Reklamı Kapat

MEHMET ASLAN HAZIRLADI: İTİRAFTAN İFŞAATA; TÜRKİYE'NİN "DÖNÜŞ BİLETİ" (3)

Şimdi de Sedat Peker’de neler olduğuna bakalım ve Susurluk süreci ile Ayhan Çarkın itiraflarıyla kıyaslayalım.

Sedat Peker’in ilk 6 videsunu, neredeyse saniye saniye analiz ederek oldukça detaylı inceledim. Bu incelemeyi, isteyen arkadaşlar XaniTv’de yapılan programda izleyebilirler. Yedinci video diğerlerinden daha farklı bir içeriğe sahip olduğu için İtalya’daki Temiz Eller Operasyonu ile ilişkilendiren bir yazıyla, Susurluk’tan sonra Türkiye’nin arınma için ikinci bir fırsat yakaladığını belirttim. Ve tabi ki en önemli tarafı da pokerde olduğu gibi Sedat Peker’in bu videoda el yükseltmesi oldu. Bu konuyu ve Süleyman Soylu’nun yanıt mahiyetindeki Habertürk programına girmeden önce, Sedat Peker ile Ayhan Çarkın’ı da kıyaslamak istiyorum.

1-Kıyas konusunda, içinde bulunduğumuz zaman, kesinlikle Sedat Peker’e açık bir avantaj sağlıyor. O yüzden Ayhan Çarkın dönem icabı kendi ekseni içerisinde daha yerel bir karakterken, diğeri sosyal medya olanaklarını oldukça stratejik kullanan tam bir uluslararası figüre dönüşmüş durumda.

2-Bir diğer bir fark, hukuki açıdan bakıldığında ortaya çıkıyor. Ayhan Çarkın kendisini ateşe vererek itiraflarda bulunurken, Sedat Peker henüz gemileri yakmadan gizli olanı açığa vuruyor, yani ifşa ediyor.

3-Ayhan Çarkın itiraflarda bulunurken belirli bir hedef gözetmiyor ve daha çok duygusal tepki veriyor. “Abim” dediği ve büyük saygı duyduğu Abdullah Çatlı’nın yasını tutuyor ve bir anlamda bu cinayetle (beyanlarında kaza olmadığını söylüyor) hesaplaşmak istiyor. Sedat Peker ilk videodan itibaren belirlediği hedeflerine uygun stratejik adımlar atıyor.

4-Sedat Peker hedeflerini belirlemekle beraber fleksibl davaranabiliyor. Hedefi yükseltip, düşürmek ve hedefi değiştirmek gibi… Bunun da temel nedeni sürekli bir iletişim kanalını açık tutması ve bir anlamda örtük bir müzakere yürütmesidir. Ayhan Çarkın’ın bu şekilde komplike davranmasını sağlayacak bir dayanağı olmadığı gibi, kendisi de harhangi bir yapıyı temsil etmiyor.

5-Söylenenlere niteliksel açıdan bakıldığında Ayhan Çarkın’ın itiraflarının her biri insan hakkı ihlali olarak değerlendirilirken, Peker, hak kavramından çok son derece sistematik hale gelmiş, uluslararası çıkar ağlarını da hedef alıyor.

6-Kültürel kapasitesinin sınırlı olması açısından Çarkın’ın itirafları medyanın yansıttığı kadar etki yarattı. Peker, nispeten daha güçlü kültürel arka planıyla anlattıklarını zorunlu bir gündem maddesi haline getirdi. Öyle ki Amerika’dan, Asya ve Avrupa’ya çok geniş bir hinterlandı etki alanına dönüştürdü.

7-Son olarak da siyasal arka plana bakarsak; Ayhan Çarkın’ın itiraf periyodu, Türkiye’de siyasal iktidarların en zayıf ve dağınık olduğu dönemi kapsıyor. Ancak Siyasal iktidarlardaki bu çoklu yapıyı yönetecek bir kapasiteye sahip olamaması, onu desteklemesi olası yapıların da uzak durmasına yol açmıştır. Bunun tam aksine Peker’in ifşa periyodu, devlet kurumlarının tam anlamıyla domine edildiği Türkiye’deki en güçlü iktidar dönemini kapsıyor.

 

Sonuç yaratma kapasitesi açısından bakarsak:

Susurluk ve devamında gelen Ayhan Çarkın itirafları, Türkiye’de Kürt meselesine en karanlık yöntemlerle yaklaşıldığı ve hak ihlallerinin örtük olarak onaylandığı bir döneme denk geldi. Bu nedenle onbinlerle ifade edilen siyasal cinayetler, kayıplar, gözaltında kayıplar ve işkencenin yaygınlığı, güçlü bir karşı cephenin oluşması yol açmıştı. Böyle bir dönemin varlığı, bu “anti terör” yöntemlerini uygulayanlara bir anlamda mahkumiyeti de sağlıyordu. Bu dönemde gerek cumhurbaşkanı, gerek başbakanlık yapanların kulaklarına hep “tehdit” kavramı fısıldandı.

