Reklamı Kapat

MEHMET ASLAN YAZDI - SEDAT PEKER 7: YENİ UYUŞTURUCU KORİDORU

Sedat Peker’in anlatımları bir dönemi kapatıp, yeni bir dönemi açacak kadar güçlü ifşaatlar içeriyor. Bir hesaplaşma başlatabilir mi, bilmiyorum. Bana çok güçlü bir olasılık gibi gelmiyor ama yine de iyimser bir yaklaşımla hesaplaşmaya uzak olmadığımızı söyleyebilirim.

Büyütmek için resme tıklayın

Şu anda iktidar çok güçlü görünüyor ve Sedat Peker’in anlattıklarının doğrudan muhattabını herkes biliyor. Buna rağmen bir “hesaplaşma” ihtimalinden söz ediyorum. Neden bu ihtimale uzak olmadığımızı parça-bütün ilişkisi içerisinde çok ilginç bir yazıyla anlatmaya çalışacağım.

Yıl 1992: İtalya, siyaset ve mafyanın içiçe girdiği, yolsuzluk ve uyuşturucu trafiğinin neredeyse parlamento üzerinden yönetildiği karanlık bir dönemin kuşatması altında. Siyasetçi aldığı rüşvetten, mayfa devlet desteğiyle gemisinin yürütülmesinden, bazı gazeteciler de ufak tefek avantalardan memnun gül gibi geçinirken, muhalif gazeteciler de her türlü şiddete maruz kaldıkları bir ortamda ölümü göze alarak gazetecilik yapıyorlardı.

Mutlu bir zengin azınlık yaratan siyaset-mafya çarkı hiç umulmadık bir yerden çatlamaya başladı.

Boşanma aşamasına varan bir evlilik ilişkisi, nafaka ve mal paylaşımı konusunda yaşanan tıkanıklık üzerine eşin, dağıtılan devlet ihalelerinden dolayı kocasının aldığı payı sorgulaması fitilin ateşlenmesine yol açtı.

Ne kadar ilginç değil mi? Boşanma aşamasına gelmiş bir evlilik ve mal paylaşımında yaşanan tıkanıklıktan dolayı sadece İtalya’nın değil, dünyanın en büyük yolsuzluk operasyonu başlıyor, dağıtılan devlet ihaleleri ve alınan rüşvetler bir anda ortalığa saçılıyor.

Boşanma davasından sorumlu savcının, ihalelerdeki yolsuzluğun çok ciddi boyutlarda olduğu ve devletin her kademesine ulaştığını görmesi üzerine çalışmalarının kapsamını genişletmesiyle İtalya’nın ünlü Temiz Eller Operasyonu (Mani Pulite) başlıyor.

Temiz Eller operasyonun başlatan savcının adı Antonio Di Pietro’dur. Doğal olarak bizim aklımıza şöyle bir soru geliyor; bizim ülkemizde bunu yapacak ya da yapmaya cesaret edecek savcılar var mı?

1990’ların İtalya’sında da “namuslu savcı” tartışmaları gündemden düşmüyordu; çünkü hukuk büyük oranda kontrol altında tutuluyor, bu olayları gündeme getiren gazeteciler bizzat mafyanın saldırısına hedef oluyordu. Hatta mafya-siyaset ilişkisi konusunda araştırma yapan cesur gazetecilerden birinin mafya tarafından öldürülmesi, basının iyice içine kapanmasına neden olmuştu.

Temiz Eller Operasyonundan önce öldürülen gazeteciyle ilgili infaz emri bizzat dönemin başbakanı Giulio Andreotti tarafından verilmişti. Ki, Andreotti daha sonra bu infaz emriyle ilgili yargılanmış ve 24 yıl ceza almıştı; ancak zaman aşımı nedeniyle cezadan kurtulmuştu.

Ne kadar ilginç benzerlikler var değil mi?

Gelelim cesur savcı Antonio Di Pietro’ya… Savcıların, avukatların, aydınların, gazetecilerin yaşamının devletle içiçe geçmiş mafyanın insafına bağlı olduğu bir dönemde ortaya çıkıp, çarka çomak sokmak kendi ölüm fermanını hazırlamak demekti. Ülkemizde öldürülen savcılar, aydınlar, gazetecilerle bunun ne anlama geldiğini biliyoruz… Daha bugün Sedat Peker tarafından ifşa edilen Uğur Mumcu cinayeti ortada duruyor. Antonio Di Pietro için de böyle bir durum söz konusuydu; ancak akıllı davrandı ve elindeki boşanma dosyasını İtalya’daki mevcut iktidarı ve parlamentonun çok önemli bir kısmını kapsadığını söyleyerek genişletti. Dosya kapsamını genişleterek daha fazla savcının sürece dahil olmasını sağladı. Kendisinin başkanı olduğu 7 kişilik bir savcılar konseyiyle soruşturmalar başlatıldı.

