BÜLENT TEZCAN: “HİÇBİR ZAMAN BULUNAMAYACAK BİR TARİHSEL UZLAŞMA FIRSATI BULUNMUŞTU. BU FIRSAT CUMHUR İTTİFAKI'NIN SİYASİ HIRSINA HEBA EDİLMİŞTİR"

TBMM Anayasa Komisyonu’nun CHP’li üyeleri, dün komisyonda anayasa değişikliği teklifinin başörtüsüyle ilgili birinci maddesi üzerinde CHP ve İYİ Parti’nin verdiği değişiklik önergesinin AKP ve MHP milletvekilleri tarafından reddedilmesini değerlendirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, “On...

+3
Video için play'e tıklayın

TBMM Anayasa Komisyonu’nun CHP’li üyeleri, dün komisyonda anayasa değişikliği teklifinin başörtüsüyle ilgili birinci maddesi üzerinde CHP ve İYİ Parti’nin verdiği değişiklik önergesinin AKP ve MHP milletvekilleri tarafından reddedilmesini değerlendirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, “Onların metni üzerinden sadece dedik ki; ‘Başını örtmesi’ diye yazmışlardı, ‘Başını örtmesi ya da örtmemesi dahil olmak üzere’ dedik. Sadece başını örtenlerin endişe içerisinde olduğunu düşünerek anayasa yapılmaz. Başını örtmek istemeyenler de endişe içerisinde hissediyorsa onları da kucaklayacak bir düzenleme yapalım. Bizim teklifimiz budur, bu teklife AK Parti ve MHP’li komisyon üyeleri hayır dediler. Bu tarihsel fırsat, iktidarda bulunan Cumhur İttifakı’nın siyasi hırsına heba edilmiştir” dedi.

TBMM Anayasa Komisyonu’nun CHP’li üyeleri Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, Bartın Milletvekili Aysun Bankoğlu, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Ankara milletvekilleri Levent Gök ve Murat Emir, bugün Meclis’te anayasa değişikliği teklifiyle ilgili basın toplantısı düzenledi.

Komisyon üyeleri adına açıklamayı yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, “Sizin de yakından takip ettiğiniz gibi dün bizim kılıf kıyafet özgürlüğü üzerinden endişeleri gidermek üzere TBMM’ye verdiğimiz bir yasa teklifi üzerinden Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu meseleyi bir siyasi istismar meselesi haline getirme arzu ve hevesi ile ve onun tabiri ile gollük bir pas olarak görüp, yine başörtüsü kılık, kıyafet özgürlüğü sorununu istismar etmeye yönelik bir anayasa değişikliği önerisi Anayasa Komisyonu’nda görüşüldü. Orada tutumumuzu net olarak önce geçen hafta, sonra dünkü görüşmelerde ifade ettik. Son gelişmelerden sonra AK Parti’nin ve MHP’nin, özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın bu meseleyi siyasi istismar meselesi olarak sürdürme konusundaki kararlılığını, samimiyetsizliğini gördükten sonra Anayasa Komisyonu çalışmalarını terk ettik İYİ Parti ile birlikte” diye konuştu.  

Düzenledikleri basın toplantısının amacının tutumlarının kamuoyuyla paylaşmak olduğunu belirten Tezcan, şöyle devam etti:

“Biz, başörtüsü, kılık kıyafet özgülüğüyle ilgili meselesinin fiilen çözülmüş olduğunu biliyoruz. Bu çözümde Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun aktif ve etkili desteğinin, pozisyonunun olduğunu da biliyoruz. Buna rağmen Sayın Genel Başkanımız önce bir video paylaşımıyla başlayan, bu meseleyi istismar meselesi olmaktan artık çıkaralım diye bir kanun teklifini vermiştik. Bu kanun teklifinin neden verildiği açıktır, nettir. Üç önemli mesele vardı burada.  

