Reklamı Kapat

GÜÇLENDİRİLMİŞ DEMOKRATİK PARLAMENTER SİSTEM

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşehir'in sunumunu yaptığı 'güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistem' içeriği 4 Ocak 2021 tarihinde Bülent Gürsoy tarafından Gazete Grafiti'de gündeme getirilmiş ve içeriği hakkında bilgiler verilmişti. Bülent Gürsoy'un güçlendirilmiş parlamenter sistem ile ilgili yazısını yeniden yayınlıyoruz.

GÜÇLENDİRİLMİŞ DEMOKRATİK PARLAMENTER SİSTEME GEÇİŞ

Türkiye’de 2017 referandumundan itibaren, “Türk Tipi Başkanlık” denilen “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne geçişle birlikte rejim tartışması başladı.

Tartışmanın “Başkanlık Sistemi” tarafındakiler, yeni sistem ile;

-          1980 Anayasası’nın modernleşeceği,

-          Koalisyonların ortadan kalkacağı ve siyasi krizlerin önünün alınacağı,

-          Kararların çok hızlı alınacağı,

-          İstikrarın artacağı,

-          Halkın iktidarını garanti altına alacak bir siyasi kurumsallaşmanın hayata geçirileceği,

-          Devlet ile toplum arasında sağlıklı bir ilişkinin yolunun açılacağı,

-          Toplumun enerjisinin çatışmalara değil, üretime verileceği,

-          Dış müdahalelere kapalı bağımsız bir siyasi yapının ortaya çıkacağı,

İddialarında bulunuyorlardı,

Tartışmanın “Parlamenter Sistem” tarafındakiler ise yeni sistem ile;

-          Rejim değişikliği yapılarak “Tek Adam Rejimi”ne gidildiği, bunun da “Tek Adam Vesayeti” getireceği,

-          “Partili Cumhurbaşkanı” olabilme maddesiyle “Tarafsızlık” kavramının ortadan kalkacağı,

-          TBMM’nin iş göremez hale getirilmesi suretiyle parlamenter sistemin işlevlerinin ortadan kaldırılacağı,

-          Evrensel tanımlara uygun “Hukuk Devleti”nin sonunun geleceği,

-          Mustafa Kemal Atatürk’e bile verilmeyen “Mutlak ve Sınırsız Yetki”nin, “Tek Adam”a verileceği,

-          Hesap vermeyen ve hesap sorulamayan bir “Tek Adam” hakimiyetinde diktatoryal bir rejimin inşa edileceği,

-          “Yargı üzerinde yürütmenin kontrolü”nün, “Yargı Bağımsızlığı”nı tamamen ortadan kaldıracak derecede güçlendirileceği  ve yargının yürütmeyi denetleme gücünün yok edileceği,

-          Tanımı bile yapılmamış olan “Yüksek Düzeyli Atamalar” yetkisiyle, atamaların yasama organının denetiminden kaçırılarak yürütmeyi denetlemesini imkansızlaştıracağı,

-          Meclis’in, Cumhurbaşkanı’nın hiçbir işlemini denetleme yetkisine sahip olamayacağı,

-          “Olağanüstü Hal” (OHAL) ilan etme yetkisi tek başına Tek Adam’a verilerek, kanun gücünde kararnamelerle tek başına her türlü kararı alabilmesine olanak sağlanacağı,

-          “Denge ve Denetleme” olanaklarının ortadan kalkacağı,

İddialarını dile getiriyorlardı.

Yeni rejimin bir “Diktatörlük” yaratacağı öngörüsünde bulunan “Parlamenter Sistem” taraftarları, eski sitemdeki aksaklıkların giderilmesine yoğunlaşılarak Türkiye’nin; daha kalıcı, dayanıklı, sürdürülebilir bir demokratik rejime kavuşturulabileceği savunusundalardı.