Burada bir metafor olarak bu dönemi tarif etmek için Peter Jackson’un Yüzüklerin Efendisi İki Kule filmine bakabiliriz. Filmde Orklar, karanlığı bütün dünyaya hakim kılmak için büyük bir ordu oluştururlar. Bir yandan bu hazırlık yapılırken, diğer yandan da kendilerine rakip olacak, karşı koyacak ve savaşacak tarafları manipüle etmeye çalışırlar. Karanlık tarafa karşı, aydınlık tarafın en dikkate değer gücünü Rohan oluşturur. Ancak Rohan hükümdarı Theoden, Saruman’ın ajanı Grima tarafından kontrol altında tutulmaktadır. Özellikle Susurluk’la başlayan dönemde başbakanlık yapanların kulağında, bir anlamda Grima’nın sesi hiç eksik olmadı. Çiller, Erbakan, Mesut Yılmaz veya Bülent Ecevit olsun, her zaman “aman efendim terör, dış güçler vs.” diyerek kulağa fısıldayan Mehmet Ağar tarzı bir Grima oldu.  

Yeniden Sedat Peker’e dönersek… Videolarla açılan cephe her geçen gün daha da güçleniyor. İlk videolara görmezden gelen iktidar, bütün direncine rağmen yanıt verme noktasına geldi. Süleyman Soylu, Habertürk’e iddiaları yanıtlamak üzere mindere çıktı; ancak güreşi taktiksel olarak sürekli minderin dışına taşıdı. Sedat Peker’in iddialarına yanıt verileceğini bekleyen milyonlarca kişi Habertürk’te tam bir AKP kurgusuyla karşılaştı. Süleyman Soylu, bir yandan havuz medyası dışında bir paltforma çıkarken, bir yandan da “deplasmanda” havuz medyası koşulları ince taktiklerle yaratılmış oldu. Habertürk’te yaratılan orta oyunuyla, güreşi minderin dışına taşıma çabası bile Sedat Peker iddialarının ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

Benim gördüğüm iddialardan kaçışın artık mümkün olmadığıdır. Sedat Peker’in özellikle 7’inci videosunda kapsamı ulusaldan, uluslararasına doğru genişletmesi iktidarın bu işe sessiz kalma ihtimalini ortadan kaldırdı. Sedat Peker, örtük olarak sürdürdüğü müzakere girişimleri sonuçsuz kaldığında gemileri yaktığını gösterdi. Bu onun en tehlikeli tarafı… İlk iki videoda Süleyman Soylu ile yürütülen örtülü müzakereden sonuç almayınca, Soylu’yla tam bir cephe savaşı başlattı. 5, 6 ve özellikle 7’inci videoda “Tayyip abi”ye meydan okumaları iyice görünür hale geldi. Cumhurbaşkanı’nın gizli kasası olarak bilinen Ramsey’in sahibi Remzi Gür’ün sadece adının telafuz edilmesi ilginç bir hamleydi, ki Türkiye Socar’ın % 30’una sahip Remzi Gür’ün bu hisselerin emanetçisi olduğu konusunda güçlü bir kanaat var.

Son olarak çok ilginç bir detay paylaşmak istiyorum. Sosyal medyadaki değerlendirmeleri yakından takip ettim ama bu konuda bir açıklamaya rastlamadım. Sanırım ilk kez paylaşmış olacağım. Son videoda Peker’in arkasındaki yazı tahtasında “İRAN” yazısı ve bazı karalamalar görünüyor. İran’ın altına üç ok indirilmiş; birinde “Mersin”, birinde “Sabiha Gökçen”, diğerinde ise bir soru işareti altında “S.D” yazılmış. S.D’nin ne olduğuna bakarken ilginç bir detay çıktı karşıma. Bugün Süleyman Demirel havaalanı sayfasından İran uçuşları var mı diye sorguladım. Beklediğim şey, ya olmaması, ya da bir ihtimal Tahran’a uçuş olmasıydı ama ilginç bir şekilde, Türkiye’nin iç hatlarda çok az kullandığı ve bunun için de eleştirilen havaalanından İran’ın en büyük 5 kentine de uçuş olmasıydı. Aşağıdaki ekran alıntısında uçuş olan kentler görünüyor.

İç hatlarda çok sık kullanılmayan ve yapan firmaya garanti yolcu bedeli ödendiği için eleştirilen havalimanı bir anlamda İran’a yapılan uçuşlara tahsis edilmiş gibi. Eğer bu yaklaşım doğruysa, Peker’in bunu açıkça yazmaması, masaya Süleyman Demirel Havalimanından İran’a yapılan uçuşları koyduğunu gösteriyor. Daha önce yazdığım yazıda, özellikle yeni uyuşturucu güzergahını paylaşmasının, kendisiyle ilgili güvenlik kaygısı duymasından kaynaklı olduğunu da yazmıştım. Yeni uyuşturucu koridorunu dolaylı olarak Binali Yıldırım ismiyle paylaşarak, aslında aba altından, şimdilik kenarda tuttuğu asıl muhattabına sopa gösteriyor. Bu yazılanların en önemli muhattaplarından biri doğrudan DEA. Hele de denkleme İran’ı da dahil ederse DEA’nın konuya el atması kaçınılmaz olur. Son video bu açıdan Peker için çok cüretkar ve riskli. Eğer İran kartını oynamaya başlarsa istese de istemese de Türkiye-İran-DEA ( ABD) üçgeni tartışmaya açılmış olur. Bu aşamaya taşınan sürecin, bundan sonra bireysel inisiyatifler veya bir tripod, bir kamerayla ilişkilendirilmesi mümkün olmayacaktır.

30 May 2021 - 16:17 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.

01

Haci Aslan - tespitler ve şifrelerin, SD hava alanının ortaya çıkarman takdire şayan, GRİMA benzetmesi de

cuk oturmuş.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Mayıs 20:27