8'İNCİ KENT ARAŞTIRMALARI KONGRESİ BAŞLADI... KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANI ALTINOK: "KENTSEL DÖNÜŞÜMDE YASAYI UYGULAMASI GEREKEN KURUMLAR YASALARI DELİK DEŞİK ETTİ, HALA DELİK DEŞİK EDİYOR"

8'inci kez düzenlenen Kent Araştırmaları Kongresi, bugün TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nin ev sahipliğinde başladı. Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, “Kentsel dönüşümde imar yasamız var ama imar yasasına aykırı planları başta biz belediyeler, TOKİ, Özelleştirme İdaresi yapıyoruz. Böyle bir şey olamaz. Yasayı uygulaması gereken kurumlar, yasaları delik deşik etti. Hala delik deşik ediyor” dedi. İlhan Tekeli Şehircilik ve Kültür Vakfı Onursal Başkanı ve ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Tekeli ise "2002-2023 AKP döneminde; çok uzun süreli bir iktidar var. Bir yandan da bir önceki dönemin neoliberal politikalarını bir çeşit kayırmacılık içinde uygulayan bir ele alış ve ekonomik uluslararası yaklaşmayı ucuz emekle sağlamaya çalışan bir ele alış, ayrıca ekonominin krizlere düştüğüne canlanma problemini bir inşaat problemi olarak gören bir ele alış var" diye konuştu.

8'inci kez düzenlenen Kent Araştırmaları Kongresi, bugün TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nin ev sahipliğinde başladı. Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, “Kentsel dönüşümde imar yasamız var ama imar yasasına aykırı planları başta biz belediyeler, TOKİ, Özelleştirme İdaresi yapıyoruz. Böyle bir şey olamaz. Yasayı uygulaması gereken kurumlar, yasaları delik deşik etti. Hala delik deşik ediyor” dedi. İlhan Tekeli Şehircilik ve Kültür Vakfı Onursal Başkanı ve ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Tekeli ise "2002-2023 AKP döneminde; çok uzun süreli bir iktidar var. Bir yandan da bir önceki dönemin neoliberal politikalarını bir çeşit kayırmacılık içinde uygulayan bir ele alış ve ekonomik uluslararası yaklaşmayı ucuz emekle sağlamaya çalışan bir ele alış, ayrıca ekonominin krizlere düştüğüne canlanma problemini bir inşaat problemi olarak gören bir ele alış var" diye konuştu.

Kent Araştırmaları Enstitüsü, İlhan Tekeli Şehircilik Kültürü Vakfı, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV(, TOBB Üniversitesi ve İdealKent Dergisi’nin iş birliği ile düzenlenen 8’inci Kent Araştırmaları Knogresi, TEPAV – TOBB ETÜ Kampüsü’nde başladı. 22-24 Kasım günleri arasında düzenlenen kongrede Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, Kent Araştırmaları Ensititüsü Emir Osmanoğlu, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Şenbil, TOBB ETÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nur Çağlar ve TOBB ETÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay açılış konuşması yaptı.

"ÜLKEMİZDE YAŞADIĞIMIZ ENFLASYONUN, HAYAT PAHALILIĞININ EN ÖNEMLİ NEDENİ DEPREMİN MALİYETİDİR. 104 MİLYAR DOLAR MALİYET VAR"

Keçiören Belediye Başkanı Altınok, şunları söyledi:

"Benim ilk seçildiğim 1994 yılında Keçiören'in gecekonduydu. Daha doğrusu Ankaramızın en az yüzde 70'i gecekonduydu. İstanbul, İzmir öyle... Bir ömür insanlarımızın hayatı orada geçti. Çocuklar uzun süre okullara gidemediler, sivrisinekle yaşadılar. Kanal yok, su yok, elektrik yok, yol yok...

6 Şubat depremi, Yalova depremi maalesef bunlarda da deprem öldürmüyor, yapılar öldürüyor. Süreç geçiyor, unutuyoruz; sonrasında her seçimde başlıyoruz kat arttırmaya. Japonya en çok depremin yaşandığı ülke. Çözümü nedir? Çelik yapıdır. Yani 50 binden fazla insanımız öldü; canlar ve mallar gitti. Ülkemizde yaşadığımız enflasyonun, hayat pahalılığının en önemli nedeni depremin maliyetidir. 104 milyar dolar maliyet var. Dolayısıyla şehirleşme ve kentleşmede gecekondudan dönüşümü maalesef değerlendiremedik. 1994 yılında 'insanca yaşam insanca hayat’ diyerek başlattığımız kentsel dönüşümde imar yasamız var ama imar yasasına aykırı planları; başta biz belediyeler, TOKİ, Özelleştirme İdaresi, yasaya aykırı yapıyoruz. Böyle bir şey olamaz. Yasayı uygulaması gereken kurumlar, yasaları delik deşik etti. Hala delik deşik ediyor. İnşallah Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında ferah, yaşanabilir, sosyal, kültürel, insanlarımızın mutlu olduğu huzurlu bir yaşam en doğal hakkıdır insanlarımızın. En doğal hakkını da sunmak bizim görevimiz. Bunu yapamadık genel anlama baktığımız zaman.