“BİZ İKTİDARI KAYBEDERSEK, KAZANIMLARINIZI KAYBEDERSİNİZ’ DİYE BAŞÖRTÜLÜ KADINLARIMIZA, KARDEŞLERİMİZE, ANALARIMIZA BİR KORKU İKİLİMİ VE ENDİŞE KÖRÜKLEMEYE BAŞLADI”

Birincisi Sayın Recep Tayyip Erdoğan son dönemde çok ciddi toplumsal desteğini yitirip Cumhur İttifakı’nın, AK Parti’nin iktidardan düşeceğini görmenin telaşıyla bir yeni pozisyon aldı. Kendisiyle gönül bağını koparmış önceki seçmen kitlesini ikna edebileceği düşüncesiyle yeniden başörtüsü meselesini istismar etme niyetini ortaya koydu. Neyle koydu? Israrla, ‘Biz iktidarı kaybedersek, kazanımlarınızı kaybedersiniz’ diye başörtülü kadınlarımıza, kardeşlerimize, analarımıza bir korku iklimi ve endişe körüklemeye başladı.

“CUMHUR İTTİFAKI ERDOĞAN’IN O MEŞHUR ‘GOLLÜK PAS’ SÖZÜYLE ASLINDA BU MESELEYİ ÇÖZMEK DEĞİL, İSTİSMAR ETME KONUSUNDA KARARLI OLDUĞUNU GÖSTERDİ”

Bir başka önemli konu, anketlerde de gördüğümüz üzere AK Parti’den desteğini çeken önemli bir muhafazakar seçmen kitlesi vardı. Bunların içerisinde de kısmen de olsa samimi endişeler ortaya çıkmaya başladı. ‘Acaba gerçek mi? Acaba AK Parti iktidardan düşerse biz bu kazanımlarımızı kaybeder miyiz?’ İşte o noktada bütün bu oyunu bozacak ve toplumda her kesime güvence verecek bir adım gerekiyordu. Sayın Genel Başkanımız çıktı ‘Madem öyle, kanun teklifi verdik, destek verin birlikte geçirelim.’ Mesele bir kanunun teklifi ile çözülebilecek ve bütün bu endişeler giderilebilecekken AK Parti, Cumhur İttifakı, Erdoğan’ın o meşhur ‘gollük pas’ sözüyle aslında bu meseleyi çözmek değil, istismar etme konusunda kararlı olduğunu gösterdi. Kızlarımızın, kardeşlerimizin, analarımızın başörtüsü meselesini futbol maçındaki kavramlarla tarif etmeye başladı, birbirleriyle yarışan takımlar, gol, pas gibi kavramlarla bu meseleyi istismarda nasıl sınır tanımayacağını çok net biçimde gösterdi.

“BU DÜZENLEME AYRIŞTIRICI OLMASIN, BİRLEŞTİRİCİ OLSUN, İSTİSMAR EDİCİ OLMASIN KUCAKLAYICI OLSUN İSTEDİK”

Anayasa değişikliğinde bir de bu mesele sadece bunun üzerinden tartışılmasın diye dönüp sadece başörtüsü meselesi değil hiç sorun olmadığı halde ‘evlenme erkekle kadın arasında yapılır’ diye 41’inci maddeye bir değişiklik önergesini de kuyruk olarak ilave etti. Biz bir şey anlamadık. Kızlarımızın, kardeşlerimizin başörtüsü meselesi ile kadınla erkeğin evlenmesi meselesini nasıl bir araya getirdiler? Hangi mantık hiç gündemde olmayan böyle iki konuyu böyle yan yana koydu? Eğer niyetiniz istismarsa bunu çok rahat yapabilirsiniz. Sonuçta bir anayasa değişikliği gerekmediği halde madem anayasal güvence isteniyor, İYİ Parti ile birlikte Anayasa Komisyonu’nda bir teklif verdik, 24’üncü maddeyle ilgili. Bütün kesimleri güvence altına alacak, meseleyi başını örtene de başını örtmeyeni de hiçbir endişe içerisine düşmeden güven içerisinde kendisini hissedeceği bir düzenleme yapalım. Bu düzenleme ayrıştırıcı olmasın, birleştirici olsun, istismar edici olmasın kucaklayıcı olsun istedik.

