"20 YILI HEBA ETTİK, TÜRKİYE LİDER ÜLKE OLABİLİRDİ, ÜMMET ÜLKESİ OLDU”

Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, 21'inci yüzyılın son 20 yılında büyük kavga ve savaşların yapılmadığını, barışın daha fazla egemen olduğunu, birçok ülkenin de bundan yararlandığını belirtirken, "Bir tek kazanamayan biziz. 20 yılı heba ettik. Barış içinde bu 20 yılda Türkiye lider ülke olabili...

Video için play'e tıklayın

Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, 21'inci yüzyılın son 20 yılında büyük kavga ve savaşların yapılmadığını, barışın daha fazla egemen olduğunu, birçok ülkenin de bundan yararlandığını belirtirken, "Bir tek kazanamayan biziz. 20 yılı heba ettik. Barış içinde bu 20 yılda Türkiye lider ülke olabilirdi. Bugün dikkat ederseniz lider değil, ümmet ülkesi oldu" dedi. Tek bir imzayla uluslararası sözleşmelerden, hukuk metinlerinden çıkmanın mümkün olmadığını belirten Cindoruk, “Bir hukukçu olarak söylüyorum, hiç kimse üzülmesin, İstanbul Sözleşmesi hala geçerlidir. Mücadele eden kadınları da yürekten kutluyorum" dedi. Kanal İstanbul için de "Bu bir blöf, yapılacak iş değil" diyen Cindoruk, ayrıca yasa çıkarmadan kıyılarla ilgili hiçbir değişiklik, düzenleme yapmanın mümkün olmadığını söyledi.

Cindoruk; cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, silahlı terör örgütü FETÖ ile mücadele, İstanbul Sözleşmesi ve Kanal İstanbul ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Cindoruk, şunları söyledi: 

“CUMHURBAŞKANLIĞI İLE PARTİ BAŞKANLIĞININ BİRLEŞMESİ ANAYASA'NIN YANLIŞ YORUMUDUR: Bugün şunu görüyorum. Cumhurbaşkanlığı ile parti başkanlığının birleşmesi anayasanın yanlış yorumudur. Cumhurbaşkanı tarafsızlık yemini etmiştir. O yemin metni anayasa normudur. Meclis Başkanı olduğum zamanda da söylediğim için tekrar ediyorum. Cumhurbaşkanı, bir parti üyesi olabilir ama bir parti başkanı olamaz. Hem partiyi idare edeceksiniz hem de devleti idare edeceksiniz. İkisi arasında ihtilaflar, çelişkiler çıkabilir ve çıkmıştır da. Cumhurbaşkanı tarafsızlığını yitirdiği için bugün aynı zamanda devletin cumhurbaşkanlığı makamı boş kalmıştır. Cumhurbaşkanlığı makamı nedir? Çankaya'dır. Çankaya Köşkü bugün boştur. İlk defa Çankaya Köşkü boş kalmıştır. Çankaya Köşkü'nü neye benzetirim biliyor musun? Beyaz Saray'a. Siz Beyaz Saray'dan taşınan bir cumhurbaşkanı duydunuz mu? Cumhurbaşkanları Amerika'da, Beyaz Saray'ı kıble gibi görüyorlar. Son zamanlarda biliyorsunuz bir ihtilaf çıktı, Biden ile Trump arasında. Bazı Amerikan vatandaşları gittiler orada bir nümayiş yaptılar, hatta parlamentoyu işgale kalkıştılar. Amerikan ordusu da onları oradan kovdu, çıkardı, yakaladı. Yargılananlar var bugün.

ORDUYU ZAYIFLATARAK, DEMOKRASİYE BAĞLAYAMAZSINIZ: Bizim ordumuz ne yaptı? Çok üzülerek söylüyorum parlamentoyu bombaladı. Parlamentoyu bombalayan bir ordu yerine, onu koruyan bir ordu, devletin mihenk taşı ve korucusudur. Ama bunun çaresi bugünkü iktidarın yaptığı gibi değil. Bugünkü iktidar ne yaptı? Türk ordusunun askeri eğitimini değiştirdi. Askeri yargıyı kaldırdı. Askeri tıbbı kaldırdı. Orduyu zayıflatarak, demokrasiye bağlayamazsınız. Demokrasiye bağlamak için orduyu değil demokrasiyi getirmek lazım. Ben şunu görüyorum kuryeler sepet taşıyorlar. Demokrasi sepeti lazım. Demokrasi sepetini de kuryeler taşımaz. Onu siyasetçi taşır. Bunu bütün partiler için söylüyorum.