Buradaki değerli hocalarımızın düşünceleri, yerel yönetimler ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve üniversiteler ile entegre edilmesine çalışmak lazım. Bu güzel bilgileri, bu güzel fikirleri şehirlerde uygulamak lazım."

"YENİLİKÇİ, GİRİŞİMCİ, ÖNCÜ ÇALIŞMALARA İMZA ATMAYA GAYRET EDİYORUZ"

TOBB ETÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay da şunları dedi:

"Büyük miras, toprağından taşına, eğitimine, kültürüne, ekonomisine kadar her alanda gelişme ve büyük bir kalkınma için topyekün uzun ve zorlu bir mücadele düzenine inşa edildi. Özellikle dünyanın pek çok milletinin örnek aldığı bu mirasın Milli Mücadele ve Cumhuriyet mirasımızın bir bütünü, bağlamı ve sonuçları ile doğru kavrayabilmek bizim gelecek nesillere karşı en önemli borcumuz. Bunu unutmamız lazım. Bu kavrayışın, bilimsel düşünce ve yöntemlerini gerçekleştirme şartlarını hazırlamak ise bizim gibi bütün üniversitelerin en önemli görevi.

Bizim üniversitemizde TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, kurulduğu günden itibaren güçlü akademik kadrosuyla, bu görevi, bilinci ve sorumluluğuyla hareket etmektedir. Özellikle Türk iş dünyasının çatı kuruluşu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından kurulan üniversitemiz, iş dünyasını önceleyen, bunu bilimsel olarak yönlendirmeye çalışan özgün ve evrensel, toplum yararına bilgi üretmeyi hedeflemektedir. Fakültelerimiz, bölümlerimizin özellikle ulusal ve uluslararası düzeyde işbirliklerine son derece önem veriyoruz. Yenilikçi, girişimci, öncü çalışmalara imza atmaya gayret ediyoruz.

"ANADOLU İNSANI HER SEFERİNDE AYAĞA KALKMAYI, İYİLEŞMEYİ, YENİDEN VE DAHA İYİSİNİ İNŞA ETMEYİ BAŞARMIŞTIR"

Şunu da hiç unutmamak lazım ki, Anadolu'nun tarihi hep büyük medeniyetler ve büyük buluşlarla anılmıştır. Bize gurur veriyor, bu topraklarda kökleşmek, bu medeniyeti yükselterek devam ettirmek ama öbür tarafından düşünmüyoruz. Bir o kadar da büyük depremlerin yıkımlarının kayıpların tarihi de burası. Ancak, Anadolu insanı her seferinde ayağa kalkmayı, iyileşmeyi, yeniden ve daha iyisini inşa etmeyi başarmıştır. Böyle dinamik bir ruha sahiptir. Bunu unutmamak lazım. Bundan sonra enerjimizi, yıkıntıyı yeniden inşa etmeyi değil; önceden tedbir alarak, özellikle bu kongre ile bilinç yaratması konusunda çok faydalı olmasını diliyorum. Tarih; iyileşmenin, daha yaşanabilir, sağlıklı ve dirençli kentlerin, bilgiye, deneyime, akla, bilime, özgür ve özgün bilimsel bilgiyi, toplum yararına üretilmesini mümkün olduğunu en iyi şekilde ortaya koyuyor. Bu çizginin dışına çıktığımız zaman zaten hem kalkınamıyoruz hem de bir takım felaketlere davetiye çıkarıyoruz."

"CUMHURİYETİN BAŞARISI, İLGİNÇ BİR ŞEKİLDE ORTAYA ÇIKTI. BİR TÖREN MESELESİ OLARAK GÖRMEDİ HALKIMIZ"

