BURCU KÖKSAL: SGK’YI BAKANLIĞA BAĞLAYACAKLAR. SGK’NIN USULSÜZLÜKLERİ TESPİT EDEBİLDİĞİ ÖZERK YAPISINI BOZACAKLAR. USULSÜZLÜK İÇİN BİR ANLAMDA KILIF HAZIRLAMAYA ÇALIŞIYORLAR”

CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, “İktidar, On İkinci Kalkınma Planı’nda yepyeni satışlara kılıf hazırlıyor: Sosyal Güvenlik Kurumu. AKP iktidarı döneminde 10 kat daha fazla zarara uğratıldığı tespit edilen SGK’nın bu kez özerk yapısını kendilerine bağlamak istiyorlar. SGK’nin bütçesi genel bütçeye bağlı değil, özerk bir bütçesi var. Bakanlıklara bağlı değil, kendi denetimini yapan bir kurum. Şimdi SGK’yı bakanlığa bağlayacaklar. Bakan Bilgin döneminde, SGK’da 6-7 müdür görevden alınmıştı. Hangi gerekçeyle? Naylon fatura, usulsüz ilaç ihalesi, ilaçları el altından satma… Şimdi SGK’nın bu usulsüzlükleri tespit edebildiği özerk yapısını bozacaklar. Usulsüzlük için bir anlamda kılıf hazırlamaya çalışıyorlar” açıklamasını yaptı.

+5
Haber albümü için resme tıklayın

CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, “İktidar, On İkinci Kalkınma Planı’nda yepyeni satışlara kılıf hazırlıyor: Sosyal Güvenlik Kurumu. AKP iktidarı döneminde 10 kat daha fazla zarara uğratıldığı tespit edilen SGK’nın bu kez özerk yapısını kendilerine bağlamak istiyorlar. SGK’nin bütçesi genel bütçeye bağlı değil, özerk bir bütçesi var. Bakanlıklara bağlı değil, kendi denetimini yapan bir kurum. Şimdi SGK’yı bakanlığa bağlayacaklar. Bakan Bilgin döneminde, SGK’da 6-7 müdür görevden alınmıştı. Hangi gerekçeyle? Naylon fatura, usulsüz ilaç ihalesi, ilaçları el altından satma… Şimdi SGK’nın bu usulsüzlükleri tespit edebildiği özerk yapısını bozacaklar. Usulsüzlük için bir anlamda kılıf hazırlamaya çalışıyorlar” açıklamasını yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Köksal, şunları söyledi:

“İktidar, On İkinci Kalkınma Planı’nda yepyeni satışlara kılıf hazırlıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu. İktidarın, Genel Başkanımızı hedef alarak dillerine doladıkları SGK’yı kim batırdı diye… AKP iktidarı döneminde 10 kat daha fazla zarara uğratıldığı tespit edilen SGK’nın bu kez özerk yapısını kendilerine bağlamak istiyorlar. SGK’nin bütçesi genel bütçeye bağlı değil, özerk bir bütçesi var. Bakanlıklara bağlı değil, kendi denetimini yapan bir kurum. Şimdi ne yapacaklar, SGK’yı bakanlığa bağlayacaklar.

Mesela SGK’nın bir sağlık fiyat tespiti var. Yani bakanlık kalkıp 1 liralık bir ilaç alırken, yandaşa verdiği ihale ile bunu 1 liraya aldırmıyor. SGK diyor ki ‘Bu ilacın fiyatı budur, bu fiyatın üzerine alım yapamazsınız.’ Peki şimdi ne yapacaklar, Bakanlık SGK’ya talimat verecek, ‘Benim şu firmam var, 10 katı teklif de verse, ihaleyi bu firmaya vereceksin’ diyecek. O ilaç ve o malzeme o firmadan alınacak.

Bakan Bilgin döneminde, SGK’da 6-7 müdür görevden alınmıştı. Hangi gerekçeyle? Naylon fatura, usulsüz ilaç ihalesi, ilaçları el altından satma… Şimdi SGK’nın bu usulsüzlükleri tespit edebildiği özerk yapısını bozacaklar. Usulsüzlük için bir anlamda kılıf hazırlamaya çalışıyorlar.