BU DEVLETİ SİZ KURMADINIZ, BUNLARDAN VAZGEÇEMEZSİNİZ: Ben AK Parti içinde de bizim gibi düşünen insanlar olduğunu biliyorum. AK Parti'nin siyaset yapma hakkına da saygı duyuyorum. Ama iktidara gelip de devleti değiştirmesine saygı duymam mümkün değil. Devleti kuranlar, kurucu babalar, başta Atatürk olmak üzere değiştirilemez. Bunlardan vazgeçemezsiniz. Siz devleti kurmamışsınız ki. Devletin kurgusunu yapanlar, savaşmışlar, uzun yıllar uğraşmışlar, kan dökmüşler. Devleti kurmuşlar. O imtiyazla, kılıç hakkıyla parlamento rejimini Türkiye'ye getirmişler. Parlamentoyu getirmişler. Türkiye Cumhuriyeti'ne parlamentoyu getirmek çok önemli bir hadise. Alışık olduğumuz, bildiğimiz bir şey değil. Evet. 19'uncu, 20'nci asrın başlarında 1-2 denememiz var. Ama onlar özgür, bugünkü parlamentolar değil. Demokrasi ile ilgili belgeler var şimdi. İnsan haklarıyla ilgili. Onların hepsine uymak zorundayız. Uymazsak bağlantısız ülke olursak, gücümüzü kaybettiğimiz ortaya çıkacaktır. Ki kaybettik. 

CUMHURBAŞKANI'NIN O SÖZLEŞMEDEN ÇIKMA HAKKI YOK: Şimdi bir hukukçu olarak söylüyorum. O (Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme) geçersizdir. Cumhurbaşkanı'nın o sözleşmeden çıkma hakkı yok. Çünkü, uluslararası sözleşmeler parlamentonun tasdikiyle geçiyor. O Anayasa'ya aykırılıktır. Ve bana sorarsanız o sözleşme hala geçerlidir. Çünkü Anayasa'da milletler arası sözleşmeler, milli üstü hukuku belgelerinin iptal edilemeyeceği, değiştirilemeyeceğine dair hüküm var. Katı, nas, kesin hüküm. Bugün hiç kimse üzülmesin, kadın haklarıyla ilgili sözleşme geçerlidir. Ve kadınlarımız haklarını söke söke alıyorlar. Onlara da buradan tebriklerimi sunuyorum. 

(FETÖ İLE MÜCADALE) EVVELA TUZAĞA DÜŞTÜ, ŞİMDİ TUZAKTAN ÇIKMAYA UĞRAŞIYOR: Evvela tuzağa düştü (Erdoğan). Şimdi tuzaktan çıkmaya uğraşıyor. Yani tuzaktan çıkmak isteyen devlet adamı da çok takdir edilmez. Ben şöyle söylüyorum. Ben, Türkiye Cumhuriyeti'nin kandırıldığına inanmam. Devlet kanar mı? Aldandığı olabilir. Aldandıklarını söylüyorlar zaten. Ama aldanmak da bir devlet kusurudur. Ki yetersizliktir. Devlet nasıl kandırılır? Nasıl aldanır? Devletin kurumlarını kaldırırsanız ortaya işte bu sonuç çıkar. Şimdi uğraşıyorlar. Doğrudur, uğraşıyorlar. E uğraştıkları bir şey değil, kaybettiğimiz zaman ne olacak?

20 YILI HEBA ETTİK, LİDER ÜLKE OLABİLİRDİ, ÜMMET ÜLKESİ OLDU: 21'inci asrın son 20 yılı savaş olmayan, büyük kavgaların yapılmadığı, barışın daha fazla egemen olduğu bir dönem. Bu dönemden çok devlet faydalandı. Balkan devletleri yararlandı, bugün AB üyesi olan var. Bundan başka kim faydalandı? Orta Asya ülkeleri faydalandı. Rusya hegemonyasından kurtuldular, bağımsızlıklarını kazandılar. Hatta Orta Doğu devletleri kazandılar bundan. Bir tek kazanamayan biziz. 20 yılı heba ettik. Barış içinde, bu 20 yılda Türkiye lider ülke olabilirdi. Bugün dikkat ederseniz lider değil, ümmet ülkesi oldu. Çok zor.