İlhan Tekeli Şehircilik ve Kültür Vakfı Onursal Başkanı ve ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Tekeli ise kent kültürü ve kent yapılarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Cumhuriyet aslında çok yönlü bir iddianın adı. Birey düzeyinde tebaadan özgür bir yurttaşlığa, toplum düzeyinde ise hasta, çöken, dağılan bir imparatorluktan iş dayanışması olan canlı bir ulus devlete dünya düzeyinde paylaşılma zamanı gelmiş bir devlet olarak görülmekten, saygı duyulan, sözü değer kazanmış, bir devlet olmaya geçişi başarmaya yönelmiştir. Bu iddiaları taşımaktadır. Yüzyıl geçti ve yüzyılda Türkiye, sakin bir yerde yaşamadı. Çok riskli bir toplumla, coğrafyası çok riskli bir yerde bir büyük dünya krizi, bir büyük dünya savaşı geçirdi. Bütün bunlara rağmen yetişmiş insan gücü olarak, kapital olarak, fiziksel ve kültürel altyapı olarak önemli bir birikim sağladık. Bu birikimden mutlu olmamız gerekir. Bunun yüzüncü yılını kutlarken ilginç bir deneyim geçirdik. Hükümetimiz bunu, biraz yasak savar gibi kutladı. Oysa Cumhuriyet’in başarısı, ilginç bir şekilde ortaya çıktı. Bir tören meselesi olarak görmedi halkımız. Halk buna sahip çıktı ve önemli kutlamalar, coşkulu kutlamalar yaptı. Ben bugünkü konuşmalarımızı da o çerçeve içinde düşünüyorum.

"1980'E GELDİĞİNDE TÜRKİYE'NİN YERLEŞME SİSTEMİ TIKANMIŞTI. ORTA SINIFLARA KONUT ÜRETEMİYORDU VE HAVA KİRLİLİĞİ HER TARAFI SARMIŞTI"

1980-2000 dönemi; bir üçüncü dönem. Bu dönemde iki türlü Türkiye dönüşümü yaşadı. Bir dünya dönüştüğü için dönüştü, bir de kendisi dönüştüğü için dönüştü. Dünyada 80'ler çok önemli dönüşümlerin başlangıcı. Ulus devletlerden küresel dünyaya, sanayi toplumundan bilgi toplumuna, fordist üretimden esnek üretime, modernist çözüm arayışlarından postmodern çözüm arayışlarına dönüşüm yaşandı. Bu dönüşüm sırasında 1980'e geldiğinde Türkiye'nin yerleşme sistemi tıkanmıştı. Orta sınıflara konut üretemiyordu ve hava kirliliği her tarafı sarmıştı. Haliç, İznik, İzmit Körfezi kokuyordu. Tamamen bu tıkanmış durumda 1980 sonrasında Türkiye, bir taraftan neoliberal politikalara, bir taraftan belediyelerin güçlendirecek ve belediyelerin mimarisini değiştirecek örgütlenmesinde çok önemli bir değişme yaşandı. 3030 sayılı yasayla, Büyükşehir Yasası ve 3239 sayılı belediye gelirlerini artıran ve dış borçlanma olanaklarını genişleten bir gelişme oldu. Birden Türkiye'nin kentleşmesi, ucuzlatan kentleşmesi artık değişti. Geçmişte biriktirdiği sorunları çözebilen, başka bir döneme geçti. Dünyaya da neoliberal politikalar arasında söylediğim dörtlü dönüşümünün burada da yaşanmasını yollarını açtı.

"EKONOMİNİN KRİZLERE DÜŞTÜĞÜNE CANLANMA PROBLEMİNİ BİR İNŞAAT PROBLEMİ OLARAK GÖREN BİR ELE ALIŞ VAR"

2002-2023 AKP döneminde; çok uzun süreli bir iktidar var. Bir yandan da bir önceki dönemin neoliberal politikalarını bir çeşit kayırmacılık içinde uygulayan bir ele alış ve ekonomik uluslararası yaklaşmayı ucuz emekle sağlamaya çalışan bir ele alış, ayrıca ekonominin krizlere düştüğüne canlanma problemini bir inşaat problemi olarak gören bir ele alış var. Bu politikalar içinde çok önemli bir değişme oldu. Bu belediye yasaları değiştirildi. 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, 2005 yılında çıkan 5393 sayılı Belediyeler Kanunu ve 2012 yılında 6360 sayılı Büyükşehir Belediyeler yasalarına baktığımızda artık, en son yasada önce belediye sınırları büyütülüyor içeride kırsal alanı alan hale getiriliyor 5216 ile. Bu aslında ne demek? Kentle kır arasında artık çizginin çizilemediği demek.

Bu dönemin beşinci ögesi Türkiye'de camilerin sayılarının artırılması. Ülke meydanında yaygınlaştırılması ile kentsel peyzajın İslamileşmesi yoluna gidildi. Bu büyük kamusal alanlara mutlaka cami yaparak cemaati olmayan Çamlıca'ya cami yaparak, tarihi yarımadadaki silüetin doğuya da yansımasını sağlamaya çalışarak böyle bir kent peyzajlarına müdahale dönemi. Son olarak da gecekondu alanlarının da tasfiyesi için bir dönüşüm projeleri uygulandı."

 

22 Kas 2023 - 16:10 Ankara- Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.