doku 5 Ocak saat 16.20 den sonra sinyal yok diyorsunuz ya 5ocaktan sonra kim kiminle kaç dk kaç saniye görüşmüş kim hangi örgütçü ile görüşmüş hepsi var beni konuşturmayın çünkü siz bir şey bilmiyorsunuz şimdi burada bir yazı yamaya çalışıp kendinizce gerçekleri yazmaya çalışarak beni ve ailemi toplum önünde katil yapmanızında elbet hukuki bir karşılığı olmalıdır gerçeklerin kötü bir huyu var nedense er veya geç açığa çıkma durumu söz konusu gerçekler mutlaka açığa çıkacaktır ama dediğim gibi bu seneryonun da hukuki bir karşılığı olacaktır olmalıdır evet ben 27 yıl polis lik yaptım çok cinayet çok suçlu yakaladım bu bana sayısız takdir ve başarı ödülü kazandırdı suçlu piskolijsinden de gayet iyi anlarım sucluyuda gözünden ve konuşmasından tanırım bizim öyle bi derdimiz de sıkıntımızda yok rahatız vicdanen ve hukuken sizde rahat olun ama bizi topluma ve insanlara kin ve düşmanlığa sevk etmeniz sizi acaba vicdanen rahatsız ediyor mu merak ediyorum size karşı üslubumu bozmadan bazı hususlara dikkatinizi çekmek istedim birazcık anlayabildiyseniz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mayıs 10:30
03

M.aslan - @Engin Yücer 01 nolu yoruma cevabı: Engin bey, bana yazdığınız yanıtı bile kurguluyorsunuz. Benim yazımda en çok dikkat çektiğim husus da bu kurgu meselesiydi. "Kurgu" neresinde derseniz Svetlana İbragimova'nın yukarıdaki tepkisel yanıtındaki benzer cümlelere bakın, derim. "Kurgu" nerede derseniz, Gülistan'ın telefonundan 16.20 sonrası yapılan konuşmadan bahsediyorsunuz ve "hangi örgütçü ile görüşmüş" diyorsunuz. Bu cümlelere dikkat edin. Bunlar ikrar sayılır. Söylediğiniz bilgilerin dava dosyasında olup olmadığını bilmiyorum ama "örgütçü" diyerek süreci yine başka bir yöne taşıyorsunuz. "Örgütçü" ile görüşme varsa, hem bunun kayıtlarının, hem de Gülistan'ın telefonun "elde" olması lazım. Değil mi? Yoksa nerden bileceksiniz. Ayrıca benim yazımda, telefonun son sinyal verdiği saatin 16.41 olduğu yazılı. Bir konuda size katlılıyorum; gerçeklerin ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Eninde sonunda çıkacaktır. Emin olun bu mesele de aydınlanacaktır. Bu tepkiyi verirken Tunceli Cumhuriyet Savcılığının Zeinal Abakarov'un "Şüpheli" olarak ifadesine başvurduğunu da hatırlatmak isterim. Son olarak "beni ve ailemi toplum önünde katil yapmak" gibi arabesk ve kırılgan cümleler kurmuşsunuz. Yazıyı tekrar okuyun. Ne yazdığımı biliyorum. Yazının hiç bir yerinde "katil" sözcüğü geçmiyor ama "fail" fazlasıyla geçiyor. İtirazınızı yapacaksanız "fail" sözcüğüne yapın; çünkü ben bunun olasılık ötesinde bir varsayım olduğunu açıkça ifade etmişim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Mayıs 15:25