‘BEYNİ SULANMIŞ’ DİYORLAR, BEYNİMİZİN FALAN SULANDIĞI YOK: Tenkitlerimizden kızıyorlar. Dönüp diyorlar, babaları yaşındaki insanlara 'Beyni sulanmış' diyorlar. Beynimizin falan sulandığı yok. Biz yaşadıklarımızı söylüyoruz. Biz tercümanız. Biz kıdemli vatandaşız. Kıdemli vatandaş olarak bir ömür geçirdikten sonra Türkiye Cumhuriyeti'ne faydalı olmaya uğraşıyoruz. Benimle birlikte çok değerli, benim yaşımdaki arkadaşlar her partiden aynı şeyi söylüyoruz.

TÜRKİYE KALICI BİR DEMOKRATİK REJİMİ KURARSA İTİBAR KAZANIR: Şimdi uzun bir anayasa yapmayı yanlış buluyorum. Kısa bir anayasayla rejimin adının konup öyle seçime gidilmelidir. Bu cumhurbaşkanı yetkilerini ortadan kaldırmadan, parlamenter rejimi özellikleriyle, yetkileriyle, görevleriyle tekrar ortaya koymadan yapılacak bir seçim daha kötü bir seçim de olabilir. Bu seçimde cumhurbaşkanı seçilecek kişi, ‘O yetkileri ben kullanmayacağım’ demekle yetinemez ki. Anayasa’dan gelen o yetkileri anayasadan silip süpürmek gerekiyor. Türkiye çok kritik bir noktada. Burada ben şunu söylüyorum. Bir milli barışa ihtiyacımız var. Ben AK Partili arkadaşlarımıza da işlerinde çok sevdiklerim var. Beraber siyaset yaptıklarım var. Oradaki seçmen kitlesi benim eski kitlem. Seçmen kitlesiyle meclis başkanı oldum. Şunu söylüyorum. Aman yapmayın barışın. Türkiye iç barışını sağlayacak, iç düşüncelerini birleştirecek ve kalıcı bir demokratik rejim ortaya çıkaracak. Kalıcı, altını çiziyorum, kalıcı bir rejim ortaya çıkardığınız zaman Türkiye itibar kazanır.

KANAL İSTANBUL BİR BLÖF, YAPILACAK İŞ DEĞİLDİR: Anayasa’yı bilmiyoruz. Bu beğenmediğiniz Anayasa’da dahi kıyılarla ilgili bir hüküm var. Kıyılarla ilgili herhangi bir yatırımın yahut yaptırımın kanunla düzenlenmesi gerekir. Evvela bir kanun çıkarmalarını bekliyorum. Herkes atlıyor bunu. Çünkü hem Karadeniz’de hem de Marmara'da kıyı değişikliği yapacaksınız. Bir de deniz suyunu geçireceksiniz. Denizi suyundan kıyılar yapacaksınız. Bu kanunun ehlibeyti ne? Anayasa Mahkemesi’nin denetiminden geçecek. Öyle kararnameyle, Cumhurbaşkanı kararnamesiyle bu iş olmaz. O nedenle yapılan iş blöftür. Yapılacak iş değildir. Ben muhalefet partilerine de kıyılarla ilgili olarak Anayasa’yı yorumlamalarını tavsiye ediyorum. Ve benim kanaatime göre kıyıları değiştirecek bir herhangi bir gerekçe yoktur. Bunun tıbbi, siyasi veyahut depremden mütevellit zararları anlatılıyor. O anlatılanların dışında ben bir şey daha söylemek istiyorum. Kıyılarla ilgili milli hakimiyet fikri ortadan kaldırılamaz.

SİZ O KANALI GEÇİRMEKLE NAS’A DA ALLAH’A DA İSYAN EDİYORSUNUZ: Allah'ın koyduğu kıyılar korunmalıdır. Nas diyorlar. O zaman onlara ben bir Nas hatırlatayım. Eğer bir Nas olsaydı Boğaz’ı yapan güç niye oradan bir kanal geçirmezdi? Siz aynı zamanda o kanalı geçirmekle Nas'a da Allah'a da isyan ediyorsunuz. Allah'ın size göstermek istediği, yapmak istediği iki tane kanal var. Çanakkale Boğazı ve İstanbul Boğazı. Onları yapan kudret isteseydi İstanbul Kanalı yapmaz mıydı? Yapardı. Demek ki. Manevi bakımdan da geçersizdir. Ama maddi bakımdan da dediğim gibi Anayasa’ya aykırı olup olmadığını Anayasa Mahkemesi'nin tespit edeceği bir yasaya ihtiyaç var."

 

11 Ara 2021 - 13:01 İstanbul- Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.