TUNCAY ÖZKAN: 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI, VARLIĞIMIZIN BAYRAMIDIR. DÜŞMANA, HAİNE, KÖTÜYE İNAT; KUTLU OLSUN

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Tuncay Özkan, 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajında, “Vatan, namus ve ahde vefayı ayaklar altına alan düşmana sahip çıkmak; hainlerin, kötülerin görevidir. Toplumumuzda ‘Keşke Yunan işgali altında kalsaydık’ söylemi, Atatürk ve Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı değersizleştirme,...

+3
Haber albümü için resme tıklayın

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Tuncay Özkan, 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajında, “Vatan, namus ve ahde vefayı ayaklar altına alan düşmana sahip çıkmak; hainlerin, kötülerin görevidir. Toplumumuzda ‘Keşke Yunan işgali altında kalsaydık’ söylemi, Atatürk ve Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı değersizleştirme, Çanakkale Savaşı’nı hor görme çabası, bu kötülüğün dilidir. Bu dil; lanetli, alçak ve sinsidir. Özgür ve bağımsız yurttaşın ödevi; vatanını, özgürlüğünü, namusunu korumak ve yüceltmektir… 30 Ağustos Zafer Bayramı, varlığımızın bayramıdır. Düşmana, haine, kötüye inat; kutlu olsun” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Özkan, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla bugün sosyal medya hesabında bir kutlama mesajı yayınladı. Özkan’ın mesajı şöyle:

“BU ZAFER OLMASAYDI TÜRKİYE YOKTU”

“Tarih bilincinden yoksunluk, ulus ve vatan sevgisinden habersiz kılar insanı. Affedilmez bir hatadır. 30 Ağustos Zafer Bayramı, tarih bilincimizin kılavuzudur. Bu zafer olmasaydı Türkiye yoktu. Özgürlük, bağımsızlık ve namus yoktu. Emperyalizmin kölesi, işgalcilerin ayaklarının altındaki paspas olmuştuk.

Özgürlük, vatan ve namus için verilen savaşları ‘lanetli’ görmek, zalime acımak, zulmüne sessiz kalmak, işgalciyi mazlum milletle karıştırmak, ancak cahillik hastalığıyla, kötülükle veya hainlikle mümkündür. Toplumumuzda, çok az sayıda olsalar da bunların hepsinden bulunmaktadır. Oysa ulusumuzun dilinde duadır: Hürriyet için dipçik tutan el dert görmesin.

Bunun için vatan, özgürlük, namus ve ahde vefa uğruna ölenlere, toprağa kefensiz gömülenlere ‘şehit’ diyoruz. Ölümsüz sayıyoruz. Onlar sayesinde varız ve var olmaya devam ediyoruz.

KÖTÜLÜĞE LAF YETİŞTİRİLMEZ, YANIT VERİLMEZ. KÖTÜLÜKLE MÜCADELE EDİLİR”

Zaferimizin hangi bedellerle kazanıldığını biliyoruz. Zaferimizi sağlayanlara sonsuz bir saygı hissediyoruz. Biliyoruz ki ‘Saygı, yaşamdan daha uzun sürer’. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden, zalimi mazlumdan, dostunu düşmanından ayırt edemeyenlere ‘kötü’ diyoruz. Kötülüğe laf yetiştirilmez, yanıt verilmez. Kötülükle mücadele edilir. Kötü, ahlaksızlaştırmaya, değersizleştirmeye, öldürmeye çalışır. Kötülük, uluslar için yıkıma, insanlar için felakete neden olur. Vatan, namus ve ahde vefayı ayaklar altına alan düşmana sahip çıkmak; hainlerin, kötülerin görevidir.

“‘KEŞKE YUNAN İŞGALİ ALTINDA KALSAYDIK’ SÖYLEMİ, ATATÜRK VE ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZI DEĞERSİZLEŞTİRME, ÇANAKKALE SAVAŞI’NI HOR GÖRME ÇABASI BU KÖTÜLÜĞÜN DİLİDİR”

Toplumumuzda ‘Keşke Yunan işgali altında kalsaydık’ söylemi, Atatürk ve Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı değersizleştirme, Çanakkale Savaşı’nı hor görme çabası, bu kötülüğün dilidir. Bu dil; lanetli, alçak ve sinsidir. Özgür ve bağımsız yurttaşın ödevi; vatanını, özgürlüğünü, namusunu korumak ve yüceltmektir.

Barış, ancak bu kararlılıkla mümkündür. Barış, ancak bu ruha sahip yurttaşların taçlandıracağı bir tutumdur. Kötüler barışa inanmazlar. Hiçbir kötülük, barış ve özgürlük getirmemiştir. Barış, hainlerin ve kötülerin içini dolduracağı bir kavram değildir. Barış, onların kirletmek için çabaladığı, zorda kaldıkça sığındığı, ulusun yüksek karakterinin koruduğu bir huzur limanıdır. Türkiye, bu limanı, Atatürk’ün önderliğinde özgürlük, vatan, namus ve ahde vefa için ölümü göze alan kadınları, erkekleri ve çocuklarıyla 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü inşa etti. Bu devrimci tutumu sonsuza kadar koruyup güçlendirmeye, kurucu atalarımıza söz verdik.

Düşman 9 Eylül 1922’de İzmir’den kaçarken limanlardan hâlâ Türk kanı oluk oluk akıyordu. Düşman eliyle yakılan İzmir’den dumanlar yükseliyordu. Özgürlüğe uzanan bir el gibi kente girmeye çabalayan ilk müfrezemiz, kaçarken pusu kuran işgalci Yunan birliklerinin tuzağına düştü. Bizimkiler Dumlupınar’dan kopup geliyordu. Özgürlük, vatan, namus ve ahde vefa için kendilerini hiç önemsemeden atılıyorlardı İzmir’e doğru. Çünkü İzmir yanıyordu. Çünkü kan oluk oluk akıyordu.

“GÖRDÜKLERİ KORKUNÇ MANZARA, ONLARI İZMİR’E DOĞRU BİR FIRTINAYA DÖNÜŞTÜRDÜ”

Masumiyet katlediliyordu. Binlerce kadının kasatura ile rahmi parçalanmıştı, yollarda gördüler. Binlerce kadının ağzı, burnu, kulağı kesilmişti; yollarda gördüler. Çocuklar öldürülmüştü, yollarda gördüler. Aslında koşmaya mecalleri yoktu. Bitkin ve bitaptılar. Ama gördükleri korkunç manzara, onları İzmir’e doğru bir fırtınaya dönüştürdü. Ayaklarında çarık, üstlerinde yırtık mintan; koştular, koştular, koştular. Bornova üzerinden kente girerken akıllarında sadece kurtaracakları vatan toprağı, kadınlarımız ve çocuklarımız vardı. Öldüler. Pusuda öldüler. Onların şehit düştüğü yerde İzmir’in masum insanları bir anıt yaptırdılar. O anıtın kaidesinde şöyle yazıyor; ‘Vatan ve namus için öldüler’.

“30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI, VARLIĞIMIZIN BAYRAMIDIR. DÜŞMANA, HAİNE, KÖTÜYE İNAT; KUTLU OLSUN”

Kötülük ile savaşta öldüler. Şimdi yüz yıl sonra tekrarlamakta fayda var. Dostlar hatırlasın, düşman unutmasın varlığımızı diye. İzmir’deyiz. 30 Ağustos Zafer Bayramı, varlığımızın bayramıdır. Düşmana, haine, kötüye inat; kutlu olsun.”

30 Ağu 2022 - 12:46 Ankara- Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.