“SGK, TOPLAM 477 MİLYAR 331 MİLYON 318 BİN 900 LİRA ALACAKLI DURUMDA”

Vatandaşın hak ve özgürlükleri üzerine bile yolsuzluk düzeni kuran bir iktidar ile karşı karşıyayız. AKP iktidarında SGK ne hale getirilmiş, Sayıştay raporunda neler var? Mali dengesi alacakların tahsil edilmemesi veya edilememesi nedeniyle bozulmuş durumda… SGK, toplam 477 milyar 331 milyon 318 bin 900 lira alacaklı durumda. Bu alacak toplama 2019 yılı için 276 milyar liraydı. 2020 yılına gelindiğinde 322,5 milyar oldu, 2021 yılında 345 milyara yükseldi ve bugün 477 milyarlık bir alacağa sahip. Görüldüğü üzere SGK alacaklarını tahsil edememekte ya da etmemekte. Özellikle 2022 yılındaki Sayıştay raporundaki tespitte, kurum alacaklarının takibinin yapılmadığı gözler önüne serilmiş.

Geçtiğimiz hafta habere düşen bir konu oldu. CHP’li İzmit Belediyesi’nin gayrı menkulleri haczedildi diye. Hatta belediye başkanımız Fatma Kaplan Hürriyet, bu haciz işlemini gazetelerden öğrendiğini söyledi. Kocaeli’deki diğer tüm belediyeler, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne ait. Hepsinin SGK’ya çok daha fazla borcu var. Ama İzmit Belediyesi, gayrı menkullerini SGK’ya mal beyanı olarak bildiriyor. 453 adet gayrı menkulüme haciz koyabilirsiniz diyor. Aynı gün SGK tarafından iki tane yazı yazılıyor. İlk başta 435 adet gayrı menkule haciz işlemi başlatılıyor. Aynı gün tekrar SGK bir yazı yazıyor. ‘Sistemden haciz koyma işlemi gerçekleştirilememiş olup, İzmit Belediyesi Başkanlığı’na ait tüm gayrı menkullere haciz konulmasına…’ diye. Bu gayrı menkullere taşkın haciz demek. SGK’nın yarasını derinleştirenler CHP’li belediyelerle uğraşıyorlar. AKP’li belediyelerin çok daha fazla borcu olmasına rağmen, sırf CHP’li başarılı bir belediye olduğu için taşkın haciz işlemini CHP’li İzmit Belediyesi’ne uyguluyorlar.”

“MEZARA KADAR EMEKLİLİK YOK”

Çalışan-emekli dengesi giderek bozulmakta… Türk sosyal güvenlik sisteminin açıkları ve kamu maliyesine yükü de sürekli büyümekte. Ülke genelinde emeklilerin satın alma gücündeki büyük erime, aylık bağlama düzeylerinin sürekli açlık sınırının altında seyretmesi gibi sonuçlar doğuran politikaların toplumsal etkilerine bakan filan yok. Kamuoyu önünde emeklilerin yaşam seviyesini düzelteceğini, satın alma güçlerini koruyacağını söyleyenler 12’nci Kalkınma Planı içerisinde, önümüzdeki 5 yıl içinde emekli aylıklarının yeniden değerlendirilmesi, intibak ve satın alma güçlerinin artırılmasına yönelik bir düzenleme yapmamış gözüküyorlar. Yani emekli yine kaderi ile baş başa bırakılmış, yine sefalet aylığı almaya mahkûm edilmiş görünüyor. Süper gücüz, ekonomide şöyle büyüyoruz diye kendi servetlerine servet katanlar, vatandaşları ölene kadar çalıştırmayı düşünüyorlar. Uzun lafın kısası, bu kalkınma planında mezara kadar emeklilik yok gözüküyor.”

Köksal, kalkınma planında mültecilere yönelik iş imkanlarının yaratılacağını yer aldığını ifade ederek, “Kayıt dışı mültecileri kayıt altına almak var kalkınma planında. Ülkemizin nitelikli çalışan kesimleri yurt dışına giderken, yurt dışından gelen mültecilere burada kayıtlı bir iş imkânı da sağlayacaklar” diye ekledi. 

