ÇALIKUŞU'NA DEMİRTAŞ'TAN MEKTUP

Edirne Cezaevi'nde 5 yıldır tutuklu bulunan HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, aralarında Avukat Figen Çalıkuşu'nun da bulunduğu bir grup aydına gönderdiği mektupla, "Demokrasi Sözleşmesi" çağrısında bulundu.

Mektubun tam metni şöyle:

"Sayın Figen Çalıkuşu,
Aileniz ve sevdiklerinizle birlikte iyi olduğunuzu umuyorum.
Beş yılı aşkın süredir siyasi rehine olarak cezaevinde tutulmama rağmen halka karşı duyduğum
sorumluluğun gereği olarak zaman zaman düşüncelerimi kamuoyuyla paylaşıyorum. Sizinle birlikte,
çok sayıda aydın, sanatçı, akademisyen ve gazeteciye gönderdiğim bu mektubu da aynı motivasyonla
kaleme alıyorum. Elbette ki mektubumun bir muhatabı da kendilerine ulaşamadığım tüm değerli
demokrat aydınlardır.
Değerli arkadaşım,
Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu uzun uzun anlatmaya gerek görmüyorum. Yaşananların zaten
tanığı, bir yönüyle mağdurusunuz. Bulunduğunuz yerden bir arayış, bir çözüm umudu yaratma çabası
içinde olduğunuzdan da eminim. Bununla birlikte, karşımızdaki zorbalığın elinde tuttuğu ve çılgınca
kullanmaktan çekinmediği gücün yarattığı tehdidin de farkındayım. Bu durumla baş edebilmek için
yürütülen özverili mücadeleleri de görüyor, takdir ediyorum. Ancak içinde bulunduğumuz kritik
sürece ilişkin yeni şeyler söylemenin önemini vurgulamak, bu doğrultudaki düşüncelerimi sizinle
paylaşmak istiyorum.
Elbette hiçbirimizin elinde sihirli değnek yok. Ülkemizin içinde bulunduğu kaos ve sürüklendiği
çöküşten çıkışın biricik yolu farklılıklarımızla birlikte, ortak akılla hareket etmektir. Aynı denizde
buluşan ayrı nehirler olarak akmak bir zaaf değil, demokrasinin gücü ve güzelliğidir. İktidarın en çok
çekindiği ve engellemeye çalıştığı şey de budur. Bu nedenle kesintisiz bir kirli propaganda çalışması
yürüterek başta HDP olmak üzere tüm muhalif kesimleri düşmanlaştırmaya, kriminalize etmeye
çalışıyorlar.
Oysa muhalif kesimlerin hiçbiri ne halk ne de Türkiye düşmanıdır. Herkes, hepimiz tüm iyi niyetimizle
ülkede yaşanan çöküşü durdurmaya, toplumu felaketten kurtarmaya çalışıyoruz. Kimliklerimiz,
inançlarımız, siyasi görüşlerimiz birbirinden farklı olmasına rağmen Türkiye’nin aydınlık ve ortak
geleceğine olan inancımız nedeniyle akla en uygun olanda yani demokrasinin temel ilkelerinde
buluşmaya çalışıyoruz.
Tüm bozma girişimlerine karşın bu doğrultuda önemli ve anlamlı mesafeler de alınmıştır. Bunu
görmezden gelmediğimi belirtmeliyim. Ne var ki gelinen aşamada, giderek büyüyen bir riskin de altını
çizmek zorundayım. Muhalefetin farklı şekillerde bir araya gelme girişimleri henüz yeterince
toplumsal heyecana, kolektif bir umuda yol açmamış, toplumun çoğunluğunu tatmin edememiştir.
Kanımca bunun temel nedeni, köklü bir zihniyet devrimi ve yapısal değişiklikler yerine, genelde iktidar
değişimini hedefleyen yetersiz yaklaşımlardır. Muhalefet, bu haliyle bir kısır döngü içindeymiş
görüntüsü veriyor. Eski düşünce kalıpları ve yüz yıllık gereksiz korkular ile milliyetçi reaksiyonların
rengini verdiği tutumlar hiçbirimize yeni bir yaşam vaat etmiyor. Temel hedef, taktiksel iş birlikleriyle
seçim kazanmaya çalışmak olmamalıdır. Tam tersine asıl hedef, seçimler aracılığıyla Cumhuriyet’i
demokrasi temelinde yeniden inşa etmek olmalıdır.
Sevgili dostum,
2023 yılında, Cumhuriyet’in ikinci yüz yılına girilirken ne yazık ki bir kez daha Kürtler, Aleviler ve farklı
inanç grupları başta olmak üzere önemli toplum kesimlerinin ve sol, sosyalist güçlerin sürecin dışında
tutulmaya çalışıldığını gözlemliyorum. Bunun bir nedeni, iktidarın hedefi haline gelmenin yarattığı
