Reklamı Kapat

MEHMET ASLAN YAZDI: İTİRAFTAN İFŞAATA; TÜRKİYE'NİN "DÖNÜŞ BİLETİ" (1)

Bir süredir gündeme gündemde olan Sedat Peker videoları nedeni ile yeniden Türkiye'nin karanlık yüzü olan 'mafya-siyaset-ticaret-medya' ilişkilerini bugünlerde sıklıkla tartışıyoruz. 1970'lerin sonunda, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından 'kontrgerilla' olarak açıklanan, 1990'lı yılların ikinci yarısında Susurluk'ta bütün sıcaklığı ile yüzleştiğimiz bir olgu; mafya-siyaset-ticaret-medya ilişkisi.

Sedat Peker'in açıklamaları, Türkiye'nin yeniden derin dehlizlerinin açığa çıkmasına ve başta siyaset olmak üzere kurumların içinde bulunduğu çürümüşlüğün gözler önüne serilmesine neden oldu. Bu açıklamalar, aynı zamanda geçmiş dönemde yapılan itirafları da gündeme getirdi.Bu itiraflardan birisi de, JİTEM elemanı Ayhan Çarkın'ın itiraflarıydı. 

Mehmet Arslan, Ayhan Çarkın'ın itirafları ile Sedat Peker'in ifşaatlarını mercek altına alarak ayrıntılı analizi ile sürece projeksiyon tutmaya çalıştı. Benzerlikler, farklılıklar ve sonrasında yaşanan gelişmeler hem bugünü kavramamızda hem de gerek toplumsal gerekse devlet refleksinin nasıl gelişebileceğine dair öngörüde bulunmamıza yardımcı olabilecek bir metin ortaya çıktı. 

Dört bölüm olarak yayınlayacağımız yazı dizisinin ilk bölümünü sizlere sunuyoruz. kalan üç bölümü de birer gün ara ile yayına vereceğiz.  

***

Çok iddialı bir giriş olacak ancak, 2 Mayıs 2021’de ilk Sedat Peker videosunun yayınlanmasından öncesi ve sonrasını iki ayrı Türkiye olarak ayırabiliriz. Daha önce 3 Kasım 1996 Susurluk kazasında da böylesi bir milad yakalamıştık; ancak “ sosyal medya” denilen sihirli kapı henüz açılmadığından, karanlık kolayca perdelenmişti.

Türkiye, Susurluk olayıyla devletteki kirli yapılarla yüzleşmek ve hesaplaşmak konusunda  önemli bir şans yakaladı ve süreç içerisinde de bu şansını kaybetti. Sedat Peker ifşaatlarıyla 25 yıl önce yakalanan ve kaçan hesaplaşma için ikinci bir şans elde edildi. Türkiye bu ikinci şansı demokrasiye ve hukuk devletine “dönüş bileti” olarak kullanacak mı, yoksa Susurluk pratiğinde olduğu gibi karanlık örtüsünü sadece taktiksel olarak mı aralayacak.

 

Bu sorulara girmeden önce Susurluk kazasının şekillendirdiği bir profil olarak Ayhan Çarkın itiraflarıyla, Sedat Peker ifşaatlarına daha geniş olarak bakmaya çalışalım.

Önce kısaca profillere bakalım;

1-Ayhan Çarkın

1962 Erzurum doğumlu, 59 yaşında. Korkut Eken tarafından yetiştirilen bir özel harekat polisi. Eğitimini tamamladıktan sonra 1986’da görev için Diyarbakır’a gönderiliyor ve 1990’a kadar 4 yıl Güneydoğu’da görev yapıyor. Kendisini “Rambo” olarak tanımlıyor. Güneydoğu’da çok sayıda ev baskınında görev alıyor ve baskınlardan sağ çıkan olmuyor. 3 Kasım 1996’ya, yani Susurluk kazasına kadar yaptığı işlerle ilgili çok derin pişmanlıkları ve sorgulamalarının olmadığı anlaşılıyor. Kazanın, kendisinin de parçası olduğu ekibin tasfiye edilmesine yönelik olduğu düşüncesiyle zihinsel ikliminde kırılmalar yaşamaya başlıyor.

 

2-Sedat Peker

1971 Sakarya doğumlu, 50 yaşında. Organize suç örgütü kurmak ve yönetmekten hapis yatmış, 2012 yılında Ergenekon davasında "silahlı örgüt üyesi olmak" suçundan tutuklanmış ve 10 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Cemaat ile AKP iktidar çatışması neticesinde Ergenekon davasında yaşanan tahliyeler kapsamında cezaevinden çıkmıştır. Sedat peker ilginç bir profil. Kendi deyimiyle, megaloman bir tip. Üzerinde durduğu zeminin güçlü olmasını sağlayan kültürel bir arka planı olduğunu söylemek gerek.1990’lı yıllardan itibaren içinde yer aldığı illegal yapıların ( mafya-devlet) davranış kodlarına, temel davranışlarına ve dayanaklarına merak saldığı anlaşılıyor.

Her iki profil karşılaştırıldığında bazı ortak ve ortak olmayan noktalar belirtilebilir.

Ortak noktalardan en önemlisi devletin kirli yapılarınca kullanılmış olmak ve itiraf/ifşaatlarla bu kullanılmış olma  halinin kamuoyuyla paylaşılması…

Yapılan paylaşımları; Ayhan Çarkın’ın itirafları, Sedat Peker’in ifşaatları diye kendi içinde ayırmak gerekir. Hukuken bakıldığında “itiraf” açık beyan ve suç ikrarıyken; ifşaat, sırrın açığa vurulması, alenen duyurulmasıdır.

Bu açıdan bakıldığında Ayhan Çarkın’ı hareket geçiren rüzgarın, kullanılma, aldatılma, yalnız bırakılma duygusu olduğu olduğunu söylemek mümkün. Özellikle baskın olan kullanılma duygusuyla kendisinin de için de yer aldığı eylemleri, cezaevine girme pahasına itiraf etmiştir. Ayhan Çarkın kendisinin ve arkadaşlarının kullanılmasını, bir anlamda kendisini de yakarak cezalandırmak istemiştir. Hangi saikle, hangi duygularla yapılırsa yapılsın, derin devletin barbarlık derecesindeki kirli taraflarını deşifre etmiştir. Bu yanıyla anlattıkları çok değerlidir; çünkü özü itibariyle insana karşı, insanın yaşam hakkına karşı işlenen suçlar ve bununla bağlantılı olarak da çıkar amaçlı suçların itirafıdır. Özellikle yaşama hakkını ihlal eden acımasız eylemlerin itirafı toplumu derinden sarsmıştır. Ayhan Çarkın’ın itirafları, devlet içerisindeki karanlık yapıların, özellikle toplumu manipüle etmek için ölçüsüz, sınırsız, kontrolsüz her türlü eylemi yapabileceğini göstermiştir. Derin devlet adına yapılan eylemlerle toplumun bilinçaltının tamamen bloke edildiği, algılarla oynandığı ve incelikli manipülasyonlar yapıldığı açıkça görünür hale gelmiştir.

(Yarın: Ayhan Çarkın'ın İtirafları)

26 May 2021 - 18:11 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.

02

Haci Aslan - 2. bölüm geçmişi hafızalarda canlandırıyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mayıs 21:30