Geldiğimiz noktada, bilim insanları, getirilmiş olan rejimi tanımlarken, “Diktatörlük” yolunda, “Otokratik”, “Rekabetçi Otoriter”, “Neopatrimonyal” sistem vb. tanımlamalar kullanıyorlar.

Nedir bu sistemler?

Otokrasi’de

Yönetici, bütün siyasi yetkileri tek başına elinde bulundurur ve yasalara karşı olarak herhangi bir yargılanmaya maruz kalmaz.

Otokrat (buyurgan) rejimlerin temel özelliği, yönetimlerin halk adına karar vermesi, kendine göre; iyi, doğru ve güzel olanları dayatması, buna karşın halkın sorunlarını çözümlemeyi de üstlenmesidir.

Rekabetçi Otoriter Sistem’de

Demokratik kurum ve kuralların neredeyse tamamı öyle ya da böyle gözlemlenebilmektedir fakat bu kurumların kapasite ve kabiliyetleri iktidar tarafından kısıtlanmıştır.

Mülkiyet hakkı vardır fakat muhalefet olduğunuz için bir mali müfettiş, iş hayatınızı bitirecek cezalar yazabilir.

Basın özgürlüğü anayasal bir haktır fakat gazeteniz birtakım sebeplerle kapatılabilir, yönetimine kayyım atanabilir daha sonra yandaş sermaye sahiplerinden birine satılabilir.

Ortada bir sandık vardır ve seçim yapılabilir fakat ülkenin en büyük şehrinin belediye başkanlığını “bir oy farkla” kazanmanız halinde mazbatanıza el konulabilir.

Dolayısıyla muhalefet ve iktidar sürekli olarak kaybetme korkusu içinde rekabet etmektedirler.

Neopatrimonyal Yönetim

Liderin ve yakınlarının bir taraftan devletin kaynaklarının kullanımı üzerinde sınırsız gücünün bulunduğu, diğer taratan bu gücü yasa ve kurallara bağlı olmadan, kişisel ve keyfi olarak kullandığı, kaynakları yandaşlarına ve akrabalarına dağıttığı, görüntüde modern ancak içerikte geleneksel yönetim biçimi.

Gelinen Noktada

Yukarıdaki tanımlamalara bakıldığında ve bunların gerçekleşmesi anlamında,  Referandum ve sonrasındaki seçimlerden bu yana ortaya çıkan gelişmeler değerlendirildiğinde, “Parlamenter Sistem Taraftarları”nın savlarının haklılık kazandığı görülmektedir.

Bu haklılığın kamuoyuna da yansıdığı, son zamanlardaki araştırmalardan anlaşılıyor.

Örneğin: Metropoll’ün 2020 yılının Aralık ayına ilişkin “Türkiye’nin Nabzı” başlıklı araştırması, oy tercihlerine göre halkın “Yüzde 57'si parlamenter sisteme geçişi isterken, yüzde 34.5'i mevcut sistemde kalınmasını savunuyor”.

Ortaya çıkan bu durum nedeniyle de “Parlamenter Sisteme Dönme” kavramı temelinde “Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem” tanımlaması güç kazandı.

“Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem” teziyle birlikte de artık “Dönüş” yerine “Geçiş” kavramı ortaya atıldı.

Eskiye dönme kavramının getirebileceği olumsuz yüklemelerin geride bırakılması açısından yeniden tanımlanmış, sağlam temellere, kurum ve kurallara bağlı iyi tanımlanmış bir “Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem’e Geçiş Programı” üzerinde yoğunlaşıldı.

