BAYIR AİLESİ AVUKATI VARGÜL: “BU KARAKOL DEĞİL, KALEKOL. GÖRÜNTÜ OLMAMASI İMKÂNSIZ. KAMERA GÖRÜNTÜLERİ NEREDE?”

İstanbul'un Ataşehir ilçesinde bulunan Mustafa Kemal Paşa Polis Merkezi’nde ırkçılığa ve işkenceye maruz kaldıklarını iddia eden Roman kökenli Resul Bayır (41) ile oğlu Hüseyin Bayır’ın (25), “kamu görevlisine hakaret” ve “kamu görevlisine karşı görevi yaptırmamak için direnmek” suçundan yargılandık...

Haber albümü için resme tıklayın

CEREN BALA TEKE

İstanbul'un Ataşehir ilçesinde bulunan Mustafa Kemal Paşa Polis Merkezi’nde ırkçılığa ve işkenceye maruz kaldıklarını iddia eden Roman kökenli Resul Bayır (41) ile oğlu Hüseyin Bayır’ın (25), “kamu görevlisine hakaret” ve “kamu görevlisine karşı görevi yaptırmamak için direnmek” suçundan yargılandıkları davada, duruşmaya katılmayan müşteki polis memurları hakkında zorla getirilme kararı verildi. Duruşmanın ardından ailenin avukatı Suzan Vargül, “Bu karakol değil, kalekol. Görüntü olmaması imkânsız. Esnaf değil bunlar. Savcının bağımsızlığı noktasında da şüpheliyim aynı ifadeyi vermelerine rağmen ‘Nasıl aynı şekilde anlatıyorsunuz’ diye sormamış ya da kamera görüntüleri nerede? Neden usulen işlem yapmış? ‘Benden yana bir eksiklik olmasın’ dediğinin bir göstergesi bu açıdan” dedi.

Ataşehir ilçesinde bulunan Mustafa Kemal Paşa Mahallesi’nde 31 Mayıs 2022 tarihinde bir düğüne katılan Roman asıllı Resul Bayır ile oğlu Hüseyin Bayır, iddiaya göre “gürültü ihbarı” üzerine düğün yerine gelen polise, “hakaret ettikleri” ve “görevlerini yaptırmamak için direndikleri” gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Baba Resul Bayır ile oğlu Hüseyin Bayır’ın iddiasına göre kendilerini Mustafa Kemal Paşa Polis Merkezi’ne götüren polis memurları tarafından “işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmışlardı.” Polisler hakkında suç duyurusunda bulunan baba ve oğul Bayır’ın şikâyeti üzerine polisler hakkında açılan soruşturma devam ediyor.

Polislerin, haklarında işlem yaptığı Resul Bayır ile Hüseyin Bayır hakkında Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nde, “kamu görevlisine hakaret” ve “kamu görevlisine karşı görevi yaptırmamak için direnmek” suçlarından dava açılmıştı. Baba Bayır hakkında 2 yıl 3 ay 15 günden 10 yıl 11 aya kadar, oğlu Bayır hakkında ise 10 aydan 7 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Davanın ilk duruşması ise 17 Ocak’ta İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmüştü. 

Bayır ailesi; kendilerine yöneltilen suçlamaları reddettiklerini, polislere hiçbir şekilde direnmediklerini ve hakaret etmediklerini, aksine polisler tarafından defalarca kez hakaret edildiğini ve Resul Bayır’ın karakoldan çıkarken yere itilerek yüz üstü darp edildiğini ifade etmişti.

Ailenin avukatları, dosyadaki eksiklere ve hukuka aykırılıklara dikkat çekerek, delillerin eksiksiz olarak toplanmadığını, müvekkillerinin mağdur sıfatıyla yargılanması gerektiğini vurgulamış, “ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini” ifade etmişlerdi.

Mahkeme, ifadelerin alınmasının ardından, olaya ilişkin varsa kamera görüntülerinin istenmesine, müştekiler hakkında işkence ve kötü muamele iddiasıyla devam eden soruşturma dosyasının istenmesine karar vermişti. Mahkeme ayrıca, usulüne uygun bir şekilde kendilerine davetiye çıkarılan müşteki polis memurlarının, duruşmaya mazeretsiz bir şekilde katılmadıkları gerekçesiyle haklarında bir sonraki duruşmaya zorla getirilme kararı vermişti. Duruşma, 7 Haziran 2023 tarihine ertelenmişti.