çekingenlik olsa da asıl nedenin, sorunlara geçmiş kodlarla yaklaşmak olduğu düşüncesindeyim.
Bunca deneyim, sorgulama ve tartışmaya rağmen resmî ideoloji sınırlarının dışında, devletçi ve
milliyetçi anlayışın ötesinde yeni bir perspektif ortaya konulamıyor. Oysa Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı
Kürtler, Aleviler ya da çeşitli inanç grupları ile kimlikler Türkiye’nin ana unsuru, parçası, sahibidir. On
milyonları bulan nüfuslarıyla eşitliğe, özgürlüğe, hakkaniyetli bir yaklaşıma her halk, her yurttaş kadar
layıktırlar.
Tüm baskılara ve akıl almaz zorlamalara rağmen Kürtler halen birlikte, yan yana yaşama taraftarıdır.
Bugün Türkiye’de iddianameler ve ceza kararları dışındaki tek bir belgede Kürt sözcüğü geçmez. Yani
yirmi milyon Kürt resmiyette yoktur, yüz yıldır üstü çizilmiştir. Bizim de ısrarla altını çizmemizin
nedeni budur. Kürt sorununun çözümünü sırf ben Kürt olduğum için değil, bu sorun çözülemezse
ülkeye demokrasinin gelmesi mümkün olamayacağı için çok önemli görüyorum. Hakeza Alevi
yurttaşlarımızın, neredeyse devletin tümünden dışlanmış olmaları, Cumhuriyet’in ikinci yüz yılında
yeniden inşa sürecine eşit yurttaşlık talebiyle katılmalarını zorunlu kılmaktadır. 1923’ten sonra
2023’te de Kürtlerin, Alevilerin ve diğer kesimlerin yok sayılmaları demokrasiyi kurmayı imkansız hale
getirir. Zaten böyle bir yaklaşımın kendisi demokrasiye temelden aykırıdır.
Kürt sorunu dahil tüm temel demokrasi sorunlarında beklentimiz seçim döneminde nihai çözüm
sağlanması değil elbette. Çözüm, bir süreç ve kapsamlı bir demokratikleşme işidir. Ancak daha en
baştan ortaya konulacak tutum hem seçimin kaderini belirleyecek hem de seçimler sonrasında gerçek
demokrasinin ve büyük barışın önünü açacaktır. Bu anlamıyla Kürt sorunu, demokratik tutum
açısından bir turnusol niteliğindedir.
Bizler Kürt siyasetçiler olarak sorunlarımızı diyalogla, müzakere yöntemiyle, barış içinde çözmek için
gayret ediyoruz. Eksiklerimizin, hatalarımızın olduğunun farkındayız. Bu çerçevede her zaman
özeleştirisel bir tutum sergilemekten hiç geri durmadık. Önemli olan çözümün önünü açmak,
demokrasi mücadelesine katkı sunmaktır, derdimiz bir suçlu bulmak, birilerini sorumlu tutmak
değildir. Bununla birlikte tüm siyasi kesimlerin geçmişle yüzleşmelerini ve özeleştirisel yaklaşmalarını
da bekliyor, bunu önemsiyoruz.
Değerli arkadaşım,
Ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda sizin gibi değerli aydınların, yazarların ve sanatçıların çok
önemli bir rol oynayabileceği düşüncesindeyim. Sizler toplumun vicdanı, ortak aklı ve hakkaniyetin
sesi olarak ülkemizin içinde bulunduğu tıkanıklığın aşılmasına katkı sunabilirsiniz. Tarihi bir fırsatın
heba edilmesine engel olabilir, demokrasinin inşasını kolaylaştıracak birlik zeminini yaratabilirsiniz.
Olası bir yanlış anlaşılmayı önlemek için belirtmem gerekir ki kast ettiğim şey, muhalefetin tek bir
ittifakta buluşması değildir. Toplumsal ve siyasal muhalefetin demokrasi paydasında gönül birliği, söz
birliği etmesidir.
Bu doğrultuda, bulunduğunuz yerden sesinizi yükseltmeniz, hiç kimsenin ve hiçbir kesimin
dışlanmadan Cumhuriyet’in ikinci yüz yılında yeniden inşa sürecine dahil edilmesini talep etmeniz çok
önemli olacaktır. Ayrıca yaşanan yıkımın yol açtığı tahribatların daha da artmaması için kesintisiz
şekilde sürece dahil olmanız, tam demokrasi talebinizi sürekli şekilde görünür kılmanız da çok acil bir
toplumsal ihtiyaçtır. Halk bu kadar nefessiz kalmış ve adeta kan ağlıyorken aktif bir tutum almak sizler
gibi aydınların tarihsel sorumluluğudur.