AK Parti’nin teklifine karşı şu teklifi getirdik, sadece o cümlesini okuyorum, yani reddettikleri kısmı. Onların metni üzerinden sadece dedik ki; ‘Başını örtmesi’ diye yazmışlardı, ‘Başını örtmesi ya da örtmemesi dahil olmak üzere’ dedik. Sadece başını örtenlerin endişe içerisinde olduğunu düşünerek anayasa yapılmaz. Başını örtmek istemeyenler de endişe içerisinde hissediyorsa onları da kucaklayacak bir düzenleme yapalım. Ve cümle şudur; ‘Hiçbir kadın başını örtmesi ya da örtmemesi de dahil olmak üzere tercih ettiği kıyafetinden dolayı eğitim ve öğretim, çalışma, seçme, seçilme, siyasi faaliyette bulunma, kamu hizmetlerine girme ile diğer herhangi bir temel hak ve hürriyeti kullanmaktan ya da kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanmaktan hiçbir surette yoksun bırakılamaz. Bu nedenle kınanamaz, suçlanamaz ve herhangi bir ayrımcılığa tabii tutulamaz. Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda ise devlet kadının başını örtmesini engellememek şartıyla gerekli tedbirleri alır.’ Bizim önerimiz bu.

“HİÇBİR ZAMAN BULUNAMAYACAK BİR TARİHSEL UZLAŞMA FIRSATI BULUNMUŞTU”

Bütün vicdan sahiplerine, yıllarca bu endişe içerisinde yaşadık diyenlere soruyorum; bu, başını örtmek isteyen, dün üniversitelere, iş yerlerine sokulmayan kızlarımızın problemlerini çözüyor mu çözmüyor mu? Bizim teklifimiz budur, bu teklife AK Parti ve MHP’li komisyon üyeleri hayır dediler. Bütün başörtülü kızlarımıza, kardeşlerimize, annelerimize şikayet ediyorum; bu teklife hayır dediler. Hiçbir zaman bulunamayacak bir tarihsel uzlaşma fırsatı bulunmuştu, bu istismarı önleyecek ve TBMM’de en büyük mutabakatla bunu anayasal güvenceye alacak bir tarihsel fırsat bulunmuştu. Bu tarihsel fırsat, iktidarda bulunan Cumhur İttifakı’nın siyasi hırsına heba edilmiştir.

“BU MESELEYİ SİYASİ İSTİSMAR MESELESİ YAPIP ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİMLERİN MALZEMESİ HALİNE GETİRMENİN HEVESİNE KURBAN EDİLMİŞTİR”

Bu tarihsel fırsat; Cumhur İttifakı’nın, Recep Tayyip Erdoğan’ın, AK Parti’nin ve MHP’nin bu meseleyi siyasi istismar meselesi yapıp önümüzdeki seçimlerin malzemesi haline getirme hevesine kurban edilmiştir. Onun için dün üniversite kapılarında zulüm görmüş olan, bu eziyeti çekmiş olan bütün kadınlarımıza, kardeşlerimize şikayet ediyorum. Hala içinde böyle bir endişe olan varsa onlara şikayet ediyorum. Mesele AK Parti açısından bu sorunu çözme meselesi değil bu sorunu ne yazık ki istismar etme meselesidir.

Burada getirdikleri teklifte; ‘Dini inancına dayalı olarak başörtüsünü güvence altına alacağız’ diyor. Yani o teklifte deniyor ki ‘Bir kimse dini inancı nedeniyle başını örtmek isterse onu koruyacağız’ diyor. İktidarı elinde bulunduranlar kendi pencerelerinden dini tarif etmeye başladıklarında kendi kalıplarına soktukları inanç sahibi olmayanlara aynı dinin içinde olsa bile, o hakim olan mezhebin, bakış açısının, görüşün, inancın sahibi olmayanları çok rahat dışlayabilir. Tarihte bunun örnekleri çok vardır.