Köksal, kalkınma planında çalışanların ücretlerinin artışına yönelik bir politika olmadığını vurgulayarak, “Ücret düzeylerinin, çalışanların refahının artırılması, satın alma güçlerinin korunmasına yönelik bir plan yok. Çalışma yaşamının önemli bir parçası olan kollektif haklar ya da örgütlenme hakkının geliştirilmesine yönelik bir politika yok. İşçinin, emekçinin, emeklinin yok sayıldığı bir planı, şimdi çıkmışlar ballandıra ballandıra millete anlatıyorlar” diye konuştu. 

“KİŞİSEL BİLGİLERİMİZ HALEN İSTEYEN KİŞİNİN ELİNE GEÇİRİLMEYE NE İÇİN DEVAM EDİYOR”

Köksal yurttaşların kişisel bilgilerinin üçüncü kişilere sızdığı iddialarına ilişkin, “85 milyon insanımızın bilgileri nereden sızdı, kimler tarafından sızdırıldı, kimler kullanıyor? Başımıza bir şey gelirse nereye müracaat edeceğiz. Bilgilerimiz güncellenerek, halen isteyen kişinin eline geçirilmeye ne için halen devam ediyor” diye sordu. 

Burcu Köksal, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP milletvekillerinin olduğu anlık mesajlaşma uygulaması Whatsapp grubundaki yazışmalarla ilgili haberlerin sorulması üzerine Köksal, şunları söyledi:

CHP demokrat bir partidir. CHP’de kurultay sürecinde herkes istediği adayı destekleyebilir. Milletvekillerimiz de genel başkanımızı destekliyorlar. Birçok milletvekilimizin genel başkanımızı desteklediğini biliyorum. Ben parti içi meselelerin basın önünde konuşulmasına karşıyım. Milletvekillerimiz zaman zaman fikirlerini birbirleriyle istişare ederler. Zaman zaman sesleri de yükselebilir. Arkadaşlarımızın arasındaki kişisel meseleler veya parti içi meselelerin yorumlanmasını çok doğru bulmuyorum. Biz yolumuza devam edeceğiz. İktidara karşı mücadelemize her koşulda devam edeceğiz. Birçok arkadaşımız destek veriyor. Ben bunun çetelesini tutacak bir makam değilim. Arkadaşlarımızın kendi takdirleri. Genel Başkanımıza, birçok arkadaşımızın destek verdiğini biliyorum.”

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın, HSK’ya ilettiği dilekçe ile ilgili soru üzerine Köksal, şunları söyledi:

“2010 referandumundan sonra FETÖ’ye yargıyı teslim etmenin yolunu açtılar. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da ihraç edilen hakim-savcıların yerine AKP’nin il-ilçe yöneticisi olan avukatların atanmasını sağladılar. Böylece yargıda siyasallaşma son hızı ile devam etti. Yargı bir anlamda saraya bağlı ve bağımlı hale getirildi. Kararlar hukuki değil, siyasi olarak alınmaya başlandı.

Bu şekilde siyasallaşan, muhaliflere sopa olarak kullanılan yargıda çürümeyi, tam da yargının içinde başsavcılık yapan birinin HSK’ya yolladığı bir rapor ile bütün Türkiye öğrenmiş oldu. Bu raporda adı geçen tüm hâkim-savcıların, herkesin soruşturma süresince görevden uzaklaştırılması gerekiyor. Hukukta delillerin karartılması gibi bir durum söz konusudur. Bu insanlar bu görevde kaldığı müddetçe belki o dilekçede konu edilen deliller ortadan kaldırılabilecek, değiştirilebilecek, yok edilebilecek.

Soruşturmanın gerçekten sağlıklı yürümesi isteniyorsa, soruşturmanın selameti için o başsavcının şikâyet dilekçesine konu ettiği bütün hâkim-savcıların görevden uzaklaştırılarak, müfettiş raporunun sağlıklı bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor.

Biz TBMM olarak böyle Türkiye gündemini sarsan, yargıda çürümeye ilişkin bir konuya duyarsız kalamayız. Bunun için de TBMM’ye bir önerge verdik. Bunu Meclis de araştırsın, bütün partilerden milletvekilleri bu komisyonda görev alsın, hep beraber biz de araştıralım dedik. Fakat AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Bu konuda iktidarın da ne kadar samimiyetsiz olduğunu aslında bir kez daha görmüş olduk.”

19 Eki 2023 - 15:41 Ankara- Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.