Sonuçta; 4 bin 520 siyasetçi, teknokrat, bürokrat ve kamu görevlisi hakkında yolsuzluktan soruşturma açıldı.Operasyon o kadar güçlü ses getirdi ki, hukuk ve halkın bir anda kenetlenmesini sağladı. Milano’da ve diğer kentlerde binlerce İtalyan, adliye binalarına yürüyerek hukuka olan desteklerini haykırdılar. Davalar sonunda İtalya’da tam anlamıyla bir dönem kapandı ve hatta “Birinci Cumhuriyet” sona erdirildi. Mafyayla tamamen içiçe geçmiş siyasi partiler yasaklandı ve ortadan kaldırıldı. Yargılanmak istemeyen bazı siyasetçiler ve işadamları intihar etti. İtalyan parlamentosu üyelerinin yarısından fazlası hakkında iddianame düzenlendi. Yolsuzluklara bulaşan 400’den fazla şehir ve belediye meclisi feshedildi. Büyük devlet projelerine teklif veren yabancı ve yerli firmalardan yaklaşık 4 milyar dolar rüşvet alındığı tespit edildi.

İtalya’da bir boşanma davasının fitilini ateşlediği Temiz Eller Operasyonu, bizde de yine “ev baskını” gibi dolaylı bir nedenle başlayabilir.

Sedat Peker’in son videosundaki en önemli detay, güvenlik kaygısıyla yer değişikliğine gidilmiş olması… Tabi ki burada önemli olan yer değişikliği değil, önemli olan güvenlik kaygısı yaşanmasıdır. Kendisi de bunu “ Türkiye’den kalabalık misafirlerimiz geldi” diyerek ifade ediyor. Güvenlik kaygısı, videonun akışında bariz değişikliğe yol açmış. Önceki videolarda parçadan bütüne gitme konusu, ya da legonun parçalarını verip, birleştirme işine çok girmeme tavrının değiştiği anlaşılıyor. Bunu biraz daha açık ifade edersem:

Tek hamlede yeni uyuşturucu trafiğinin verilmesi, önceki videolardaki stratejiden farklı bir yaklaşım… Bu yaklaşımın tek bir nedeni var; güvenlik kaygısı. Hem kendisi, hem de ailesi için duyduğu güvenlik kaygısı. Deyim yerindeyse maratonu, 100 metrelik kısa mesafe koşusuna çevirdi.

Kendimce daha önceki uyuşturucu akışı, güzergahı, limanlar vs. gibi konuları araştırdığımdan söylediklerinin ne kadar önemli olduğunu sonucuna varabiliyorum. Sedat Peker sadece Türkiye için değil Avrupa ve dünya için de son derece önemli olan uyuşturucu koridorunu deşifre ediyor ve Venezuella Karakas limanının sevkiyatlar için yeni merkez olduğunu söylüyor. Bu kadar önemli bir bilginin kısa sürede tüketilmesinin en önemli nedenleri; çemberin daralması, zaman baskısı olması, kendisi ve ailesi için güvenlik kaygısı duymasıdır. Şimdi çok önemli bir soruya geliyoruz: Yeni uyuşturucu trafiğine ilişkin bu kadar önemli bir bilgiyi, neredeyse bütün boyutlarıyla açığa vurarak “güvenlik” konusunda pazarlık mı yapıyor? Böyle bir pazarlık yapıyorsa, pazarlığın muhattabı kim/kimlerdir.

Pazarlığın muhattabının kim olduğuna girmeden önce yeni uyuşturucu güzergahı konusunda bazı önemli noktaları paylaşmak istiyorum:

Daha önce kokain sevkiyatlarda kullanılan en önemli limanın Ekvator’da yer alan Puerte Bolivar limanı olduğunu söylemiştim. Puerte Bolivar limanı Samsunlu işadamı Yüksel Yıldırım’ın YILPORT şirketine ait. İzleyenler olabilir; Xanitv’de yaptığımız programda Bolivar limanının meyve, sebze ve deniz ürünleriyle ilgili sevkiatların yapıldığı bir liman olduğu, Samsun’dan kalkıp ta Pasifik okyanusuna bakan bir limanın 50 yıllığına işletmesinin alınmasının ilginç olduğunu belirtmiştim.