“KIZLARIMIZIN NEYİ DİNİ İNANCI GEREĞİ YAPTIĞINI, YAPMADIĞINI ÖLÇMEK KAMU GÖREVLİLERİNİ, KAMUYU YÖNETENLERİN, KAMU ADINA YETKİ KULLANANLARIN HADDİ DEĞİL”

Anayasaya bunu bu şekliyle koymak kızlarımızın başörtüsü hakkını sadece dini inanç üzerinden güvence altına almayı öngörmek demektir. Bu ise dini inancına göre değil de başka sebeple başörtüsü takmak isteyenlerin hakkını güvence altına almayacağı gibi aynı zamanda neyi dini inanç gereği olduğu, neyin dine uygun olup olmadığı konusunda o hakkın sahibi olanın düşüncesi değil iktidar sahiplerinin düşüncesi öne çıkmaya başlayacaktır. Dini tarif etme hakkı sizde değil. Kızlarımızın neyi dini inancı gereği yaptığını, yapmadığını ölçmek kamu görevlilerinin, kamuyu yönetenlerin, kamu adına yetki kullananların haddine değil. Yarın siz bu maddeyi böyle düzenlerseniz ‘Hayır, sen dini inancın gereği başörtüsü takmıyorsun’ deme hakkını verirsin yönetenlere. Bırakın hangi sebeple başını örtmek istiyorsa örtsün, hangi sebeple başını açmak istiyorsa açsın.

“ONLAR NE YAZIK Kİ AYNI STATÜYE ULAŞAMAMIŞ KARDEŞLERİNİN ENDİŞELERİNİ SİYASETEN KULLANMA HEVESİNE HEBA ETTİLER”

Oraya başörtülü milletvekili arkadaşlarımız geldi, beraber parlamentoda görev yapıyoruz. Dün geçmişte yaşadıkları sıkıntıları anlattılar, etkilendik, kendilerine bunu da söyledik. Ancak bir başka şey gördük; onlar statü kazanmış başörtülü milletvekili arkadaşlarımız. Anlattıkları acıları, ızdırapları beraber yaşadıkları başka başörtülü kızlarımız vardı, onların arkadaşları. Onların bir kısmı statü kazanıp TBMM’ye geldiler, bir kısmı statü kazanamadılar, yani milletvekili olamadılar, bu meseleyi çözebilecek bir statüye kavuşamadılar. Şimdi dün şöyle bir imkan vardı, bu imkanı kazanan milletvekili olmuş başörtülü milletvekillerinin bir büyük tarihsel uzlaşmaya katkıda bulunarak o statüye kavuşamamış, geçmişte beraber ortak acılar çektikleri arkadaşlarının meselelerini çözebilme imkanları vardı. Onlar ne yazık ki aynı statüye ulaşamamış kardeşlerinin endişelerini siyaseten kullanma hevesine heba ettiler.

“BİZ BUNDAN SONRA BU ŞEKLİYLE BU TEKLİFE ARTIK GENEL KURUL’A İNDİRSELER DE HERHANGİ BİR BİÇİMDE DESTEK VERMEYİZ”

Kızlarımız, kardeşlerimiz, analarımız; başını örtmek ya da örtmemek istemeyenler, kılık kıyafetine karışılmasını istemeyenler, kılık kıyafetlerinin siyasetin malzemesi olmasından rahatsız olan bütün vatandaşlarımıza sesleniyoruz; güvenceniz biziz, korkmayın. 14 Mayıs’ta ‘Yeter söz milletin’ diyecek bu milletimiz, inşallah 14 Mayıs’ta iktidara geleceğiz. Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayı Cumhurbaşkanı olacak, milletimizin desteğiyle bu istismarcı anlayışın parlamentodaki etkisini ortadan kaldıracağız. Haklarınızın güvencesi biziz, hiç endişe etmeyin. Biz bundan sonra bu şekliyle bu teklife artık Genel Kurul’a indirseler de herhangi bir biçimde destek vermeyiz.”

 

25 Oca 2023 - 15:40 Ankara- Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.