“POLİSİN İDDİASI RESUL’UN KAÇTIĞI, OĞLUNUN MUKAVEMET GÖSTERDİĞİ”

Ailenin avukatlığını üstlenen Avukat Suzan Vargül, yargılamanın ilk duruşmasının ardından şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bir aile dostunun düğününde polis işkencesi uygulanıyor Resul Bayır’a. Zaten kendisine karşı önceden bir kin ve öfke olduğunu anlıyoruz. Özellikle Resul Bayır hedef alınarak düğün dağıtılmak isteniyor. Düğün sahibi olmadığını belirtiyor. Zaten Mustafa Kemal Mahallesi’nde Romanlar yaşar. Burada bir de kalekol var. Özel hareket polisleri yer alıyor. Buradan ek takviye alıp, düğün alanına geliyorlar. Düğün dağılmamış. Resul Bayır’ı hedef alıyorlar. Polis zorla götürüyor. İlgisi olmadığını belirtiyor ve ‘Kendi aracımla geleceğim, hukuka aykırı bir şey yapmadım’ diyor. Aracı kendi kullanıyor, kalekola gidiyorlar. Kalekola gittiklerinde Resul Bayır ve polislerin iddiası ‘cumhurbaşkanına hakaret’ oluyor. Uzun bir vakit de konuşmuşlar, sohbet etmişler. Resul’un ifadesine göre ‘Getirdiniz, artık gideyim’ demiş. ‘Kapıya kadar geçirin’ demiş. Görüntülerde de var. Polislerle çıkıyor. O arada annesi fenalaşıyor, ona koşarken polis kalabalığı dağıtmak için Resul’u ve oğlu Hüseyin’i alıyor. Resul’u almaya gelmişler çünkü normalde Pendik’te oturuyorlar. Polisin iddiası Resul’un kaçtığı, oğlunun mukavemet gösterdiği. Görüntüler de çok kısa. O kadar polisin arasında aile bir şey de yapamaz. Resul ve Hüseyin’i alıyorlar. Resul’un babasını itekliyorlar, kolu kırılıyor. Adı Yaşar Bayır. 45 dakika-1 saat işkence uyguluyorlar. Hüseyin Bayır’ın kaşı patlamış, darp izleri var. Resul Bayır’ın dişi kırılmış yine onda da darp izleri var. Akabinde de polisler ‘Sevk verecektik, tutanak tutamadık’ ondan beklediler diyor.

“SADECE POLİSİN BEYANI ESAS ALINARAK HIZLICA BİR İDDİANAME HAZIRLANDI”

Kalekolun görüntülerini istedik ve teknik bir arızadan veremediklerini söylediler. Savcıya dedim ki ‘Bu polisler kendilerini aklamak istiyorsa; çapraz sorgu yapın. Kendileri diyor ki ‘Kamera görüntülerinden de anlaşılacağı üzere bir şey yapmadık’.  Kamera görüntüsü varsa neden dosyada yok. Resul Bayır’a da ‘Polise hakaret ettim, alkollüydüm ve düştüm’ dedirtiyorlar. Madem alkollüydü polis neden alkollü birine araç kullandırdı? Darp izlerini buna bağlatmaya çalışıyorlar aslında. Öbür karakola götürüyorlar. Teslim edip gitmeleri lazım ama kendileri bizzat katılıyorlar sorguya. Amaç ifadeyi değiştirmek. ‘Polise hakaret ettik, cumhurbaşkanına hakaret ettik. Düğünü dağıtmadık’ dedirtiyorlar. Oğlu da aynı şekilde. Sabah savcılıkta güvenli ortamda işkenceye maruz kaldıklarını olayın öyle olmadığını anlatıyorlar. Müvekkillerimiz işkenceden şikayetçi olduğu için bu dava aslında. Sadece polisin beyanı esas alınarak hızlıca bir iddianame hazırlandı. Müvekkillerin şikayetçi olma yolunu kapatırlar bu şekilde. Bizim dosyamız Mayıs’tan beri devam ediyor. Dört polisin dördü de aynı ifadeyi vermiş noktasına, virgülüne kadar. Bu da normal değil. Avukat eşliğinde verilmiş ifadeler. Karakolda avukatsız verilen ifadelerde değişiklik olur çünkü usulen bir değişiklik yok. Bayır ailesi avukatsız veriyor ifadeyi. Savcılıkta rahatlayıp durumu izah ediyorlar. Savcılık dosyaları açılmışken bize başvurdular.