Bu kavrama bağlılık gösteren muhalefet (referandumdaki hayır cephesi) yapılarınca yürütülen çalışmalarda farklı odaklardan şu temel kavramlar ortaya çıktı:

-          Cumhurbaşkanı “Partilerüstü”, “Tarafsız” ve “Hakem” rolünde olmalı, tek seferliğine ve Meclis’in görev süresinden daha uzun bir süre için TBMM tarafından seçilmeli,

-          Siyasi Partiler Yasası yeniden ele alınmalı ve özgür katılım ve ilerleme süreçlerinin (özellikle birinci kademe delege/temsilci seçimlerinin) “Hakim Denetimi”nde gerçekleşmesi sağlanmalı, parti içi demokrasi teminat altına alınmalı, “Ön Seçim” uygulaması genişletilmelidir. Siyasetin finansman kaynaklarının daha iyi denetlenmesi için “Siyasetin Finansmanı Yasası” çıkarılmalıdır. Siyasi parti kapatma usulü AİHS ve Avrupa Konseyi’nin anayasal konulardaki danışma organı Venedik Komisyonu raporlarında belirtilen ilkeler çerçevesinde düzenlenmelidir.

-          Seçim Kanunu temsilde adalete daha çok olanak tanımalı, “Seçim Barajı” makul düzeye çekilmeli, YSK (Yüksek Seçim Kurulu) tarafsız hakimlerden, uzun süre görev yapacak şekilde yeniden oluşturulmalıdır.

-          Meclis güçlü ve “Çoğulcu” olmalı, torba yasa usulü kaldırılmalı, “Kesin Hesap Komisyonu” kurulmalı, bütçe yapma yetkisine sahip olmalı ve sonuçlarını denetleyebilmeli, “Yüce Divan”a sevk işlevine ve Bakanlar Kurulu için “Güvensizlik” verme hakkına sahip olmalıdır. Milletvekillerinin “Yasama Dokunulmazlığı” kurumu yeniden oluşturulmalıdır.

-          Hükümet parlamento içinden kurulmalı, Hükümet’in kurulması kolaylaştırılmalı ve düşürülmesi zorlaştırılmalı, “Başbakan ve Bakanlar” parlamentoya karşı sorumlu olmalı, Hükümet’in gücü denetlenmeli ve dengelenmelidir. Başbakan’ı Cumhurbaşkanı belirlememeli, Başbakan seçimi için siyasi parti grupları genel kurula tek başına ya da birlikte aday önerebilmelidir. Başbakan adayları Bakanlar Kurulu listelerini de açıklayarak seçime girmeli, Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nu Cumhurbaşkanı  Meclis’in iradesine bağlı olarak atamalıdır. Yeni Başbakan’ı ve onun önereceği Bakanlar Kurulu listesini seçmeden eskisi düşürülememelidir. Kanun gücünde kararname yetkisi Bakanlar Kurulu’na, sınırları açıkça belirlenmiş olarak (kısa süre içerisinde TBMM’de onaylanmak üzere) tanınmalıdır.

-          “Anayasa Mahkemesi” güçlendirilmelidir.

-          Yargı “Bağımsız ve Tarafsız” olmalı, yüksek yargının seçim kuralları yeniden düzenlenmeli. HSK, Danıştay, Yargıtay ve en önemlisi de Anayasa Mahkemesi’ne üye seçiminde Cumhurbaşkanı’nın yetkisi tamamen kaldırılmalıdır.

-          HSK, “Hakimler Kurulu” ve “Savcılar Kurulu” olarak ikiye ayrılmalı, bu kurullarda Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı yer almamalıdır.

-          Sayıştay güçlendirilmeli, budanan yetkileri yeniden tanınmalı, “Sayıştay Denetimi” dışına çıkarılan kurumlar yeniden Sayıştay denetimine alınmalıdır.

-          Barolar yeniden “Tek Yapıda” birleştirilmelidir.

-          Devlet’in iyi ve etkin çalışması için kamu kurumları “Hukuki ve Rasyonel” niteliklere sahip kılınmalıdır.

-          Devlet yönetiminde modernleşme ile özel “Emirname”den, objektif “Kanun”a ve kayırmacı “Sadakat”ten, profesyonel “Liyakat”e geçiş sağlanmalı, üst düzey bürokratik atamalar belli nesnel kriterlere bağlanmalı ve adayların profesyonel yetkinlik ve iş tecrübeleri açısından uygun özelliklere sahip olması şeffaf değerlendirme süreçleri aracılığıyla sağlanmalıdır.