Elbette neler yapacağınızı, neler yapabileceğinizi en iyi siz bilirsiniz. Ancak yine de öneri sunmam
gerekirse yazılarınızla, sosyal medya mesajlarınızla, panel ve söyleşi gibi etkinliklerinizle,
yayımlayacağınız deklarasyonlarla, röportaj veya kısa videolarla, belki tüm sivil toplum örgütleri ve
siyasi parti genel başkanlarının imzasına açacağınız “Demokrasi Sözleşmesi” gibi aktivitelerle sistemli,
örgütlü bir aydın hareketini hayata geçirerek Cumhuriyet’in ikinci yüz yılını demokrasi ile
taçlandırmaya çok kıymetli katkılar sunmuş olursunuz. Hepimizin hayalindeki aydınlık yarınlara bir
adım daha yaklaşılmasını sağlarsınız. Seçim öncesi ve sonrası tüm bu tarihi süreçlerin hem gözlemcisi
hem destekçisi hem denetçisi olursunuz. Oluşturacağınız “Aydınlar Heyeti” ile tüm gelişmeleri, siyasi
aktörler dışında üçüncü göz olarak yakından takip edersiniz. Ya da “Bir Hayalimiz Var” adıyla bir
konferans düzenler ve hepimizi, siyasal ve toplumsal muhalefeti o konferansta, o hayal etrafında
buluşturur, birlikte mücadele ve beraber inşa ortamı yaratırsınız.
Sizin de paylaştığınıza inandığım ortak hayalimiz olan gelecek Türkiye’sinde teklik değil, çok
kültürlülük, çok dillilik var. Tek adam yerine çoğulculuk var. Emeğin acımasızca sömürüsüne karşı
hakça paylaşım var. Kadınlar eşit, özgür ve güçlüdür bizim hayalimizde. Devlet çetelerin yuvası değil,
halkın hizmetkarıdır. Yerinden yönetim modelleriyle her yurttaş söz ve karar sahibidir.
Bizim hayalimizdeki Türkiye, çiçek bahçesi gibidir ve herkes kendi kimliğiyle, inancıyla, yaşam tarzıyla
özgürce yer alır bu bahçede. Hepimizin kendimiz kalarak bir olması vardır. Tek ırk değil, tek yürek
olmaktır hayalimiz. Özgürlükçü laiklik sayesinde inanç özgürlüğü de vardır hayalimizde, dinlere saygı
da. Doğa emrimize amade değildir, biz doğanın parçasıyızdır. Silah, çatışma, kan, göz yaşı yoktur;
onurlu barıştır hayalimiz.
Hayallerimizi paylaşan herkesle yan yana durabilmeliyiz. Biz bunda kararlıyız. Cesuruz, samimiyiz.
Kimsenin kaybetmediği, ötekileştirilmediği, zulüm görmediği yeni bir yaşamdır hayalimiz.
Kıymetli dostum,
Nasıl bir seçim süreci yaşayacağımızın, hatta seçimi yaşayıp yaşayamayacağımızın bile belli olmadığı
bu olağanüstü dönemde hepimizin tutumu da olağanın üstünde, alışılmışın dışında olmalıdır. Seçim
ve sandık güvenliği dahil tüm konularda sizlerin çağrıları, yönlendirmeleri, yaratacağı motivasyon
hayati derecece önemli olacaktır. Bu konularda en aktif tavrı alacağınızdan şüphe duymuyorum.
Bu mektubu size, sevgili hayat arkadaşım Başak aracılığıyla ulaştırıyorum. Kendisine ileteceğiniz
görüş, öneri ve eleştirilerinizi almaktan büyük mutluluk duyacağımı bilmenizi isterim.
Tarih her birimize onurlu sorumluluklar yüklemişken sizin de cesaret ve kararlılıkla tarihsel rolünüzün
gereğini yerine getirmekten bir an olsun çekinmeyeceğinize yürekten inanıyor, eğer varsa ortak
hayallerimiz, bunun için tüm olanaklarınızla katkı sunmanızı diliyor, özgür yarınlarda görüşebilmek
umuduyla en sıcak selam ve sevgilerimi gönderiyorum.
Hücre arkadaşım ve Diyarbakır halkının yüzde 63 oyuyla belediye başkanı seçilmesine rağmen dört ay
içinde görevden alınarak yerine kayyum atanan, yetmezmiş gibi, bir kumpasla hapsedilen Dr. Adnan
Selçuk Mızraklı’nın da içten selamlarını iletiyorum.
Dostlukla…
Selahattin Demirtaş
Edirne Cezaevi"

12 May 2022 - 13:13 - Siyaset



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Grafiti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Grafiti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Grafiti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Grafiti değil haberi geçen ajanstır.