Ekvator Cumhuriyeti’nin coğrafi konumu da oldukça ilginç. Ülke, Kolombiya’nın güneyinde yer alıyor. Kokain’in anavatanı Kolombiya’nın ABD tarafından tam anlamıyla projeksiyon altında tutulması ve DEA’in (ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi) ülkede çok etkin olması, uyuşturucu faaliyetlerinin okyanusa kıyısı olan 2 ülkeye kaymasına yol açmış. Bunlar; Kolombiya’nın güney komşusu Ekvator Cumhuriyeti ile kuzey komşusu Venezuella’dır.

Ekvator’dan kalkan bir geminin Atlas okayanusuna açılması için Panama Kanalı’nı kullanması gerekiyor. Dolayısıyla gemiler kanala girdiği anda yasal prosedürlere, denetimlere tabi olurken, operasyon yapmak da kolaylaşıyor. Venezuella’nın tercih edilmesinin en pratik tarafı, Panama Kanalı’nın bypass edilmiş olmasıdır. Dolayısıyla Venezuella’nın Karakas limanı, Panama Kanalının doğusunda kaldığı için uyuşturucu ticareti açısından en stratejik ve nispeten en az denetime tabi olan noktadır. Eğer sevkiyatınızı kuru yük gemisiyle yapıyorsanız, hiçbir denetime takılmadan doğrudan Atlas okyanusunu geçer teslim limanına ulaşırsınız.

Şimdi “güvenlik kaygısı” olayına tekrar dönersek…

Sedat Peker’in yaptığı videolar sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok yerinde izleniyor. Amerika’da The New York Times’ın önemli gazetecilerden biri videoları analiz ettiği bir makale yayınladı. Fransa’dan Le Monde gibi köklü bir gazete detaylı bir haber yaptı. Arap News, Al Monitor gibi çok sayıda gazetenin gündemi oldu. Bütün bunların haricinde bu videoların özellikle DEA tarafından çok detaylı bir şekilde izlendiği ve analiz edildiğini düşünüyorum. İşte Sedat Peker’in özellikle son videoda siyasi muhattaplarını da çok açıkça belirtip (Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım) yeni bir uyuşturucu güzergahı vermesi DEA açısından adı konulmamış bir müzakerenin başlamasına neden olacaktır.

DEA elbette dünyadaki uyuşturucu sevkiyatını en iyi bilen kuruluştur ve Peker’in verdiği güzergah onlar için yeni değil. Yeni olan şey uyuşturucunun taraflarının ifşa edilmesi, adının konulmasıdır. Burada örtük bir ilişki söz konusudur. Tarafların birbirlerini görmesi, bir araya gelmesi, ya da müzakere etmesine gerek yoktur. DEA Peker'e, videolar kendilerine çok pratik bilgiler sağladığı için resen bir koruma kalkanı oluşturabilir. Daha önce de söyledim, bu koruma kalkanının adının konması gerekmiyor. Buradaki ilişki, birbiriyle hiçbir bağı olmayan iki tarafın kazan-kazan ilişkisidir.

Videolarından açıkça anlaşıldığı gibi, son derece stratejik adımlarla, ülkenin dışişleri bakanının psikolojisini bir, iki hamlede alaşağı edebilen Sedat Peker, elbette ki örtük mesajların ne olduğunu, söylediklerinin DEA için ne anlama geldiğini ve bunun da kendisi için bir güvenlik çemberi oluşturacağını bilir. Bu nedenle DEA’in daha görünür bir şekilde denkleme dahil olması, hatta önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili bazı açıklamalar yapması sürpriz olmayacaktır.

Bütün bunların haricinde, benim bu videolardan umut ettiğim tek şey bütün bu kirlilik ve karanlıkla mücadele edecek, hesaplaşacak bir dönemin başlayabilmesidir:

24 May 2021 - 10:34 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.

01

Hüseyin Pulat - Çok iyi bir analiz olmuş . Teşekkürler Mehmet .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Mayıs 12:58