-          “Yetki Devri”, “Şeffaflık”, “Hesap Verirlik” gibi diğer temel kavramlar, kurumlarıyla birlikte yeniden düzenlenerek yerli yerine oturtulmalıdır.

-          Medyanın bağımsızlığını teminat altına alınmalı, siyasi parti temsilcilerinden oluşan RTÜK kaldırılmalıdır. Onun yerine, işlevi, basın meslek odaları ve gazeteciler tarafından oluşturulan, yani meslek içinde bir üst kurulca yapılan bir etik denetime dönüştürülmelidir. Tespit edilen usulsüzlükler doğrudan yargıya intikal ettirilmelidir. Medya sektöründeki “Patronlar”ın başka sektörlerde iş yapması ve kamudan ihale almalarına yasal engeller getirilmelidir.

-          Tüm vatandaşların vergileriyle finanse edilen TRT’ye kurumsal “Özerklik” sağlanmalıdır ve özellikle seçim kampanyaları sırasında siyasi partiler tarafından kullanılmak üzere zaman ayırması sağlanmalıdır.

-          Rektörler, üniversitelerde yapılacak “Seçim”le belirlenmelidir. Yüksek Öğretim Kurulu  başkan ve üyeleri üniversiteler tarafından seçilmelidir.

-          Katılımcılık konusunda ön açıcı kurallar getirilmeli,

-          “Sivil Toplum”un alanını genişletecek şekilde vatandaşların görüşlerini özgürce paylaşabilecekleri bir kamusal alan inşa edilmelidir.

Sonuç itibarıyla, Cumhur İttifakı bileşenleri  AKP ve MHP’nin medya kandırıcıları tarafından dile getirilen, “nedir bu güçlendirilmiş parlamenter sistem, muhalefet bir şey demiyor, tanımlayamıyor, Türkiye’yi eskiye götürmeye çalışıyorlar” söylemi gerçekçi ve doğru değildir.

Yandaş medya kanallarında bu görüşlere yer verilmiyor olması bu konuda bir bilgi birikimi olmadığı anlamına gelmiyor.

Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz  ve Dr. Berk Esen’in İSTANPOL (  İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü) için yaptıkları “Türkiye İçin Yeni Bir Hükümet Sistemi” adlı çalışmadan bir alıntıyla yazıyı sonlandıralım:

“Demokrasiler kurumsallaştıkları oranda işlerlik kazanmakta ve aşılması zor krizlerin üstesinden gelebilmektedir. Kurumlar, kendilerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini erkler ayrılığı ve demokrasi esaslarına göre tanımlayan normlar aracılığıyla sadece düzenleyici ve dengeleyici değil, aynı zamanda dönüştürücü bir işleve de sahip olmaktadır.

Gelişmiş demokrasilere sahip ülkelerde, demokratik rejimin altyapısını oluşturan; katılımcı, şeffaf ve etkin bir hükümet sisteminin ortaya çıkması ve pekişmesi onlarca senelik siyasi mücadeleler sonucu mümkün olmuştur. Aslında Türkiye, 75 yıllık çok partili rejimiyle bugün Avrupa Birliği üyesi olan birçok ülkeden daha eski bir demokratik geçmişe sahiptir.”

Sonuç itibarıyla, içinde yaşadığımız güzel yurdumuzun güzel insanlarına seslenerek diyorum ki “demokrasimizi yeniden kuracak ve güçlendirecek şekilde, tüm unsurlarıyla tanımlanmış; özgürlükleri, insan haklarını, azınlık haklarını, güvence altına alacak, insanca yaşamı yapılandıracak güçte bir parlamenter sisteme geçiş iradesine ve azmine sahibiz ve bunu en kısa sürede gerçekleştireceğiz.

31 May 2021 - 10:49 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.