Umutsuzluk ahlaksızlıktır!

Bugün 19 Mayıs. Cumhuriyetimizin milletin rahmine düştüğü gün olarak da kabul edebiliriz bugünü. Zira 19 Mayıs’ta Samsun’da başlayan bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi, 23 Nisan’da ‘Büyük Millet Meclisi’ ile doğumu gerçekleştirdi, 29 Ekim’de de bu mücadelenin sonucunun adı konuldu. Cumhuriyet.

Bu büyük tarihin bize öğrettiği en önemli şeylerden birisi, ‘umutlu’ olmamız, umudumuzun kaynağı olarak da kendimize güvenmemiz gerektiğidir.

Gelin bugün, günlük siyasetin iç karartan kısır döngülerinden biraz uzaklaşıp, geleceğe dair umutlarımızı daha da yeşerten konulardan konuşalım.

Antalya’da bir tiyatro var örneğin. Adı; ‘Yersiz Yurtsuz Tiyatro’. Adı metafor olsun diye değil, gerçekten yersiz ve yurtsuz oldukları için öyle. Sürekli gösterimler yapabilecekleri bir salonları olmadığı gibi, büyük ve şâşalı salon kiralamaya da bütçeleri de yok.

İşte bu yersiz, yurtsuz tiyatro, Antalya’da nice anlı şanlı ve kurumsal tiyatrolara inat çok güzel işler çıkarıyorlar. Geçtiğimiz günlerde bu sezonun son oyunlarını izlemek için, oyunlarını sergiledikleri Baküs (Bahçelievler Kültür Sanat) sahnesine gittim. Sahne dediğime bakmayın. Bir evin büyükçe salonu sahneye çevrilmiş. Toplamda en fazla 50 kişilik. Oyunun adı; ‘Bir Taşın Başında’ bu kendi küçük ama etkisi büyük salona girdiğimde ilk dikkatimi çeken sahne dekorundaki özgüvendi. Çok iddialı bir dekor vardı ve daha oyun başlamadan bütün dikkatinizi sahneye toplamayı başarıyordu.

Oyunun konusu, yaşama veda eden bir kadın yazarının mezarına yapılacak olan anıttı. Sağlığında çok eziyet edilen, baskı gören, yok sayılan yazar ölünce, birden kıymete binmiş, doğduğu kasabanın belediyesi anıt mezar yapmaya karar vermişti. Anıt mezarı da o bölgenin en usta mezar yapımcısı ve oğluna vermişlerdi. Bir belediye denetmeni, bu anıt mezar yapım işini denetlemeye gelmiş, eş zamanlı olarak da yazarın kızı, annesinin sağlığında yok sayılmasına ve gördüğü baskılara tepki olarak anıt mezarın yapılmasını engellemeye çalışıyordu.

Bu çerçeve içerisinde insanın toplum içindeki yeri, bu yere karşılık kendi içerisinde yaşadığı çelişkilerle başa çıkabilmek için geliştirdiği direniş hatları, oyunun alt metni olarak okunuyordu.

Kısacası, o küçük sahneden kocaman insan öyküleri yansıyordu bizlere.

Oyundan çıktığımda, Antalya’nın görüntüde zengin, içerikte kısır kültürel yaşamı içerisinde aslında ne kadar büyük çalışmaların da var olduğunu, aslında kısırlığın biraz da kendi bakış açımızdan kaynaklandığını fark ettim ve bir mahcubiyet içinde buldum kendimi.

Bu nedenle de en azından bu yazı ile kendi özeleştirimi yapayım dedim.

Teşekkürler, Yersiz Yurtsuz Tiyatro’nun kurucusu ve ‘Bir Taşın Başında’ oyunun yazarı, yönetmeni Ruteba Doğan.

Teşekkürler, bugüne kadar varlıklarından bile haberdar olmadığımız, o küçücük sahneyi, kocaman bir dünyaya dönüştüren tiyatro sanatçısı arkadaşlar.

Dedim ya. Bugün 19 Mayıs. Yersiz Yurtsuz Tiyatro, Ruteba Doğan ve arkadaşları gibi örnekler oldukça, insan şu cümleyi hançeresi yırtılırcasına haykırıyor.

Umutsuzluk ahlaksızlıktır!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.