“GÖRÜNTÜ OLMAMASI İMKÂNSIZ, ESNAF DEĞİL BUNLAR”

Aslında polislerin tutumuna baktığımızda kalekol görüntülerinin gelmemiş olması garip. Zaten bakın, bu karakol değil, kalekol. Görüntü olmaması imkânsız. Esnaf değil bunlar. Savcının bağımsızlığı noktasında da şüpheliyim aynı ifadeyi vermelerine rağmen ‘Nasıl aynı şekilde anlatıyorsunuz’ diye sormamış ya da kamera görüntüleri nerede? Neden usulen işlem yapmış? ‘Benden yana bir eksiklik olmasın’ dediğinin bir göstergesi bu açıdan. Ayrıca Bayır ailesine bunları yapan polis Kenan Aslan’ın birçok Roman’a işkence yaptığı iddiaları da var. Özellikle Roman aileler özelinde. Bir Roman ailenin evine baskın yapılmış mesela ve gözaltına alacağı kişinin bacaklarını kırmış. Romanlar zaten sürekli olarak uyuşturucu ve benzeri sebeplerle kriminalize edilmeye çalışılıyor. Mahallede kalekol bulunması da bunun bir kanıtı. Bayır ailesi de mahalleden bu baskılar yüzünden taşınmış. Normalde Pendik’te yaşıyorlar. O gün için ise düğün amaçlı mahalleye gitmişler. Ki zaten ailelerinin büyük bir bölümü halen o mahallede yani ziyarete de gidip geliyorlar.”

"ADALETE ERİŞİMDE DEZAVANTAJLI GRUPLARIN YAŞADIĞI ENGELLEMELERİN ORTADAN KALDIRILMASI, ANTİGYPYİSİZMLE VE AYRIMCILIKLA MÜCADELEDE ETKİN MEKANİZMALARIN OLUŞTURULMASI İÇİN BAKANLIĞINIZIN ÖZEL ÇALIŞMALARI VAR MIDIR"

HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi vererek konuyu TBMM gündemine taşıdı. Hatimoğlulları'nın şunları sordu: 

"İşkenceye ve ırkçı söylemlere maruz bırakılan Roman ailenin şikayetçi olduğu kolluk görevlileri hakkında iddianame neden hazırlanmamıştır? İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, "Hakaret, görevi yaptırmama için direnme' iddialarıyla adalet arayışındaki Bayır ailesi hakkında ceza isteminde bulunarak mağdur aile sanık durumuna mı getirilmek istenmiştir? Bugüne kadar polisler tarafından yapılan benzer şekildeki ve kamuoyuna yansıyan ırkçı söylemler, saldırılar ile ilgili ne tür işlemler yapılmıştır? Son on yılda Romanlara ve diğer halklara yönelik yapılan benzer saldırıların sorumlularının kaçı yargılanmış, kaçı ceza almış, hangi suç kapsamında değerlendirilmiştir? Adalete erişimde dezavantajlı grupların yaşadığı engellemelerin ortadan kaldırılması, Antigypyisizmle ve ayrımcılıkla mücadelede etkin mekanizmaların oluşturulması için Bakanlığınızın özel çalışmaları var mıdır? Ağır insan hakları ihlallerinden olan işkence suçuna karşı tolerans gösterilmemesi; özellikle kapalı kurumlardaki işkence ve kötü muamele iddialarının etkin şekilde araştırılması, önleyici çalışmalar yürütülmesi sağlanacak mıdır? Bayır ailesine dönük yargılamada ve ailenin suç duyurusu sürecindeki soruşturmada yargı bağımsızlığının güvence altına alınması sağlanacak mıdır? Mağdurların iyi olma halini korumaya yönelik iyileştirici ve güçlendirici mekanizmalar oluşturulması için çalışmalarınız var mıdır?" 

 

 

19 Oca 2023 - 12:51 İstanbul- Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.